BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bilsem ki Döneceksin

Bilsem ki Döneceksin

Soruların bu kadar kolay olacağını hiç beklemiyordu. Sevincini belli etmeden sınıfa baktı. Üç beş öğrencinin dışında çaresiz gözlerle etrafını seyredenleri görünce onlar adına üzüldü. Göz ucuyla Lâle’yi süzdü.



Soruların bu kadar kolay olacağını hiç beklemiyordu. Sevincini belli etmeden sınıfa baktı. Üç beş öğrencinin dışında çaresiz gözlerle etrafını seyredenleri görünce onlar adına üzüldü. Göz ucuyla Lâle’yi süzdü. Bir şeyler yapmaya çalışıyor ya da öyle görünüyordu. Dün eve geldiğinde vakit gece yarısını geçmişti. O saatten sonra ders çalışması zaten mümkün değildi. Babasının kızgınlıkla söylediği sözlere bile karşılık vermeden kendini yatağına atmıştı. Sabiha, dün öğleden sonra dışarıdaki güzel havaya rağmen eve kapanıp ders çalışarak geçirdiği için, şu anda bunun faydasını görüyordu. Sınavda sorulan on sorudan sadece bir tanesinin cevabını yeterince bilmiyordu. Cevapları birbiri arkasınca sınav kağıdına sıralaması sadece yirmi dakikasını aldı. Arkadaşlarının imrenen, kıskanan ya da boş gözlerle onu seyrettiklerinin farkında olmadı. Yan ve arka sıralardan okunmaması için kağıdını ters çevirdikten sonra arkasına yaslandı. Sınav nedeniyle yandaki sırada oturan Lâle, sanki kendisinden yardım bekliyor gibiydi. Bir fırsatını bulup ona yardım etmeliydi. Fakat şu anda mümkün değildi. Sınıf çok sessizdi. Sınav kağıtlarının hışırtısı ve kalemlerin sıranın üzerine bırakılırken çıkarttıkları o belli belirsiz gürültü bile bütün sınıfın dikkatini çekmeye yetiyordu. Öğrencilerin “Sodyum” lakabı taktıkları kimya öğretmeni Macit Bey, pencerenin önündeki kaloriferin korunmalığına yaslanmış, hakim gözlerle sınıfı seyrediyordu. Sabiha, Lâle’ye yardım için en uygun zamanı beklerken, kapıya en yakın sırada tek başına oturan Nihat’ın devamlı kendisine baktığı dikkatini çekti. Nihat sınıfın en çalışkanlarındandı. Zengin bir ailenin tek çocuğu idi. Zayıf ve uzun boyluydu. Sınıftaki en uzun saçlı öğrenci olmasına rağmen tepeden tırnağa bakımlı ve temizdi. Arkadaşlarının içinde beyefendiliği kimseye kaptırmaz, bunun da fazlasıyla hakkını verirdi. Babası büyükelçilikten emekliydi. Nihat’ın çocukluğu yurtdışında üst düzey bürokratların yanlarında geçmişti. Belli ki bu etki hâlâ devam ediyor, Nihat prensiplerinden asla taviz vermiyordu. Babasının emekliliğinin üzerinden beş yıl geçmesine rağmen, oğlu monşerliğini okulda devam ettiriyordu. Göz göze gelince ikisi de bakışlarını bir süre devam ettirdiler. Daha fazlasının dikkat çekeceği endişesiyle aynı anda vazgeçtiler. Sabiha, Nihat’ın buğulu yeşil gözlerinden etkilendi. İçinde bir şeylerin kıpır kıpır olduğunu hissetti. Daha önce böyle bir duygu yaşadığını hatırlamıyordu. O gözlerdeki derin manayı daha yakından görmek, o manada kaybolmak istedi. Bunun çılgınca bir düşünce olduğuna karar vererek vazgeçmeyi denedi. Başaramadı. Sanki gizli bir el ona engel oluyordu. İçinden bir ses tekrar o tarafa bakmasını istedi. Bu defaki kaçamak bir bakış oldu. Aradığını bulamasa da onu seyretmeye başladı. Mendili ve gözlüğü sıranın üzerinde duruyor, bilmediği sorular için yan ve arka sıralardan alacağı bilgi kırıntılarına tenezzül etmiyordu. Diğer öğrencilerin sınav esnasında yaptığı rahatlama hareketlerinin hiç birine onda rastlanmıyordu. Ceketi her zaman sırtında, kravatı daima olması gerektiği gibi idi. Dakikalar ilerledikçe sınıftaki kıpırdanmalar arttı. Kimya öğretmeni yine bütün dikkatini sınıfa vermişti. Derslerde ufak tefek yaramazlıkları görmezlikten gelebiliyor, fakat yazılı sınavda kopyayı hiç affetmiyordu. Sabiha’nın bakışları arada bir Lâle’ye kilitleniyor, öğretmen yer değiştirmediği için bu pozisyonda çaresizce bekliyordu. Bekleyiş uzadıkça Nihat’la ilgilenme süresi çoğaldı. Bugüne kadar diğer öğrencilerden bir farkı olmayan Nihat bir anda yakın ilgi alanına girmişti. Hoşlanmıştı ondan. Bu ilginin karşılıklı olmasını bütün kalbiyle istiyordu. İlk teklifin ondan gelmesi konusunda kesin kararlıydı. Bunun dışındaki bütün alternatifler Sabiha’nın prensiplerine aykırıydı. Zil çalmadan beş dakika önce sınav kağıtları toplandı. Dün gece yarısına kadar eğlenmek, Lâle’ye pahalıya malolmuştu. Sınavın sonuna kadar ne Sabiha’dan ne de bir başkasından yardım göremedi. Ona sitem etmeye hakkı yoktu... > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT