BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kıskanç

Kıskanç

Tam bu arada Berrin’in telefonu acı acı çaldı. Herkes pür dikkat kesilmişti. Berrin yanında eşi Kemal ve avukatı olduğu için rahatlıkla telefonu açabilirdi... Bir erkek sesiydi bu ve Rasim beyin huzurundan kovduğu çetebaşından başkası değildi...



Kemal bey, eşine not bırakıp da anlatmak istediklerini, yüz yüze anlatmak durumunda kalmıştı ama neticede amacına ulaşmıştı. Şimdi gidebilecekti. O yüzden ayağa kalktı. “Allahaısmarladık” dedi. Ama Haluk bey önünü kesti. -Dur bir dakika Kemal bey. Anladık, bir kadına sevgini ispat etmek için ne gerekirse yaptın. Umarım Berrin de senin gerçek kişiliğini anlamıştır. -Haluk bey, ben istenmediğim yerde zorla kalmam. Bakın elimde benden ayrılmak için mahkemeye başvurulmak üzere bir belge bulunuyor. -Tamam da... -Tamam falan değil. Ben bugün gerçek anlamda dara düşmüş olsaydım, bu evrak mahkemeye verilecek ve herşey bitmiş olacaktı. Demek istiyorum ki, bir insan eğer parası pulu için, malı mülkü için sevilip sayılıyorsa, eğer kendisi olduğu için onunla birlikte bir yastığa baş konulmayacaksa, o hayat her iki taraf için de kandırmaca olur. Ben yalandan bir hayat yaşamak istemiyorum. Berrin öfkelenmişti ister istemez: -Sen ne demek istiyorsun Kemal? -Çok açık söylüyorum hayatım. Zengin bir Kemal bey vardı. Ve bu Kemal beyin eşi “Zengin Kemal”le birlikte iken, bir vesileyle kavga etti. Burada benim test etmem gereken bir şey vardı. -Neydi? -Benim eşim, acaba Zengin Kemal’in, “Zengin”ini mi istiyordu, “Kemal”ini mi? Baktım ki “Zengin”i isteniyor. Dolayısıyla, zenginliğimi ona verdim. “Kemal”imi aldım gidiyorum. Berrin yerinden kalktı. Kocasının önüne geçti: -Ben ikisini de istiyorum anlıyor musun? -Peki bu boşanma davası neyin nesi? Haluk bey devreye girdi: -Aşk olsun sana Kemal bey? Onu anlamayacak ne var? O dava senin ne zenginliğine, ne de Kemalliğine açılmış davadır? O dava aranıza girmiş olduğu tahmin edilen bir başka sevgiye gösterilmiş bir tepkidir. -Yani? -Eğer seninle Berrin arasında bir başka sevgi, yani o Arzu denilen kadın gibi bir başka kadın olsaydı, bu tepki ona olacaktı. Berrin de bu duyguyla açmıştı zaten davayı. Şimdi öyle bir şey olmadığı ortaya çıktığına göre, bu davaya da gerek kalmamıştır. Dolayısıyla Berrin haklı. Sen hem zenginliğinle hem de Kemal bey olarak Berrin’insin. Avukat Murat da araya girdi: -Yaşa be Haluk amca, yine çözdün bilmece gibi bir hayatı da... -Tabii oğlum bu işler böyledir. Kadınlar kocasının zenginliğine de katlanır fakirliğine de... Hatta her türlü sıkıntısına da... Ama bir tek şeye katlanamaz kadınlar? -Başka bir sevginin araya girmesine değil mi? -Evet... Ama görülüyor ki, Kemal bey, bir çırpıda hiç gözünü yummadan bütün servetini eşine verecek kadar hanımını seviyor. Berrin de öyle sıradan bir kadın değil ya, böyle bir eşten vazgeçer mi? Lütfen Berrin’e de haksızlık etmeyin. O da eşinin kendisinden başkasına meyletmediğini görmek ister... Tam bu arada Berrin’in telefonu acı acı çaldı. Herkes pür dikkat kesilmişti. Berrin yanında eşi Kemal ve avukatı olduğu için rahatlıkla telefonu açabilirdi: -Alo? Bir erkek sesiydi bu. Tabii Rasim beyin huzurundan kovduğu çetebaşından başkasına ait olmayan bir ses: -Berrin hanım, iyi günler. -Siz kimsiniz? -Kim olduğum önemli değil bayan. Sizinle konuşacaklarım var. -Benimle ne konuşacaksın. İşte telefonda konuşuyorsun ya. Konuş ne konuşacaksan. -Size ulaştırılacak önemli bir mesajım var. Hem de sevgili eşinizden... -Eşimden mi? -Evet. Hem de çok önemli bir şey... Ama ancak bir araya gelebilirsek görürsün. Tabii bunun bir hediyesi de olur değil mi? Berrin, telefon kulağında olduğu halde, eşi Kemal beye baktı... > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT