BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kıbrıs sorununun çözüm yeri AB değil, BM’dir

Kıbrıs sorununun çözüm yeri AB değil, BM’dir

Medya haberlerinden, AB’nin genişlemesinden sorumlu Komiser Günther Verheugen’in Atina’da yapılan ‘AB’nin Genişlemesi’ konulu toplantıda, her zamanki gibi Türkiye hakkında atıp tuttuğunu ve Kıbrıs’ta toplumlararası görüşmeler Klerides ile Denktaş arasında devam ederken, açıkça Güney Kıbrıs’tan yana çıkarak ve Türkiye ile KKTC’yi tehdit ederek, Birleşmiş Milletler gözetimi altında yapılan ikili görüşmelerden sonuç almak şansını azalttığını öğreniyoruz.



Medya haberlerinden, AB’nin genişlemesinden sorumlu Komiser Günther Verheugen’in Atina’da yapılan ‘AB’nin Genişlemesi’ konulu toplantıda, her zamanki gibi Türkiye hakkında atıp tuttuğunu ve Kıbrıs’ta toplumlararası görüşmeler Klerides ile Denktaş arasında devam ederken, açıkça Güney Kıbrıs’tan yana çıkarak ve Türkiye ile KKTC’yi tehdit ederek, Birleşmiş Milletler gözetimi altında yapılan ikili görüşmelerden sonuç almak şansını azalttığını öğreniyoruz. Oysa Karen Fogg’un patronu olan Verheugen’in, mevcut milletlerarası antlaşmalara göre Kıbrıs’ın, Türkiye ve Yunanistan’ın birlikte üye olmadıkları bir uluslararası kuruluş olan AB’ye katılamayacağını, herkesten iyi bilmesi gerekir. Zira Güney Kıbrıs, tek başına, 1959 Zürih ve Londra Anlaşmalarına göre kurulmuş olan ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ değildir. Güney Kıbrıs, 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasına göre hiçbir şekilde Kıbrıs Cumhuriyetinin temsilcisi olamaz, Ada’nn Kuzeyinde yaşayan Türkleri temsil edemez. Bilindiği üzere, Kuzey’de yaşayan Türkleri, bugün başında Rauf Denktaş’ın bulunduğu KKTC temsil etmektedir. Güney Kıbrıs’ın, sözde Kıbrıs Cumhuriyeti adına AB’ye yapılan üyelik müracaatını AB’nin kabul etmesiyle, AB, Ada’nın bölünmüşlüğünü zımnen tanımıştır. Ne var ki, Zürih ve Londra Antlaşmaları bakımından olduğu gibi Garanti Anlaşmasına göre de Kıbrıs Cumhuriyetinin, yukarıda vurguladığımız üzere Türkiye ve Yunanistan’ın birlikte üye olmadıkları herhangi bir siyasi veya ekonomik birleşmeye katılması mümkün değildir. Garanti anlaşmasının zabıtlarında bu durum açık bir şekilde yer almakta ve bu nedenle Güney Kıbrıs’ın tek başına AB’ye alınması durumunda Türkiye’ye, Bireşmiş Milletlerin La Haye’deki Yargı Organı olan Milletlerarası Adalet Divanına gitme yolu, bazı şartların gerçekleşmesi halinde açılmaktadır. Nitekim Türkiye Cumhuriyeti, Güney Kıbrıs’ın, 3 Temmuz 1990 günü AB’ye yaptığı Tam Üyelik başvurusu üzerine, bütün bu hususları, Konsey Zabıtlarına geçirtmiştir. Gerçekten AB Komisyonunun Güney Kıbrıs’ın başvurusunu kabulü Kıbrıs sorununun çözümünde yetkili merci olan Birleşmiş Milletler Genel Sekreterinin sürdürdüğü BM müzakere süreciyle çelişmekte ve âdeta onu dışlamayı öngörmektedir. Nitekim Komiser Verheugen’in taraf tutan son beyan ve tehditleri de, gerçekte BM müzakere sürecini dışlamaya yöneliktir. Bu nedenle, bu satırların yazarı da, Karen Fogg’un özel yazışmalarında ‘Uyuyan Köpekler’ olarak nitelediği ve fakat Türkiye’nin temel unsurunu oluşturan ‘Ulusal Güçler’in Milletlerarası Hukuka dayalı görüşüne katılarak, ‘AB ve Verheugen Kıbrıs’tan ellerini çekmelidir’ demektedir.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT