BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > HAYALİ BİLE GÜZEL

HAYALİ BİLE GÜZEL

Şöyle bir hayal kuralım: Bizim cumhurbaşkanımız da halkoyu ile iki turda seçilseydi. Dileyen herkes aday olur, ilk tur yapılır, en çok oy alan iki aday ikinci tura kalır, ikinci turda iki adaydan biri cumhurbaşkanımız olurdu. Veya ilk turda adaylardan biri yüzde 51’i aşar, ikinci tura gerek kalmazdı.



Şöyle bir hayal kuralım: Bizim cumhurbaşkanımız da halkoyu ile iki turda seçilseydi. Dileyen herkes aday olur, ilk tur yapılır, en çok oy alan iki aday ikinci tura kalır, ikinci turda iki adaydan biri cumhurbaşkanımız olurdu. Veya ilk turda adaylardan biri yüzde 51’i aşar, ikinci tura gerek kalmazdı. Bu aynı zamanda ağzımızdan hiç düşürmediğimiz istikrara da bizi kavuştururdu. ..... Bu sisteme niye geçemiyoruz? Seslendirilen gerekçelere bakarsanız parlamenter sistemde cumhurbaşkanını halka seçtirdiğiniz zaman iki başlılık olurmuş. Yetki ve sorumluluk karışırmış. Bu ancak başkanlık ya da yarıbaşkanlık sisteminde olurmuş. Olsun, geçelim başkanlık sistemine... Olmaz.. Gelen adam memleketi diktatör gibi idare eder. Bunların hiçbiri asıl gerekçe gibi görünmüyor. Bana kalırsa asıl gerekçe “Hoşa gitmeyen biri”nin seçilebileceği korkusu. Milletin sağı solu belli olur mu, ipe sapa gelmez bir adamı seçer gönderir.. İkinci en büyük korku siyaset yaparak geçinen binlerce adamın işsiz kalma korkusu.. Böyle bir sisteme geçtiğiniz zaman siyasi parti başkanları bir anda boşluğa düşüyor. Ne zirve yapmaya gerek kalıyor ne de hükümet pazarlığına.. Milletvekilleri iş takipçiliği yapamıyor. Bakanlık koltuğu oltanın ucuna takılamıyor. Parti liderlerinin fonksiyonu dörtte bire düşüyor hatta sembolik hale geliyor. Hükümet düştü düşecek korkusu son buluyor. Patron belli oluyor, aradan geçinenler çaresiz kalıyor. ..... Özeti: İpin ucu birilerinin elinden kaçıyor. Bizi tasmasız dolaştırmaya cesaret edemiyorlar. ANKARA’DA NE VAR Herkes Ankara’dan birşey bekliyor. Ankara’da ne var? ..... İstanbul’da yaşayan hemen herkes İSKİ’nin abonesi. Herkesin evinde bir su sayacı var. Ucuzu, pahalısı, “daha iyi olur”u, olmazı tartışılabilir ama özeti şudur ki: Ay sonunda aboneler tükettiği suya göre para ödüyor. Su her tarafa gidiyor, herkes ihtiyacı kadarını kullanıyor, kullandığı kadarının ücretini ödüyor. Ankara dedikleri yeri İSKİ’ye, birşeyler bekleyenleri de İSKİ abonesine benzetirseniz şöyle bir durum çıkıyor ortaya: ¥ Abonelerde sayaçlar göstermelik, doğru ölçüm yapmıyor. ¥ Birim fiyat kavramı yok.. kimi aboneye suyun metreküpü 20 liradan, kimine 5 liradan, kimine 115 liradan veriliyor. ¥ Barajla abone arasındaki boru hatları delik deşik.. Aboneye göndermek için pompalanan suyun yarısından çoğu yollarda ziyan ediliyor. ¥ Bazı kurumlar, kurallardan da azade.. ihtiyacını doğrudan barajdan çekiyor. ¥ Sonuçta 10 metreküp harcayan 2 metreküp parası veriyor, 100 metreküp çeken 5 metreküp parası veriyor.. Tersi de olabiliyor: Adam 10 metreküp alıp 20 metreküp parası ödüyor. Ve Ankara’dan iki türlü beklenti oluşuyor: Birinciler, “Biraz da bizim vanaları açın” diyor.. İkinciler ise “Yakamızı bırakın kendi ihtiyacımızı kendimiz karşılayalım, yanımızdaki yöremizdekilere de yardımcı olalım” diyor... Ankara’nın yaptığı en iyi iş ikinci grubu bezdirmek.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT