BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İslâm dünyasından tecrit edilemeyiz

İslâm dünyasından tecrit edilemeyiz

Türkiye geçmişte olduğu gibi bugün ve yarın da Batı ile Doğunun; İslâm dünyası ile Hıristiyan dünyası kültürlerinin arasında bir köprüdür. Coğrafi bir zaruret olan bu konum öz benliğimizi terk ederek Batı kültür potasında erimemizi gerektirmez.



Türkiye geçmişte olduğu gibi bugün ve yarın da Batı ile Doğunun; İslâm dünyası ile Hıristiyan dünyası kültürlerinin arasında bir köprüdür. Coğrafi bir zaruret olan bu konum öz benliğimizi terk ederek Batı kültür potasında erimemizi gerektirmez. Dünya tarihi yüzlerce değil binlerce devlet, rejim ve medeniyetler müzesidir. Bedenin gıdası besinler, nefsinki haramlar, ruhun ise ibadet ve inanç olduğu gibi; devletlerin de köklerini besleyen ve hayat fonksiyonunu idame ettiren mazisi, tarih şuuru, milli ve manevi değerlerdir. Her devleti devlet yapan değerler değişiktir. Almanı Alman yapan özellikler şahsına münhasırdır. Bu değerler kaybolduğu an Alman asla Alman değildir. Bu formül Türkler için de geçerlidir. İslâmiyet ruh gibidir Elbette ruh çok mübarek bir varlıktır. Ama benzetmek gerekirse tarih boyunca İslâmiyet, Türklüğün ruhu olmuştur. Nasıl ki ruhun cesetten ayrılması kişinin ölümüyse, Türk dünyası da İslamdan koptuğu an Türklüğünü kaybeder. Elbette her nimetin gerçek sahibi Allahü teâlâdır. Onun iradesi, dilemesi ve yaratması dışında bir yaprak bile yere düşmez. Batılı tarihçilere göre İslâm dünyasının bugün siyasi varlığı, kültürü, dinini muhafazası Osmanlı ve Selçuklu Devletinin canını ve malını severek feda etmesinin eseridir. Yine aynı tarihçiler eserlerinde “Türkler olmasaydı, bugün İslâmiyet Ortadoğu’da azınlık bir din haline gelebilirdi.” demektedirler. Osmanlı birleştirici oldu Osmanlı Devleti, “Eski Dünya” denilen 3 kıt’a; Asya, Avrupa ve Afrika’ya hakim oldu. Arap, Mısır, Kuzey Afrika, Fenike, Yunan, Roma, Pars, Doğu Roma (Bizans) ve Girit medeniyetlerinin mirası üzerine oturdu. Bunları dışlamadı. Orta Asya’dan getirdikleri kendi milli medeniyetleriyle kaynaştırdı. Bunu yaparken asla İslâmın dışını çıkmadı. Türk-İslâm potası içinde kendilerine has bir şahsiyet ve asalet kazandırdılar. Osmanlı medeniyeti ve Osmanlıca dili ortaya çıktı. Ne zaman ki kendi milli ve manevi değerlerini terk edip, Batı’yı taklid etmeye başladı; tepe taklak olarak yuvarlandı. Hâlâ uçurumdaki düşüş devam etmektedir. Batı Osmanlı’nın tersidir Batı medeniyeti Osmanlı gibi kucaklayıcı, kaynaştırıcı değildir. Bu teşhisi bu fakir söylemiyor. İngiliz tarihçi Toynbee, 12 ciltlik “Avrupa Tarihi”nde Batı’yı şöyle tarif ediyor: “Antik Yunan’dan ve Roma’dan bu yana, Batı’ya asimile olacaksın. Yoksa elimine olmayı yani yok olmayı göze alacaksın; görüşü ile 26 medeniyetten 25’ini zor ve şiddet yoluyla yok etmişlerdir. Henüz İslam medeniyetini yıkamadılarsa da büyük ölçüde Müslümanları dejenere ederek kendilerine benzetmişlerdir. Batı için felaket Müslümanların yeniden parlak devirlerine dönüşüdür. Buna asla müsaade edilmemelidir.”
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 110383
    % 0.96
  • 3.8526
    % -0.29
  • 4.5413
    % -0.19
  • 5.1468
    % 0.06
  • 155.726
    % -0.11
 
 
 
 
 
KAPAT