BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kıskanç

Kıskanç

Murat şimdi en az onlar kadar sevinçliydi. Oh çok şükür eşinin gönlü olmuştu. Birlikte aşağıya indiler. Gidecekleri yer aslında belliydi. Emel’i lunaparka götürmek... Yarım saat sonra lunaparka gelmişlerdi bile... Çocuğun biletini alıp, atlı karıncaya bindirdiler...



Ayşe, gözlerinin yaşını sildi. Yavaş hareketlerle yerinden kalktı. Murat’ın gözlerine baktı. Sesi çocukçaydı: -Nereye götüreceksin peki? -Nereye isterseniz. Haydi canım. Nereye isterseniz. -Sen nereye götürürsen. -Emel, haydi kazım. Kalk gidiyoruz. -Ben hazıyım baba. -Canım benim... Haydi bakalım. Giy Ayşe sen de üstünü. Çıkalım... Ayşe’nin hazırlanışını seyretti geriden Murat. “Ah canım benim” dedi içinden. Az önce kıskanç bir kadın olarak karşısında fikir açıklayan Ayşe, şimdi yeniden çocuk oluvermişti. Az önce eve geldiği an gibi olmasa da yine de seviniyordu. -Garibim benim, dedi Murat. “Ya, biz erkekler eşlerimizin halinden gerçekten anlamıyoruz be. Onların gönlünü almak da çok kolay, kalbini kırmak da... Kadınlar bir kelebek kadar narin dedikleri şey bu galiba...” Bu arada Ayşe hazırlanmış ardından mahçup bir gülümseme ile kocasına dönmüştü: -Tamam, gidebiliriz. Murat şimdi en az onlar kadar sevinçliydi. Oh çok şükür eşinin gönlü olmuştu. Birlikte aşağıya indiler. Gidecekleri yer aslında belliydi. Emel’i lunaparka götürmek... Yarım saat sonra lunaparka gelmişlerdi bile. Emel, atlı karıncalara mı gideceğini, tırtıl trene mi bineceğini, yoksa çarpışan arabalara mı koşacağını bilemiyordu. Çocuğun biletini alıp, atlı karıncaya bindirdikten sonra, Emel’e el sallayan anne baba, aslında bir başka konuyu konuşmaya başlamışlardı. Çünkü Ayşe her ne kadar gönlü alınmış olsa da, yüreğine hançer gibi sokulan kıskançlık duygusunu henüz yüreğinden çıkartamamıştı: -O kadın bizim huzurumuzu kaçırdı Murat. - Bak hanım, aslında inan ki bizimle olayın bir alakası yok. Haluk amca da anlattı. Bunlar rahat yüzünden bu haldeler diye. Kıskanacak bir şey yok. -Ne için gideceksin onunla birlikte öyleyse? -Ya bir sır öğrenecekmiş adamın birinden. Benim de yanımda olmasını istedi. Yoksa ne işim var yanında. -Bak Murat, bana anlattığın kadarıyla kocasının yüzüne bile bakmadıysa, böyle özel görüşmesinde seni yanında görmek istiyorsa, bu kadının niyeti hiç de iyi değil. -Yani? -Yani bu kadının sende gözü var Murat. Mırıltı halinde güldü Murat. Ardından mütebessim halde cevap verdi: -Yahu Ayşe bunu nerden çıkardın böyle? Saçmalama ne olur!.. -Bak da gör. Eğer bu kadın senin başına bir iş açmazsa. İşte bu lunaparkı da hatırlarsın. -Sen nerden tahmin ediyorsun bunları? -Nerden olacak? Eve geldiğinde öyle bir heyecanlıydın ki, şaşırdım kaldım. Bizi gezmeye götür dediğimde pat diye onun adını söylemen boşuna değildi. -Ayşe lütfen kendine gel. Böyle saçma sapan duygularla hem beni hem kendini üzme. Eğer bana inanmıyorsan Haluk amcaya bile sorabilirsin. Benim o kadınla avukatlığımın dışında herhangi bir görüşmem yok ve olamaz da. -Eh benden söylemesi. Yarın o kadın kocasından boşansın, seninle evlenmek için sana ne tuzaklar kuracaktır. -İşte burada yanıldın. Çünkü eşinden boşanmasına belki de lüzum kalmayacak. Hele şu görüşmesinde öğreneceği sır neyse onu öğrensin de... -Söylediği sır neyse onu bana da anlatırsın değil mi? -Duruma göre. -Ne demek duruma göre. İnsan eşinden bir şey gizler mi? -Canım gizlenmesi gereken konu bizimle ilgili değilse senin bilmen neden gereksin ki? -Hiiç, meraklandım sadece. Ben de meraktan kurtulmak için öğrensem fena mı olur. -Yoo olmaz. Tamam söylerim. Bu arada Murat’ın cep telefonu çaldı. “Bir bu eksikti” dedi Murat. Arayan yine Berrin olmalıydı. Sanki kadın, inadına, Ayşe ile birlikte olduğu zamana denk getiriyordu aramayı... Murat bu kez telefona bakıp bakmamakta kararsız kaldı. Çünkü demin de eşini üzmüş, zor gönlünü etmişti. Hiç olmazsa bu defa bakmamalıydı. Ama bunu nasıl yapacaktı. İşte telefon zır zır çalıyordu... > DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109572
    % -0.09
  • 3.8684
    % -0.58
  • 4.562
    % -0.46
  • 5.1465
    % -1.41
  • 156.68
    % 0.05
 
 
 
 
 
KAPAT