BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Karl Popper neler mi demiş?

Karl Popper neler mi demiş?

Bilgi, doğru arayışıdır, yani objektif açıdan doğru olan ve açıklama getirilebilen teorilerin arayışıdır. Bilgi kesinliğin arayışı değildir. Hatasız kul olmaz. İnsanoğlunun sahip olduğu (insanî) bilgi yanlış olabilir. Hatasız kul olmaz demek, bizlerin hatalarla hep mücadele etmemiz gerektiği, ne kadar özen gösterirsek gösterelim, yine de hata yapmış olabileceğimiz kaygısını sürekli taşıyacağımız anlamına gelir. (Albach,1982)



¥ Bilgi, doğru arayışıdır, yani objektif açıdan doğru olan ve açıklama getirilebilen teorilerin arayışıdır. Bilgi kesinliğin arayışı değildir. Hatasız kul olmaz. İnsanoğlunun sahip olduğu (insanî) bilgi yanlış olabilir. Hatasız kul olmaz demek, bizlerin hatalarla hep mücadele etmemiz gerektiği, ne kadar özen gösterirsek gösterelim, yine de hata yapmış olabileceğimiz kaygısını sürekli taşıyacağımız anlamına gelir. (Albach,1982) ¥ Goethe’nin Faust’yla diyeyim. “Haydi mastırlılar ve doktoralılar, kızıştırın ortalığı” ve yine Faust’un ağzından “Öylesine duruyorum, orada zavallı bir budala gibi! Başta olduğum kadar akıllı... Görüyorum artık hiçbir şey bilemiyeceğimizi! Bu da yaralıyor derinden insanı, biliyorum” Ve işte, konuşmanın asıl konusuna girmiş bulunuyorum. “Bilgi ve Bilgisizlik Hakkında” (Frankfurt Üniversitesi, 1979 kendisine fahri doktora verildiği törendeki konuşmasından) -Tüm doğa bilimciler, entelektüel açıdan alçak gönüllü kişilerdi. Newton “Dünya’nın beni nasıl gördüğünü bilmiyorum. Kendimi deniz kenarında oynayan küçük bir çocuk gibi hissediyorum. Uçsuz bucaksız doğrular denizi, bilinmez olarak önümde dururken, şurada ve burada daha düzgün çakıl taşlarını ya da daha güzel midye kabuklarını toplamakla yetiniyorum.” dediğinde herkes için konuşur, Einstein da, genel izafiyet teorisini kısa ömürlü bir teori olarak niteler. (Frankfurt 1979) ¥ Konuşmamı, “Kültürlerin Çarpışması” başlığı altında toplayarak, tarihsel bir varsayıma işaret etmek istedim. Söylemek istediğim, bu tür çarpışmaların her zaman kanlı çatışmalara ve yok edici savaşlara değil, hayatı olumlu yönde etkileyen verimli gelişmelere de yol açabileceğidir. Böylesi çarpışmalar Romalılar’la çarpıştıktan sonra kazanılan Yunan Kültürü gibi, benzeri olmayan bir kültürün gelişmesine yol açabilir. Bu kültür başka çarpışmalar sonucunda , özellikle de İslâm kültürüyle çarpıştıktan sonra, rönesans döneminde bilinçli olarak yeniden yaşatılmıştı. İşte yaşanan bir dizi çarpışma sonucunda Batı aleminin kültürü, dünyanın diğer tüm kültürlerini değiştiren, Avrupa ve Amerika’nın uygarlığı haline geldi. (Viyana 1981) -Ropespier’in estirdiği terör, Fransız Devrimi’ni destekleyen Kant’a, özgürlük, eşitlik ve kardeşlik sloganları altında, en iğrenç cinayetlerin yapılabileceğini öğretmişti. Aynı zulümler, bir zamanların haçlı seferlerinde, büyücülerin yakılmasında ya da Hristiyanlık adına sürdürülen Otuz Yıl Savaşları’nda da yapılmıştı... Fanatizmin doğurduğu tehlike ve sürekli olarak buna karşı koyma durumunda olmamız gerektiği bilinci, sanırım tarihten çıkarabileceğimiz en önemli derslerden biridir. Platon’dan beri, megalomani, en çok felsefeciler arasından yaygınlaşmış bir hastalıktır. Bu harika küçük ‘gezegen’de yaşadığımızı nasıl açıklayabileceğiz? Gezegenimizi bu kadar güzel yapan “hayat” denen şeyin niçin var olduğunu bile bilmiyoruz. Ama hepimiz buradayız ve şaşkınlığımızın ve müteşekkirliğimizin nedenini bilmiyoruz.? (Bonn 1978) ¥ Düşünce özgürlüğü ve özgür tartışma, liberalizmin en önemli değerleridir, bunların haklılığını savunmaya da gerek yoktur... Devlet gerekli bir belâdır. Devletin güç yetkileri gereğinden fazla olmamalıdır. Her ne kadar bu gücün kötüye kullanılması tehlikesini, bazı düzenlemelerle elverdiğince kısıtlasak da, bunu tamamen ortadan kaldırmak imkansızdır. Devletin sağlayacağı hukuksal koruma için hep daha fazla bir bedel ödemek zorunda kalacağız, yalnızca vergilere değil, alttan almak zorunda olduğumuz aşağılanmalara da katlanmamız gerekecektir. (Devlet dairelerindeki küstahlıklar) fakat bunları hepsi bir düzey sorunudur... (Venedik 1954) Avrupa Birliği’nin sancılı gelişmesinin başından sonuna kadar müthiş bir azimle fikir katkısı sağladığını düşündüğüm, ve marangoz kalfası olarak hayata başladığımı öğrendiğimde şaşırdığım, Karl Popper’i merak ediyorsanız yolunuz açık olsun. İnsan bu tür kafa çatlatan insanların çilesini hissettikçe içinde bulunduğu nimetin büyüklüğünü daha iyi anlıyor. ......... Karl R. Popper “Daha İyi Bir Dünya Arayışı” Yapı Kredi Yayınları,1474, Cogito-103 İstanbul 2001. ISBN 975-08-0038-9
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT