BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Eshabımın sözüne uyunuz!”

“Eshabımın sözüne uyunuz!”

Mezheb imamı demek, Kur’an-ı kerim ve hadis-i şeriflerde açıkça bildirilmiş olan din bilgilerini, Eshab-ı kiramdan işiterek toplıyan kitaba geçiren büyük âlim demektir. Açıkça bildirilmiş olanlara benzeterek meydana çıkaran derin âlimlerdir.



Mezheb imamı demek, Kur’an-ı kerim ve hadis-i şeriflerde açıkça bildirilmiş olan din bilgilerini, Eshab-ı kiramdan işiterek toplıyan kitaba geçiren büyük âlim demektir. Açıkça bildirilmiş olanlara benzeterek meydana çıkaran derin âlimlerdir. Eshab-ı kiramın herbiri müctehid ve mezheb imamı idi. Her biri kendi mezhebinde idi. Hepsi de, mezheb imamlarımızdan daha üstün idi. Mezhebleri daha kıymetli idi. Fakat, bunlar kitablara yazılmadığı için, mezhebleri unutuldu. Bazı cahiller hazret-i Peygamberin mezhebini neydi diye soruyorlar. “Peygamberin, sahabenin mezhebi nedir?” demek, “Ordu kumandanı, hangi bölüğün eridir?” veya (okuldaki öğretmen, hangi sınıfın talebesidir?” demeye benzer. Çünkü sahabenin her biri bir mezheb imamı, hatta mezheb imamlarının hocaları idi. Resulullah efendimiz de kâinatin hocası idi. Hadis-i şeriler, Kur’an-ı kerimi, mezheb imamları da sünneti açıklamışlardır. Âlimler de, mezheb imamlarının sözlerini açıklamışladır. Hadis-i şerifler olmasaydı, namazların kaç rekat olduğu, nasıl kılınacağı, rükû ve secdede okunacak tesbihler, cenaze ve bayram namazlarının kılınış şekli, zekât nisabı, orucun, haccın farzları, hukuk bilgileri bilinmezdi. Sünneti müctehid âlimler açıklamış, böylece mezhebler meydana çıkmıştır. Peygamberimiz de bu âlimlere uymamızı emrediyor: “Kur’an-ı kerime tabi olmak, hepinize farzdır. Onu terk etmek için hiçbir özür olamaz. Kur’an-ı kerimde bulamadığınız işlerde, sünnetime uyunuz. Sünnetimde de bulamazsanız, Eshabımın sözüne uyunuz.” Tâbiinin büyük âlimlerinden Abide bin Amir hazretlerine, Kur’an-ı kerimden bir ayetin hükmü sorulduğunda, “Bu hususta Allahü teâlâdan korkun. Kur’an-ı kerimin manasını hakkıyla bilenler bizden önceydi. Onlar şimdi yok. Onlar bu konuda ne bildirmişlerse bu âyetin manası da odur” buyurdu. “Mezhebe uymam Kur’anla amel ederim” demek, “Kanunlara uymam, yalnız Anayasaya göre hareket ederim” demek gibi yanlıştır. Çünkü Anayasada bütün hükümler, bütün cezalar bildirilmemiştir. Anayasa, kanunlara havale etmiştir. Kanunlardan başka tüzükler, yönetmelikler de çıkmıştır. “Anayasa varken, kanuna lüzum yok” demek ne kadar yanlış ise, “Kur’an varken, mezhebe lüzum yok” demek, bundan daha yanlıştır.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT