BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Eko Life

Eko Life

Gazetemizin dünkü manşetini hatırlarsanız, “Bu kaçışı kim durduracak?” başlığını taşıyor ve Türk işadamlarının Türkiye’de yatırım yapmak yerine, yurtdışına özellikle de yatırıma aç Balkan ülkelerine gittiğini belirtmiştik.



Bir devlet ancak böyle intihar eder! Gazetemizin dünkü manşetini hatırlarsanız, “Bu kaçışı kim durduracak?” başlığını taşıyor ve Türk işadamlarının Türkiye’de yatırım yapmak yerine, yurtdışına özellikle de yatırıma aç Balkan ülkelerine gittiğini belirtmiştik. Daha önce de bu yönde manşetler atmış ve devletin içerisindeki bürokrasinin Türkiye’ye nelere mal olduğunu dile getirmiştik. Bürokrasinin hem yerli hem yabancı yatırımcıya vurduğu darbeleri anlatmaktan bizim dilimizde tüy bitti ama devletin kılı bile kıpırdamadı. Üstüne üstlük, yabancı market devleri Türkiye’ye yatırım yapmak için sıraya girerken, akıllı bürokratlarımız bunları şehir dışına kovmak için ellerinden geleni yaptılar. Bunları böyle düşünürken, aklıma Romanya’nın Bükreş kentinin hemen dışında bir kasabaya yatırım yapan Kombassan Holding geldi. Geçen yılın ortalarıydı, Kombassan Yönetim Kurulu Başkanı Haşim Bayram ile birlikte bir grup gazeteci, holdingin batmak üzere olan bir rulman fabrikasının 1. yılında nasıl zirveye çıktığını incelemeye gitmiştik. Kombassan, bu ülkeden “yeşil sermaye” denilerek dışlanmış ve çareyi yurtdışına kaçmakta (!) bulmuştu. 2000 yılında kapısına kilit vurulmak üzere olan fabrikayı alan Kombassan, bir yıl içerisinde burayı ülkenin en prestijli üretim tesisi haline getirmişti. Şehir halkı Kombassan’ın bütün yetkililerini tanıyordu, nereye gitsek selama duruyorlardı. Çünkü, işletmeye yeniden açılan şehrin ekonomisinde can alıcı noktayı oluşturuyordu. Fabrika yeniden açılınca şehir de kendine gelmiş, yaklaşık 10 bin insan işsizlikten kurtulmuştu. Tıpkı bizim Karabük ili gibi düşünebilirsiniz. Karabük Demir Çelik Fabrikası, Karabük insanı ne anlama geliyorsa bu fabrika da o bölge insanı için aynı değeri taşıyordu. Peki Kombassan ya da diğer Türk firmaları neden Balkanlar’a kaçıyordu? Sebeplerini o zaman da sıralamıştık... Türkiye’de işçi maliyetleri yüksekti. Bürokrasi yeni yatırıma engel çıkarıyordu. Sigorta primleri artırılıyordu. Hammadde pahalıydı. Vergi veren işadamına “enayi” gözü ile bakılıyordu. Balkanlar’da bir günde verilen fabrika kurma izni Türkiye’de 3 ayı geçiyordu. Yerli ve yabancı yatırımcının kaçması için gereken bunun gibi daha yüzlerce bürokratik ve devlet engeli sayabilirim size... Bir devletin intihar etmesi için, anlayacağınız elden gelen ne varsa yapılıyordu. Saydıklarım 2 yıl öncesinin tablosuydu. Peki, bugün değişen ne var? Batmanlı çocuklar okumak istiyor! Tamam, eğitim sistemimiz bozuk... Şu yok bu yok... Ama bu mazeretlerin arkasına sığınmamız mı gerekiyor? Büyükşehirlerde baba paralarıyla kolejlerde "okumamak" için çırpınan çocukları gördükçe, karlı, çamurlu yollarıyla Doğu'da "okumak" için hayatını bile tehlikeye atan çocuklar, insanın gözlerini yaşartıyor. Batman'dan bir mektup aldım. Kimin yazdığı belirsiz, isim yok... Belli ki, öğretmenler toplanmışlar, aralarında böyle bir mektup yazma kararı vermişler ve bana göndermişler... Okumak için nasıl çırpındıklarını, çaresizliklerini anlatıyorlar. Üstelik Batman'ın bir köyü değil Batman'ın merkezinde bir okul bu... Okulun adı Metin Bostancıoğlu İlköğretim Okulu Müdürlüğü... Adresi, Petrol Mahallesi 135. Sokak Merkez-Batman... Lafı eveleyip geveleyip uzatacağımıza, Batmanlı öğretmenlerin ve çocukların yardım çığlığına kulak verelim: "Sizlere, Güneydoğu'da devletin olağanüstü fedakârlıklarıyla yapılmış, öğrencilere iyi bir ortam hazırlamaya çalışan okulumuzdan sesleniyoruz. Okulumuz, 2001-2002 eğitim-öğretim yılında faaliyete geçmiş, bina yönünden oldukça modern bir okul. Öğrenci velilerimizin büyük çoğunluğu işsiz, eğitim düzeyi düşük, köylerinden iş bulma ümidi ile şehre göç ederek gelmiş, çocuk sayısı fazla olan insanlardır... Bu durum, bedeni açlığın, eğitim-öğretimin önüne geçmesine, eğitim-öğretimin ikinci planda tutulmasına yol açmaktadır. Okulumuz, kütüphaneden revire, spor salonundan resim-iş atölyesine kadar her türlü birime sahip. Ancak, gelin görün ki, bu birimlerden malzeme olmaması sebebiyle yararlanılamamaktadır. Kütüphanemiz kitapsız, revirimiz tıbbi malzemesiz, laboratuvarımız yetersiz, bilgisayar odamız ise bomboş durumda... Çabalarımızın bu imkansızlıklar sebebiyle sınırlanması ve engellenmesi bizleri huzursuz etmekte, gerekliği desteği görememenin sıkıntısını yaşamaktayız. Hâlâ çağımızın gereklerinden uzak olmamız, bizleri mesleki açıdan yıpratmaktadır. Eğitim-öğretimin, tek başına bir çaba ile gerçekleşebileceğine inancımız olmadığından, sizlerden, herkesten maddi ve manevi destek bekliyoruz." Şu mektubun üzerine söyleyecek daha fazla söz var mı? Batmanlı çocuklar okumak istiyor... Herkes bir paket sigara parası gönderse bu çocuklar işe değil okula gider. İşte okulun telefonu: (0-488) 214 16 49 İşte hesap numarası: Ziraat Bankası, Batman Şubesi, Hesap No: 157711... Gazeteciler Cemiyeti ne işe yarar, usta! Biz gazeteciler herkesi eleştirmeyi çok severiz... Ama aynı oranda eleştirilmeyi sevmeyiz. Huyumuz kurusun ama bu, gazetecilik mesleği kurulduğundan beri böyledir ve değişmesi de mümkün görünmemektedir. Bu sefer, eleştiri oklarını kendimize yöneltelim, daha doğrusu gazetecilerin haklarını savunduğunu iddia ettiği Gazeteciler Cemiyeti'ne yöneltelim, dedik. Ekonomik krizle birlikte son iki yıl içerisinde 6 bin, basın kartlı veya kartsız gazeteci işsiz kaldı... Ama hem Gazeteciler Cemiyeti'nden hem de gazeteci ağabeylerimizden tek bir "gık" çıkmadı... Bu gazetecilerin yüzde 90'ı hâlâ işsiz... Çaldıkları kapılardan boş dönüyorlar, kimi icralık durumda, kimi evine doğru dürüst ekmek bile götüremiyor. Hatta bazılarını duyduk ki, ekonomik kriz evlilik hayatlarını da vurmuş, bir çoğu ya boşanmanın eşiğine gelmiş ya da boşanmış... Ve bir çoğu işsizlik maaşı alabilmek için devlete başvurmuş... Ve bunların üzerine yine duyduk ki, Gazeteciler Cemiyeti, emekli gazetecilere maaş bağlamak için çalışma yürütüyormuş. Komedi değil mi? Bir yanda binlerce "gencecik, canavar" gibi işsiz gazeteci ordusu, her türlü sosyal güvenceden mahrum, diğer yanda emekli maaşını alan gazetecilere ek bir emekli maaşı daha... Gazeteci ağabeylerimizle konuşurken, bize şöyle demişlerdi: "Nezih Demirkent ne zaman öldü, Gazeteciler cemiyeti de o gün öldü... Nezih Demirkent, gazetecilerin dostuydu, ağabeyiydi". "Haklısınız" demekle yetindim... Cemiyetin yeni başkanı seçildi: Orhan Erinç... İşsiz gazetecilerin yeni umudu Orhan Erinç... Bakalım ondan bu arkadaşlarımıza yönelik bir çalışma gelecek mi? 200 kütüphane 40 bin kitap Son iki yıldır başlatılan eğitim seferberliğine sadece devlet özel sektör de gerekli desteği vermek için elinden geleni yapıyor. Bunun son örneğini geçen hafta İstanbul’da yaşadık. Dünyaca ünlü Coca-Cola firmasının Türkiye şubesi, çocuklara okuma alışkanlığı edindirmek ve bu çerçevede kütüphanesi olmayan okulları kitapla donatmak üzere çalışma başlattı. Türkiye çapında 200 okula kütüphane yaptırıp toplam 40.000 kitap bağışlayacak olan firma, tiyatro sanatçısı Kenan Işık’ın da katıldığı bir “şiir okuma günü” etkinliği ile ilk adımı attı. Diyarbakır, Afyon, Adapazarı, Bayburt, Ordu, Yozgat ve Osmaniye’de bulunan okulların kütüphanelerini de bizzat yaptıracak olan firma, her okula tek tek giderek hediye edilen kitapların yerleştirilmesini sağlayacak. Bizim buradan Coca Cola yetkililerinden nacizane bir isteğimiz var... “Batmanlı çocuklar okumak istiyor” yazımızı dikkate alırlarsa eğer, en çok Batmanlı çocuklar onların yardımını bekliyor.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109156
    % 1.14
  • 3.8206
    % -0.38
  • 4.5076
    % 0.05
  • 5.1028
    % -0.67
  • 153.399
    % -0.43
 
 
 
 
 
KAPAT