BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > LAFI MI OLUR ABİ?

LAFI MI OLUR ABİ?

Bir arkadaşımla salaş bir yere çay içmeye gittik. Büfeye benzer bir yerdi, ufak tefek birşeyler de atıştırdık. Sıra para ödemeye geldi, gariban büfeci, “Lafı mı olur abi?” diyor, para almak istemiyor. -Yahu kardeşim niçin para almıyorsun?



Bir arkadaşımla salaş bir yere çay içmeye gittik. Büfeye benzer bir yerdi, ufak tefek birşeyler de atıştırdık. Sıra para ödemeye geldi, gariban büfeci, “Lafı mı olur abi?” diyor, para almak istemiyor. -Yahu kardeşim niçin para almıyorsun? -Estağfirullah abi. Zorla da parayı eline tutuşturup ayrıldık. Arkadaşıma sordum: -Bu ne iştir? - Adamcağız bizi sivil memur zannetti, dedi. -Sivil memurdan para alınmaz mı? Daha doğrusu böyle yerlerde para vermezler mi? -Vereni de olur, vermeyeni de. Kimbilir böyle ne kadar yer vardır. Niye çaycısı, büfecisi, otoparkçısı, “kardeşim görevin ne olursa olsun, burası özel bir işletme aldığın malın ve hizmetin parasını ödeyeceksin” diyemiyor? Mevzuata göre adamın her adımı suç. Büfesi ruhsatlı değil. Vergi levhası hakgetire.. Ne olur ne olmaz, “başıma bir iş açar” korkusu var. El yordamıyla belli görevleri yapan insanlarla iyi geçinmek lazım geldiğini kavramış. Devir kabadayılık devri değil. Hak arama devri de değil. Herkesi yerli yerine oturtmak kanunla sağlanamıyor. Kestirme yolu herkesin belli bir refah seviyesine gelip, suç silsilesinin dışına çıkması. Fert başına gelir 5 bin dolar olunca biraz rahatlama olur. 10 bin doları bulunca insanlar, “dur bakalım” demeyi öğrenir. Ruhsat, vergi levhası gibi “idare et” abi dedirtecek eksiği de kalmaz. Kamu görevi yapan insanlar da mağduriyetten kurtulur. Çalıştıkları kurumların tahsisat sıkıntısı kalmaz. Ondan bundan yarım depo benzin, kırtasiye malzemesi isteme ezikliğinin getirdiği saldırganlık da ortadan kalkar. Bu iş, iyiler-kötüler meselesi olmadığı gibi, “canım istisnaidir” demekle geçiştirilecek gibi de değil. Yine el yordamıyla iyi geçinmenin yollarını da bulmuş. İYİ Kİ KAÇIKLAR VAR Dr. Emin Ceylan, normal insanların fazla olmasından rahatsız. “Bunca birbirine benzeyen normal insanın eninde sonunda toplumu çatlatmaya başlatacağından endişe ediyorum” diyor; “Niçin etrafta bu kadar normal insan dolaşıyor. Konuşan herkes aynı dilden, aynı kelimelerle, aynı hareketleri yaparak konuşuyor. Hepimiz aynı insanlar olduk, tıkıldık kaldık. İsimlerimiz farklı. Özetle 30 milyon Ayşe’nin, 30 milyon Mehmet’in yaşadığı bir ülke haline geldik.” Kaçığın portresini ise şöyle tarif ediyor: ¥ Kaçığın temel belirleyicisi huzursuz kişilik yapısıdır. Her şeyden rahatsız olan yapı.. Kurulu düzenden, mevcut giyim şeklinden, her gün günaydın demekten rahatsız olan kişi. Kaçığı olmayan toplum sıkıcıdır, tembeldir, geri kalmıştır. Kendini tazeleyemediği için içten içe kurtlanmıştır.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 108667
    % -0.45
  • 3.8285
    % 0.29
  • 4.5072
    % 0.04
  • 5.0949
    % -0.42
  • 153.093
    % -0.12
 
 
 
 
 
KAPAT