BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kıskanç

Kıskanç

O gece Murat için olaysız ama yarının heyecanı içinde geçmişti. Ayşe ise içinde kopan fırtınalara gem vurmaya çalışıyor, konuyu açıkça dillendirmese de kocasının bu kadından kurtulması için dua ediyordu...



Murat, kıpkırmızı olmuştu sıkıntıdan. Dedi ki kendi kendine: “Yahu Murat, bir defalığına olsun şu güzel gününü zehir etme Ayşe’nin. Cevap verme şu kadına. Belki çok önemlidir. Belki tehlikededir. Ama bu kez de benim evliliğim tehlikeye girecek. Gel açma şu telefonu...” Dediği gibi de yaptı. Telefonun kapama düğmesine bastı ve sesini kesti. Sonra hiçbir şey olmamış gibi cep telefonunu kılıfına koydu. Ayşe bu inceliği görmezlikten gelmiyordu elbette. Kadının yüreğine soğuk sular serpilmişti. Sanki o an bir çocuk olmuş, lunaparktaki eğlence araçlarına binmek istiyordu. -Bak Murat Emel’e bak, dedi. Nasıl da neşeli değil mi? -Çok şükür Ayşe... Çocuk epeyden beri evden dışarı çıkmamıştı. Ah canım benim. Ne de güzel dönüyor... Birlikte çocuklarına el salladılar... Hatta Ayşe’ye de teklif etti Murat: -İstersen sen de balerine filan bin ha. Birlikte binelim mi? -Olur. Sen nasıl istersen. -Haydi binelim öyleyse... O gün epey kaldılar lunaparkta... Ayşe’nin keyfi yerine gelmişti. Emel ise zaten keyifliydi... Eğlence bitip de arabaya yürürken, cep telefonuna mesaj geldiğini fark eden Murat, hanımı çocukla ilgilenirken kaşla göz arasında mesajı okudu: “-Sevgilim, seni çok seviyorum. Beni mutlaka ara!” yazıyordu. Yüreği ağzına geldi genç avukatın. O anda da Ayşe sordu: -Neye bakıyorsun? -Hiiç, cep telefonumu açtım da... Ayşe başka bir şey sormadı. Sormadı ama kocasının birden dalgınlaştığını da fark etmişti. Tabii genç kadın şu birkaç saatlik mutluluğun tadını kaçırmamak için konuyu fazla kurcalamadı... O gece Murat için olaysız ama yarının heyecanı içinde geçmişti. Ayşe ise içinde kopan fırtınalara gem vurmaya çalışıyor, konuyu açıkça dillendirmese de kocasının bu kadından kurtulması için dua ediyordu...  O akşam Rasim beyin bürosunda sürpriz bir misafir vardı. Rasim beyin sekreteryasında ayakta duran bu pervasız adam da kimdi? Genç kadın, az sonra içeri girecek durumda arkada bulunan badigardların güveniyle rahattı. -Buyurun beyefendi? -Rasim beyle görüşmek istiyorum. -Kimsiniz? -Adım Kemal. Kemal derseniz tanır beni. -Bir dakika oturur musunuz? Kemal “fark etmez” dedi. Ayakta bekledi. Sekreter durumu Rasim beye bildirdi. Rasim bey “Derhal içeri al” dedi. Sekreter de “Sizi bekliyorlar buyurun!” dedi. Tam bu esnada badigardlar peydahlandılar. İki tane ızbandut gibi adamlardı... Gayet kibar olmalarına karşın görünüşleri oldukça hoyrat ve ürkütücüydü: -Bir dakika beyefendi, dediler. Kemal beyin üzerine aramak istediler. Kemal bey durumu fark edip cevap verdi: -Arayın tabii... Makinem falan yok. -Yine de görevimiz beyefendi. Kemal beyin üzerini aradılar kibar bir şekilde. Sonra bir tanesi ceketinin önünü düğmeledi ve öne geçti. Rasim beyin odasına uzanan koridordan yürümeye başladılar. Kemal bey iki adamın tam ortasında gidiyordu. Ama en ufak bir korku, bir tedirginlik yoktu. Öndeki koruma kapıyı tıklattı ve saygıyla içeri eğildi. Sonra Kemal beye seslendi: -Buyurun beyefendi. Kemal bey bütün bunların, içeride oturan kimsenin heybetini, saygınlığını artırmak için yapılmış özel beden dili hareketleri olduğunu çok iyi biliyordu. Çünkü içeride oturan da etten kemikten bir insandı. Gelenlere galebe çalabilmesi için böylesi davranışlar sergilemesi normaldi. İçeri girdiğinde, Rasim bey ayağa kalktı. Kırk yıllık dostunu ağırlar gibi samimiydi: -Vaay Kemal bey... Sen ha... Gökte ararken yerde bulduk. -İşte buradayım Rasim bey... Aramanıza gerek kalmadı artık. > DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109015
    % -0.59
  • 3.8624
    % -0.74
  • 4.5529
    % -0.66
  • 5.1834
    % -0.7
  • 156.266
    % -0.22
 
 
 
 
 
KAPAT