BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Eko Life

Eko Life

Bir anket yapılsa ve “Türkiye’nin şu yaşadığı ekonomik kriz içerisinde en başarılı ekonomi adamı kimdir?” diye bir soru sorsalar, hiç düşünmeden vereceğim cevap, Dış Ticaret Müsteşarı Kürşad Tüzmen olur.



Eximbank’ta neler oluyor? Bir anket yapılsa ve “Türkiye’nin şu yaşadığı ekonomik kriz içerisinde en başarılı ekonomi adamı kimdir?” diye bir soru sorsalar, hiç düşünmeden vereceğim cevap, Dış Ticaret Müsteşarı Kürşad Tüzmen olur. Nitekim, Ekonomist dergisi de “En Başarılı Bürokrat” olarak Tüzmen’i gördü ve ödüllendirdi. Bu ödülü alan Tüzmen’i de bağlı olduğu Devlet Bakanı Tunca Toskay da, üç gün sonra görevden aldı. Bu konudaki yorumlarımıza geçmeden önce, bir grup Türk işadamı ile birlikte Mart’ın başında Irak’a giden ve orada yaklaşık 300 milyon dolarlık bir ticaret bağlantısı sağlayan Kürşad Tüzmen’le ilgili, bizzat yaşadığımız bir gelişmeyi aktaralım. Tüzmen ve heyet Türkiye’ye döndükten sonra kendisine ulaşmak istedik. Irak’ta olup bitenler hakkında ve ne gibi çalışmalar yapıldığı konusunda görüşlerine başvuracaktık. Olmadı. Ankara haber merkezindeki arkadaşlarımıza konuyu aktardık. Onlar Tüzmen’e ulaşmalarına rağmen bir cevap elde edemediler. Arkadaşlara sorduk, “Neler oluyor?” diye, “Tüzmen’in canı çok sıkkın, konuşmak istemiyor” cevabını aldık. “Araştırın bakalım şu konuyu” diye üsteleyince, arkadaşlardan ilginç bir açıklama geldi: “Kürşad Tüzmen, ısrarla hiç bir konuda konuşmayacağını söylüyor. Biz de Dış Ticaret Müsteşarlığı’na yakın kaynaklara ve Irak’a işadamlarına sorduk. Bize, ‘Bakan Toskay, Tüzmen’e konuşma yasağı koydu’ dediler. Sebebi ise, Kürşad Tüzmen’in özellikle ihracattaki başarılı çalışmalarından dolayı bağlı olduğu Devlet Bakanlığı’ndan daha ön sıralara geçmesi ve basında çok sık görünmesi olarak gösterdiler. Durum bundan ibaret.” Bu sözler garibimize gitti derken Ankara’dan Kürşad Tüzmen’in, Devlet Bakanı Tunca Toskay tarafından Eximbank’taki görevinden alındığı haberi geldi. Toskay ile Tüzmen arasında bir süredir devam eden bir sıkıntı olduğunu biliyorduk ama bu boyutlara ulaşacağını tahmin etmiyorduk. Çünkü işin ucunda Türkiye’nin menfaatleri vardı ve başarılı bürokratın “pasifleştirileceği” iddialarına inanmıyorduk. Son 3 yıl içerisinde Irak’la neredeyse “sıfır” olan dış ticaretimizi sadece 2001 yılında 1 milyar dolar seviyelerine çıkaran bir bürokratın kolay kolay harcanmayacağı fikrini savunuyorduk. Ama öyle değilmiş... Örneğin, Kürşad Tüzmen’in dün itibariyle Türk-Amerikan İş Konseyi tarafından “İhracatı Geliştirme Ödülü”nü almak üzere Washington’a gitmesi gerekiyordu, gitmedi, gidemedi. Örneğin, bugün Dış Ticaret Müsteşarlığı bir grup Türk işadamını, ihracat gelirlerini artırmaları için Bulgaristan ve Romanya’yı kapsayan bir geziye götürüyor. Eskiden olsa bu grubun başında Kürşad Tüzmen bulunurdu, ama Devlet Bakanlığı bu sefer görevi Tüzmen’e değil yardımcısı Abdullah Köten’e verdi. Biz, Eximbank’ta neler oluyor, diye düşünürken, yeni Yönetim Kurulu’nun isimleri belli oldu... Kulislerde, isimler üzerinde bir çok spekülasyonlar yapılıyor ve Eximbank’a hâlâ bir başkanın atanmaması farklı dillerde yorumlanıyor. Bu iş nereye kadar varacak, çok merak ediyoruz. Kumarhane için referandum İki hafta önce bu köşede Gökçeada’da kumarhane açılması konusunda sektörün ileri gelenlerinin Ankara’da hükümet nezdinde lobi faaliyetleri yürüttüğünü yazmıştık. Gökçeada Belediye Başkanı Halil Rüştü Akgün’ün de bu yönde çalışmaları olduğunu belirtmiştik. Gökçeada’da kumarhane açılmasına direkt olarak Başbakan Ecevit’in izin vermediğini, hatta gerekçe olarak da “Gökçeada’da kumarhane açılırsa, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ekonomisi çöker. Çünkü oranın önemli gelir kaynaklarından biri kumarhanelerdir” sözlerini köşemizde yayınlamıştık. Yazımızla ilgili ilk açıklama geçen hafta içerisinde Turizm Bakanı Mustafa Taşar’dan geldi. Taşar, düzenlediği basın toplantısında, “Kumarhanelerin açılması konusunda ne benim ne de hükümetimizin üzerimizde bir lobi baskısı yok” dedi. Sonra Gökçeada Belediye Başkanı Akgün’den bize bir açıklama ulaştı. Akgün, Gökçeada’da bir kumarhane açılması için lobi faaliyeti yürütmediğini, bu yönde bir çalışması olmadığını söylüyordu. Belli ki, yazımız üzerine Akgün bir hayli sıkıntılı bir hafta geçirmişti. Turizm sektörünün gelişmesi için gayret sarfettiğini söyleyen Akgün, yazısında özetle şunları ifade ediyordu: “Benim gündemimde, Gökçeada’nın gelişmesi için bir yüksekokul açılması, balıkçılığın ıslahı, zeytinciliğin geliştirilmesi, bahçe tarımının kalkınması ve daha verimli hayvancılığın yapılması, ev pansiyonculuğu ile butik oteller kurulması gibi konular bulunuyor.” Akgün’ün açıklamasında yine ilginç bir nokta vardı. Onu da aktaralım: “Kumarhane açılması yönünde bir faaliyet içerisinde değilim. Tabi ki, ‘kumar turizmi’ var olan bir gerçektir. Ancak bu sektör ülkemiz ekonomisine pahalı ve denetim altında işletildiği sürece fayda getirir. Plansız ve denetimsiz bırakıldığında ise telafisi mümkün olmayan sıkıntılar doğurur. Kumarhane turizmi kararı Belediye Başkanı olarak beni aşan bir karardır. Ancak böyle bir konu bize sorulursa tek başımıza Gökçeada’nın geleceğini ilgilendiren bir konuda karar vermemiz mümkün değildir. Eğer yarın Gökçeada’ya kumarhanelerin açılması gündeme gelir ve bizlere sorulursa yapabileceğimiz ilk iş Gökçeadalılar’ın katılımı ile mini bir referandum yapmak ve ona göre tavır almaktır.” Bakan Taşar ve Başkan Akgün böyle diyor. Madalyonun diğer yüzünde, bir turizmci ise, bize, “Versinler izni Yunanlıları ve İsraillileri Türkiye’ye dökeyim” diyor. Görünen o ki, “kumarhane savaşı” bütün hızıyla sürüyor. Bence bu UEFA Cimbom’u yakar İtalya’da Galasataraylı futbolculara saldıran Romalı futbolcular ve “Mussolini polisleri” gündemdeki yerini koruyor. UEFA bu konudaki kararını 22 Mart’ta vereceğine göre daha çok konuşuruz, o tarihten sonra da konuşmaya devam ederiz. Türk basınındaki bazı “saftirikler”, UEFA’nın Roma’ya çok ağır ceza vereceğini falan yazıyorlar ki, çok gülüyorum. Bu işten asıl zararlı çıkacak olan Galatasaray’dır. Neden mi? Buyrun size bir iki not... Türkiye’de çeşitli terör olaylarına karıştıkları için İnterpol nezdinde aranan ve 112’si hakkında kırmızı bülten çıkarılan 214 kişiden çoğu, Avrupa ülkelerinde barınıyor. PKK ve DHKP-C’nin liderleri ile üst düzey yöneticileri Avrupa ülkelerinde yaşıyor. Özellikle Hollanda, Belçika, Almanya ve Fransa’da Türkiye’de sayısız eylemler gerçekleştirmiş insanlar cirit atıyor. Ve Avrupa bu konuda parmağını bile oynatmıyor. Ya da alın size en son Avrupa Parlamentosu’ndan çıkan “terör raporu”... PKK ve DHKP-C’nin adı bile geçmiyor. İşte bu Avrupa’nın içerisinden çıkan UEFA’dan siz nasıl bir karar çıkacağını zannediyorsunuz?
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT