BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kriz bitti mi? (Mustafa Selçuk)

Kriz bitti mi? (Mustafa Selçuk)

Devlet Bakanı Kemal Derviş’in, krizin bittiğine dair yaptığı açıklama, birçok yorumu da beraberinde getirdi. İş çevreleri, sanayiciler ve işçi kuruluşları bu açıklamaya sert tepki gösterirken, ekonomi analistleri göstergelerin bu açıklamayı teyit ettiğini belirttiler.



Devlet Bakanı Kemal Derviş’in, krizin bittiğine dair yaptığı açıklama, birçok yorumu da beraberinde getirdi. İş çevreleri, sanayiciler ve işçi kuruluşları bu açıklamaya sert tepki gösterirken, ekonomi analistleri göstergelerin bu açıklamayı teyit ettiğini belirttiler. Kriz mağduru olan sabit gelirliler, işsizler ve esnaf da, bittiği söylenen krizin nerede ve kimler için bittiğini anlamaya çalıştılar. Bir tarafta düzelen makroekonomik veriler, düşen enflasyon ve faizler, faiz dışı fazla veren bütçe rakamları, diğer tarafta ise kapanan işyerleri, azalan gelirler, iflaslar, icra takipleri ironik bir çelişki oluşturmakta Türkiye’de. Krizin bitip bitmediği ise halen meçhul görünüyor. Geçtiğimiz yılın başında patlak veren ekonomik buhran, beraberinde şunları getirmişti: hızla değer yitiren TL , yükselen faizler ve enflasyon, tıkanma noktasına gelen kamu borçlanması ve daralan bir ekonomi, kapanan işyerleri, yüzbinlerce işsiz insan. Krizin bittiği söylenen şu günlerde ise, TL artık değer kaybetmiyor, enflasyon ve faizler düşmekte, iç ve dış borç sürdürülebilir halde, faiz dışı bütçe fazlası rekor seviyede; kısacası, kamu maliyesi iki yakasını bir araya getirebiliyor. Ancak, diğer tarafta, yani sanayici, işveren, çalışan ve dar gelirli tarafında ise iyileşme yok, hatta işler daha da kötüye gidiyor. Bu çelişkili durum nasıl izah edilebilir. Ekonomik kriz görünürde, makroekonomik dengelerin ve kamu borçlanmasının bozulmasından dolayı başlamıştı. TL aşırı değerlenmiş, ekonomi yönetimi güven sorunu ile karşı karşıya kalmıştı. Bu sebeplerin ortadan kaldırılması, dış destekle borcun çevrilebilir hale gelmesi ve kurun dalgalanmaya bırakılması sonucunda kriz görünürde sona erdirilmiş oldu. Ekonomik veriler de bunu teyit eder mahiyette. Nitekim yabancı kredi kuruluşları ve analistler de olumlu görüşler açıklayarak bunu onaylıyorlar. Peki , bu iyileşmeler neden iç piyasaya, tüketime, istihdama kısacası reel sektöre yansımadı ?. Neden üretici, ihracatçı halen feryat ediyor? Bunu tahlil etmek için önce şunu belirlemek gerekiyor. Türkiye gerçekten birkaç makroekonomik göstergenin bozulması sonucu mu krize girdi, yoksa yıllardır süregelen kronik sistem yanlışları yüzünden mi ? Teknik anlamda kriz bitmekte olabilir ama, Türkiye, krizi üreten kamburlarını halen sırtından atabilmiş değil. Hantal ve köhne devlet yapısı, aşırı kamu harcamaları, yetersiz sermaye birikimi, yetersiz verimlilik gibi kronik problemler yerinde duruyor. Bu sebeple de, krizden mağdur olan kesimler sıkıntı çekmeye devam ediyor. Türkiye, yıllardır sorunlarını erteleyerek, geleceğini tüketerek bugünlere geldi. Yanlış ekonomi politikaları ve kaynağı olmayan harcamalar, yalancı bir refahı beraberinde getirdi. Şimdi ise, araba duvara dayandığı için, zorunlu olarak hatalardan arınmaya ve gerçeği görmeye başladı. Kriz, kamuya da , özel sektöre de bir transformasyon ve zihniyet değişikliğini bir bakıma dayatıyor. Devlet de , sanayici de artık yatırım yaparken, harcarken, hedeflerini koyarken daha gerçekçi olmayı öğrenmek zorunda. Dolayısıyla, yıllardır yüksek kar marjıyla, borçlanarak büyüyen ekonomi, esas kalıplarına dönmeye çalışıyor. Bu değişim, devlette de, reel sektörde de uzun süreli ve sancılı bir süreç gerektiriyor. Bu dönemde yaşananları kısaca böyle yorumlayabiliriz. Türkiye artık borçlanarak, üretmediğini tüketerek büyüme lüksüne sahip olamayacaktır. Ekonomiyi oluşturan tüm unsurlar, en küçük işletmesinden, tepedeki devlet aygıtına kadar, bu sürece uygun olarak kendini yenilemek, gerçek sınırlarına çekilmek zorunda kalacaktır. Tabii ki, şu anda ekonomik sıkıntı çeken her kişi ve kuruluş, geçmişte hata yapmıştır denilemez ama yıllardır iyi yönetilmeyen, kuralsızlığın hakim olduğu bir düzenin sonucu olan bu ekonomik ortamda ,haksız yere sıkıntı çekenlerin olması da kaçınılmaz bir gerçektir.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT