BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kıskanç

Kıskanç

Rasim bey derin düşüncelere daldı... Bir sigara çıkartıp Kemal beye uzattı. Kemal bey reddetmedi. Sonra kendisi yaktı. Bir iki nefes çektikten sonra konuşmaya başladı... Kemal çok şaşırmıştı. Ama şaşkınlığını belli etmedi...



Rasim bey, bu davranışı hiç beklemediği için hem şaşırmış, hem de Kemal beydeki rahatlığı takdir etmişti. Tokalaştı kendisiyle. Sonra da misafir edasıyla konforlu masasının karşısında bulunan koltuğu işaret ederek yer gösterdi: -Buyurun oturun. Kendisi de Kemal beyin tam karşısında bulunan tekli koltuğa geçti. Kemal bey gösterilen yere rahat bir tarzda oturdu. -Ne alırsınız? -Bir şey almayacağım. Buraya sizinle konuşmaya geldim. -Ama bizim seninle konuşacak birşeyimiz kalmadı. -Ben var olduğunu zannediyorum. -Öyleyse dinliyorum seni. -Beni bulsaydınız öldürecektiniz. -Bulsaydık. -Öyleyse henüz herşey bitmedi. İşte geldim. Hem de kendi ayaklarımla. Buyurun öldürün haydi. -Boş kovan gibisiniz ama. Yürekli davranmanız geçersiz. -Ben paralı Kemal değilim evet. Ama para da benim değildi zaten? -Yaa? -Ailem için kazanmıştım o parayı. Sizlere yedirmek için değil. -Enteresan konuşuyorsunuz ama biz kimsenin parasını yemeyiz Kemal. -Ya söz konusu o anlaşmaya imza atsaydım. Zaten bu imzayı atmadığım için infaz edilmeyecek miydim? -Bakın Kemal bey, henüz bu işlerde toysunuz. Siz bize yanlış yaptınız. Onun bedelini ödeyecektiniz. Ancak şunu da bil ki, o parayı eşiniz üzerine yatırdıktan sonra, bizim kadınlarla işimiz olmaz. -Siz parayı bırakın, size yamuk yapanı arıyordunuz. İşte geldim. Parasızım ama aynı Kemal’im. -Siz zorla ölüm mü istiyorsunuz? -Evet... Ölüm istiyorum. Ben zaten ölüyüm şu anda. -Enteresan... Sizi hayattan bezdiren ne ki böyle? -Bir kadın, sizlerle dişe diş mücadele ederek uğruna can bile vermeye hazırlanan, bütün çalıştıklarını ona feda eden eşini defterden silebiliyorsa bu erkeğin hayattan ne beklentisi olabilir ki? Ben ne parada ne pulda gözü olan biri değildim Rasim bey. Ben ailemde huzur arayan bir insandım. Ama bir vesileyle bir gerçeği öğrendim. Kıskanç bir kadın, ne olursa olsun bir erkeğin bütün dünyasını alt üst etmeye yetiyor da artıyormuş. -Kim bu kadın? -Eşim. -Hayret. Rasim bey derin düşüncelere daldı... Bir sigara çıkartıp Kemal beye uzattı. Kemal bey reddetmedi. Sonra kendisi yaktı. Bir iki nefes çektikten sonra konuşmaya başladı: -Arzu bana enteresan bir şey öğretti biliyor musun? -Bilmiyorum. -Sende bulunan ama bizde bulunmayan bir şey. -Bilmiyorum. -Hatta eşinizin bile bilmediği bir şey... Söyleyeyim. “Erkek olmak” Bir kadının gözünde gerçek erkeğin nasıl olduğunu öğretti o kadın. Kemal çok şaşırmıştı. Ama şaşkınlığını belli etmedi. Vakur bir şekilde Rasim beyin sözlerini dinlemeye devam etti: -O kadın belki tahmin bile etmedin ama bizim dünyamızda var olan kadınlardan. Dolayısıyla onun erkek hakkında söylediği söz yabana atılmaz. Bana erkek olmanın tarifini yaptı. -Bilemem ben o kadarını. -Kadın eteğinde püskül olmanın değil, iffetli olmanın erkeklik olduğunu öğretti. Seni elde edemediği için diyet ödetecektim. Dedi ki bana, “Yıllar sonra, iffetinden taviz vermeyen bir erkek gördüm ya, istersen öldür beni.” İşte sen o erkeksin. Seni tebrik ediyorum. Ama şu haline de kahroldum. -Neden ki o? -Böyle bir erkeğe sahip olmuş bir kadın, böylesi bir erkeğin kıymetini bilmeyecek kadar dünyadan habersiz. Ve onu defterinden siliyor. Yazık ki ne yazık... Binlerce yazık... -Önemli değil Rasim bey... Önemli olan sizin kendi durumunuz. -Nedir benim durumum? -Benim bu hale gelmeme siz sebep oldunuz. -Ben mi? -Evet siz. Dolayısıyla sizinle hesaplaşmaya geldim. > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT