BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > ‘Eşek’ sırtında çağdaş eğitim!

‘Eşek’ sırtında çağdaş eğitim!

Bir tarafta özel arabalarıyla okullarına bırakılan sakinler, diğer tarafta ise okula gitmek için eşek sırtında dere geçerken köprüye kavuşamamanın heyecanını yaşayan bir grup Anadolu çocuğunun hikayesi..



Efendim, İnegöl’ün Gökçeli Köyü Şenlik mezrasında yaşayan köylüler, üzerinde köprü olmayan Şenlik Deresi yüzünden ulaşımda güçlükler yaşıyormuş. Tabii bundan en çok öğrenciler etkileniyormuş. Minikler, Gökçeli Köyü’ndeki okullarına gidebilmek için, eşek sırtında dereyi geçmek zorunda kalıyorlarmış. Fotoğraflara bakarken hatırımıza 1948 yılında hayata veda eden şairimiz Kemalettin Kamu geliyor. Ünlü şairimiz elli sene öncesinde “Bingöl Çobanları” adlı şiirinde diyordu ki o bölge insanı adına: “Daha deniz görmemiş, bir köylü çocuğuyum, Bu dağların eskiden aşinasıdır soyum. Bekçileri gibiyiz ebenced buraların, Bu tenha derelerin, bu vahşi kayaların. ..... Okuma yok yazma yok, bilmeyiz eski, yeni, Kuzular bize söyler yılların geçtiğini. ..... Doğuda ki çağdaşlık Bir çoban parçasısın olmasan bile koyun, Daima eğeceksin başkalarına boyun...” Diye devam edip gidiyor şiir... Bu şiirin üzerinden elli seneden fazla zaman geçti. Görün bakın elli senede Doğu illerimiz ne kadar çağdaşlaşmışlar. Ne kadar mesafe alınmış. Tabii ya, Kemalettin Kamu eğer bugün yaşamış olsaydı sevincinden gözleri yaşarırdı. Çünkü o yıllarda okuma yazma bilmeyen Bingöllü çocuklar şimdi okula gidiyordu. Fotoğrafta Şenlik mezrasındaki öğrencilerin, eşek sırtında dereden karşıya geçerek okuma yazmaya gidişleri bunun en güzel ispatıydı. Ama şairin aklı bir şeyi almazdı belki. Belki şaşırıp sorardı: -Ama bu çocuklar neden kendi köylerinde okumuyorlar da başka köye gidiyorlar ki? -Ama efendim, derdik; çağa ayak uydurmamız için sekiz yıllık eğitime geçtik biz. -Nasıl yani? -Köyünde sekiz yıllık okul bulunmayan çocuklar okul olan köye gidiyor. Kent mi köy hayatı mı? -Peki ama Avrupa Birliği’ne aday bir ülkeyiz. Biz batıdaki şehirlerimizde trilyonluk projelere imza atıyoruz. Örneğin, İzmit’te yüz yıldır şehir merkezinden geçen ancak geçen yıl kaldırılan eski demiryolunun 1600 metrelik güzergahının kentsel yaşam için değerlendirilmesi için hazırlanan proje yaklaşık üç trilyona mal olacakmış. Derdik ki, aman efendim, adı üstünde orada kentsel yaşam için projeler var. Burası “köysel yaşam...” -Peki başbakanımızın köykent projesi falan var. -Olsun. Biz henüz köy olmadık. Biz mezrayız. -Haydi ona da kabul. Peki bu çocuklar babalarının kucaklarında mı geçiyorlar dereyi? -Onlar fakir olanlar. Hali vakti yerinde olanlar eşekle geçiyor. Daha varlıklı olan köylerde ise çocuklarımız traktörle falan taşınıyor. -Yahu ya bir kaza bela olursa? -Eh arada bir kaza neyin oluyor. Telefat veriyoruz ama eğitim için canımız kurban, gurbaan. -Yahu biz kaçıncı asırdayız böyle? -He sor ki kaçıncı asırdayız? ‘Belki eğitime de sıra gelir’ -Yahu ben İstanbul’da öyle okullar gördüm ki, çocuklar altlarında özel otomobilleriyle okula gidip geliyorlar. -Onlar adı üstünde özeldir begim. Biz halimizden şikayetçi değilik Allah devlete millete zeval vermesin. Ama gurban ha şuraya bir körpü olsun. He valla devlete canımız gurban olsun. -Neyse Devlet Bakanı Kemal Derviş krizin bittiğini söylüyor. Belki yavaş yavaş eğitime de sıra gelir. Ne bileyim size de köprü yaparlar. -He gurban biz de sabırla çocuklarımızı eğitimden geri koymamak için ha böyle taşıyoruz. -Milli Eğitim Bakanınız bu konuda ne diyor ki acaba? -Valla 2001-2002 öğretim yarı yılı mesajında özetle diyordu ki sayın bakanımız; “... eğitim ve öğretim bakımından öğrencilerimizin kayıplarının olmaması için gerekli önlemleri aldık. Böylece birinci yarıyıl çalışma takvimine uygun olarak verimli ve başarılı bir biçimde sona ermiştir. Bunun için; öğretmenlerimize, yöneticilerimize, öğrencilerimize, anne ve babalara teşekkür ederim. ..... Önce kendimizi sorgulayalım Öğrencinin başarısı açısından çok önemli olan okul-aile-öğrenci üçgenini nasıl oluşturacağız? Bunun için anne ve baba olarak, önce kendimizi sorgulamamız gerekiyor: - Çocuklarımızla yeterince ilgileniyor muyuz? - Öğretmenleri ve okullarıyla iletişim kuruyor muyuz? - Çocuklarımızın gününü geçirdiği yerleri merak ediyor muyuz? Bu sorulara verilecek olumlu cevap öğrenci başarısını da beraberinde getirecektir. 08.02.2002” Bakanımızın mesajı böyleydi. Biz de çocuklarımıza okul aile öğrenci üçgenini tamamlamak için dereden geçene kadar eşekle ya da eşeksiz eşlik ediyoruz. Kemalettin Kamu’ya rahmet dilerken, eşek sırtında bile olsa çocuklarını eğitimden geri koymama gayreti gösteren Şenlik Mezrası halkına şükranlarımızı sunuyoruz. Hiçbir şey değişmedi! Bu baba, elli sene öncesinin belki de okuma yazma bilmeyeni... Şimdi çağdaş eğitimden çocuklarının geri kalmaması için eşek bulamayınca kendisi iki yavrusunu kucaklamış karşıdan karşıya geçirme çabasında. Her şey çağdaşlık için...
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT