BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bremen Mızıkacıları (Mustafa SELÇUK)

Bremen Mızıkacıları (Mustafa SELÇUK)

Önceki haftaya Devlet Bakanı Kemal Derviş’in “kriz bitti” açıklaması damgayı vururken, bu hafta da Başbakan Ecevit’in enflasyon, büyüme ve özerk kurumlar konularında, IMF programı ile çelişen açıklaması gündeme oturdu.



Önceki haftaya Devlet Bakanı Kemal Derviş’in “kriz bitti” açıklaması damgayı vururken, bu hafta da Başbakan Ecevit’in enflasyon, büyüme ve özerk kurumlar konularında, IMF programı ile çelişen açıklaması gündeme oturdu. Bakan Derviş TBMM’de IMF’nin istediği borçlanma yasasını savunurken, aynı saatlerde Başbakan Ecevit, IMF’ye verilen niyet mektubunda ve ekonomik programda yer alan “özerk kurumlar” uygulamasını ve enflasyon-büyüme ilişkisini yerden yere vuruyordu. Konuşmayı ilginç kılan, içeriğinden çok, konuşan kişinin, icranın ( dolayısıyla da tenkit ettiği konuların ) başındaki tepe yönetici olmasıydı. Merkez Bankası Başkanı S.Serdengeçti’nin önce enflasyonu düşürüp sonra büyüme sağlamak gerektiğini anlatan açıklamasını da hatırlayınca çelişki iyice belirginleşti. Forum İstanbul toplantısındaki konuşmasında Ecevit, özerk kurumlar konusunda “ipin ucunu kaçırdıklarını”, hükümetin ekonomide olan bitenden haberdar olmadığını söylerken, birçok insan neyin kastedildiğini anlamakta güçlük çekti. Özerk kurumlar olarak tarif edilen, BDDK, Merkez Bankası, Kamu Bankaları gibi kuruluşların özerkleştirilmesi, IMF ile imzalanan anlaşmada da yer alan, ekonomik programın şartlarından birisi idi ve bu hükümet tarafından hayata geçirilmişti. Şimdi ise aynı hükümetin başındaki kişi bu özerklikten yakınıyor ve devletin bir şeyden haberdar olmadığını söylüyordu. Tabii bu IMF nezdinde de büyük şaşkınlık doğurdu, sonra ise tevil edici açıklamalar Başbakanlıktan yapılmaya çalışıldı. Diğer taraftan, Ecevit aynı konuşmasında yine IMF programı ile çelişerek, enflasyon ile büyüme arasındaki ilişkiyi kabul etmediğini, büyümeye de hız verilmesi gerektiğini söyledi. Oysa program bir süre daha ekonomik büyümeyi kontrol altında tutarak enflasyonu düşürmeyi hedefliyordu. MB başkanı da henüz bir gün önce bu yönde bir beyanat vermişti. Kafalar bir kez daha karıştı . Ekonomik uygulamalar sapıyor muydu veya IMF ile ters mi düşülmüştü. Yoksa siyasetin popülist yönü ortaya mı çıkıyordu . Her iki konuda da, bir muhalefet lideri bu beyanları yapsa, önem arz etmeyebilir, nihayet bu hükümet uygulamalarını tenkit olurdu. Ama bu tenkidi bizzat hükümetin başı yapınca birçok tereddüt de doğal olarak ortaya çıktı. Zaten yamalı bohça olan ve her kafadan başka bir sesin çıktığı bir hükümet yapılanmasında, MHP kanadının ekonomik program ve IMF konusundaki olumsuz tavrı bilinirken, Başbakanın da bu tavrı teyit edici açıklamaları, siyasi irade konusundaki endişeleri tetikledi. Şu anki ekonomik programın uygulanmasını, kamu maliyesinin disipline edilmesi için tek çözüm olarak kabul edenler bunu olumsuz bir gelişme olarak algıladı. Ekonomideki küçülme devam ettiği için işletmeler ve sermaye sahipleri zor günler geçirirken, ekonomi yönetiminin , enflasyon düşüş trendine girmeden büyümenin önünü açmayacaklarını kararlılıkla ifade etmesine rağmen, Ecevit’in , enflasyonu düşürmek için büyümeyi azaltmaya gerek yok, Türkiye biran evvel ekonomik büyümeye geçmelidir şeklindeki sözleri de bu konuda hükümetin bir kararsızlık ve çelişki içinde olduğu izlenimini verdi. Dünyaca meşhur bir iktisatçının su sözü esasen birçok şeyi izah ediyor: “ Bir ülkenin iktisadi buhrandan çıkması için hazırlanan bir ekonomik reform veya program ne kadar mükemmel olursa olsun, eğer arkasında eksiksiz ve pürüzsüz bir siyasi irade ve tavizsiz bir uygulama yoksa, hiçbir şey ifade etmez”. Şu anda Türkiye’de bir ekonomik program var ve Bakan Derviş’in gayretleri ve IMF’nin, -biraz da para gücüyle- zorlamaları ile uygulanıyor, ama uygulamanın arkasında durması gereken koalisyon hükümeti, birçok konuda farklı sesler, birbiriyle veya uygulamayla çelişen açıklamalar, hatta kendi uyguladıkları programa yönelik eleştiriler ile, her enstrümanın uyumsuz ve farklı bir ses çıkardığı “Bremen Mızıkacıları”’na benziyorlar. Güven ve istikrarın en az rakamlar kadar önemli olduğu bu dönemde de , siyasi iradedeki bu pürüzlü sesler Türkiye ile ilgili herkesi tedirgin etmeye devam ediyor.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT