BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Dil yarası

Dil yarası

Tarık Buğra’nın dil, sanat ve yazarlık üzerine kaleme aldığı makaleleri, Türkiye’nin kemikleşmiş meselelerine yeniden dönmemizi sağlıyor. “Düşman Kazanmak Sanatı”, Ötüken Neşriyat tarafından yayımlandı.



Türkiye’nin yetiştirdiği en önemli edebiyatçı ve gazetecilerden biri olmasına rağmen, hakkıyla okunup anlaşılmayan değerlerimizden biri de Tarık Buğra’dır. Romanları, hikayeleri, piyesleri, gazete yazıları kadar fikirleri ile de geçen yüzyılın son çeyreğine damgasını vuran Buğra’nın ilk basımı 1979 yılında yapılan ancak görmesi gereken ilgiyi ne yazık ki bulamayan “Düşman Kazanmak Sanatı” isimli eseri, Ötüken Neşriyat tarafından yeniden basıldı. Buğra, bu eserinde, bir dil ve edebiyat ustası olduğunu bir kere daha isbatlayarak, Türk dilinin içinde bulunduğu açmazları gözler önüne seriyor. Yazar ayrıca, yıllar boyu edindiği yazarlık ilkelerini de, genç yazarlara açıklayarak bir görevi yerine getiriyor. Bağımsız kafa “Düşman Kazanmak Sanatı”, Tarık Buğra’nın Türk edebiyatı ile Türkçe üzerindeki düşünce görüşlerini veriyor. Yazıları yayımlandıkları tarihlere dikkat ederek okuyacak olanlar, Buğra’nın meseleleri bulan, onları tartışmaya açan, düşüncelere sunan bir yazar olduğunu da görüyorlar. Romanlarında, hikayelerinde, piyeslerinde alışılmışlardan, bilinenlerden, beylik’ten titizlikte kaçan yazarın, bu kişiliğini denemelerinde de koruduğu rahatlıkla gözlemleniyor. Tarık Buğra, kitabının önsözünde, önemli tesbitlerde bulunuyor: “Yazılarımda, polemiklerde, açık oturumlarda, röportajlarda altını çizdiğin bir inancım vardır; onu burada da tekrarlayacağım: Soylu bir edebiyatçı olmanın ilk ve bırakılamaz şartı bağımsız bir kafaya sahip olabilmektir; yani olaylara, meselelere ve insanlara, insan ilişkilerine peşin yargılara saplanmadan, objektif olarak bakabilmektir. Kişiliğine saygı duyan, onurlu okuyucu için de böyledir bu.” Bugünün meselesi Böyle bir durumun günümüz Türkiye’sinde de geçerli olduğunu bildiğimiz için, yazarların düşman kazanmalarının önüne geçilemeyeceği de malumdur. Fakat her dürüstlüğün bir bedeli olmalıdır. Tarık Buğra da, attığı taşların kimleri ürküteceğini çok iyi bilerek kaleme aldığı yazılarında, kazanacağı düşmanların kimler olduğunu düşünmeden doğru bildiğini söylüyor. Yazıldıkları dönemin hassasiyetini barındırsa da bugüne taşınan problemler olarak varlığını sürdüren dil meselesi, sanat tartışması gibi konular üzerinde ustaca kalem oynatan Buğra, kitabın son bölümünde, yazarlık serüvenini, ironik bir üslupla ve özellikle genç yazarlara ders olarak sunuyor. Ayrıca, Tarık Buğra ile yapılmış bir röportaj da kitabın sonuna ilave edilmiş. (0 212 251 03 50) ALINTI... Türkçe’nin sırtından... Arpalık gibi kullanılan bir dil görülmüş müdür? Sözlükleri çoraptan, mendilden, hatta sigaradan daha çabuk ve daha sık değiştirilen bir dil görülmüş müdür? Şairleri, hikayecileri, roman veya oyun yazarları madrabazlar tarafından baskı altına alınmış bir dil görülmüş müdür? Dil komisyoncuları, dil simsarları, dil cambazları hangi ülkede vardır? Ve milletin emanet ettiği otoritenin bu komisyonculara, böyle simsarlara ve cambazlara arka çıkarıldığı bir dil görülmüş müdür? Sırf kendisi için yaşayan, kırk paralık ilgi çekmek için yapmadık şaklabanlık komayan biri Türkiye’de; “Falan kelimenin yerine falanı bulmuştum.. sevmiyorum artık onu.. bundan sonra feşmekan diyeceğim” diye yazabiliyordu. Dünya’nın neresine gitseniz, böyle birine olsa olsa zararsız deli veya sapık gözüyle bakarlar, gülmeden geçer giderler, deliliği, manyaklığı ile başbaşa bırakırlar...
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT