BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Nasıl âdet bunlar!..

Nasıl âdet bunlar!..

Pek yakın zamana kadar kırsal kesimde doğum, kısırlık ve doğacak çocuğun cinsiyeti ile ilgili boş inançlar büyük rağbet görürdü. Kısırlık tedavisi için baharatla karıştırılıp bellerine sardıkları kertenkele ezmesi ile, doğumu kolaylaştırmak için kocalarının ayakkabısından içtikleri su ile, tayin ederlerdi.



Tıp ilmi kırsal kesime pek uğramadığı dönemler şüphesiz ki cehaletin sonucu halk arasında bazı boş inanışlar ve âdetler türedi. Ne ciddi bir kaynağı, ne de elle tutulur bir yanı olmayan bu inanışlar, yıllar boyu halk arasında dilden dile dolandı, kimileri ciddiye de aldı. Hemen her konuda çok da iddialı adetlerdi ki uzun yıllar insanlar bunlara rağbet etti. Öylesine yaygındı ki her ilin, hatta her köyün âdetleri, inanışları birbirini tutmazdı. Özellikle doğum, kısırlık ve doğacak bebeğin kız mı? yoksa erkek mi? olacağı yolunda akla hayale gelmez inanışlar mevcuttu. Neyse ki bunların büyük bir bölümü günümüze kadar gelemeden unutuldu. Şimdileri kırsal kesimdekiler de bunlara gülüp geçse de eskilerden hâlâ bu inanışlara rağbet edenler de mevcut. Aklımızın bir köşesinde kalan “Gebenin yüzü parlaksa ve tatlıya düşkünse erkek, ekşiye düşkünse kız olacağına yorulur” inanışından yola çıkarak tüm illerdeki boş inançları teker teker taradık, işte ülkemizde bir zamanlar yaşanmış, bir kısmı da hâlâ yaşanmakta olan ilginç inanış ve âdetler: Ayakkabıyla susturma! Eğer çocuğunuz çok ağlıyor, bir türlü susmuyorsa çözümü çok basit, eskiden İzmirlilerin yaptığı gibi çocuğun ağzına babasının sol ayakkabısı ile vurdunuz mu. Kolaysa bir daha sesi çıksın. Artvin’deki âdet de ne hikmetse yine çocuğa eziyet onlarda ağlayan çocukların tabanlarını ustura ile hafifçe çiziyorlar, buna “ayak çırtlama” diyorlar. Eee zaten bu kadar eziyete karşın bebek hala ağlayabilirse ne ala... Uzun ömürlü ola... Eskilerde Anadolu’da olduğu gibi Adana’da da çocuk ölümleri çok yüksek olduğu için ebeveynler yedi Mehmet ya da yedi Fatma’dan topladıkları parçalarla oluşturdukları kumaştan bebeğe giysi dikerler, bu giysinin bebeğin ömrünü uzatacağına inanırlardı. Zonguldak’ta bunun için ise eve gelen konukların ayakkabılarının altı delinir veya komşudan bulaşık bezi çalınıp eve asılırdı. Rize’de ise çocuk uzun ömürlü olsun diye öğleden sonra elbiseleri yıkanmazdı. Dilleri açıla! Eskişehir’de konuşması geciken çocuğun dil altı kesilir, kanaryanın içtiği sudan içirilirdi. Hakkari’de ise konuşması geciken bebeğe düzgün konuşan birinin lokması ağzından alınarak verilirdi. İçel’de ise âdet biraz daha farklıydı zira çocuğun hemen konuşması için kara birine öptürülürdü. Tokat’ta de geç konuşan çocuklar ahıra bağlanır, veya eşeğe ters bindirilirdi. Zamanından yürüye! Artvin’de Zamanında yürüyemeyen çocukların topuklarına yumurta akı sürülür ya da vücudu sıcak tandır ekmeği buğusuna tutulurdu. Ayıya bakarsa kıllı olurmuş! Bir de bebek doğmadan evvel bazı inançlar vardır ki bunların ilerde çocuğun geleceğini etkileyeceğine inanılır. Bolu’da gebe kadın ayıya bakarsa çocuk tüylü, deveye bakarsa uzun boylu, maymuna bakarsa maymun suratlı, tavşana bakarsa yarık dudaklı olur. Erzurum’da da gebe kadın güzele bakarsa çocuğu güzel, ekşi yerse hırçın, çığ lahana yerse ak, pekmez yerse esmer olacağına inanılır. Teni güzel olsun diye Kars’ta ilk banyo suyuna yumurta kırılırdı. Sivas’ta da böyle inanışlar vardı. Ekşi ve tuzlu yiyen kadınların çocukları çilli, yumurta yiyenlerin çocuğu gamzeli, balık yiyenlerin ise ağzı balık gibi olacağına inanılırdı. İyi huylu ola! Artvin’de çocuklar beşiğe yatırılmadan önce, beşiğe temiz bir kedi yatırılırsa çocuğun iyi huylu olacağına inanılırdı. Bilecik’te ise kırkı dolan bebek ahıra götürülür, hayvanların yanında bir süre bekletilir, böylelikle çocuğun uslu ve iyi huylu olacağı beklenirdi. Kısırlığa kertenkele ezmesinden çare! Kısırlık yüzyıllardır özellikle kırsal kesimdekilerin en büyük sorunu şüphesiz. En büyük korkusu da... Evlilikleri zedeleyen ve bir kadın için en onur kırıcı şey olan kuma getirmeye kadar giden bu süreçte eskiden kadınlar kısırlığı önlemek için pek de bilimsel olmayan yöntemlere başurdular. Balıkesir’de bebeği olmayan kadınlar baharatla karıştırılıp bele sarılan kertenkele ezmesi ile kısırlığa çare bulduklarına inanırlardı. Tokat’ta da komşunun yeni doğan çocuğunun bezi çalınıp adet görme sırasından kadın tarafından kullanıldığında kısırlıktan kurtulacağına inanılırdı. Rize’de ise mangalda kömür yakılır ateşine balık yağı dökülür veya iyice kızartılan taş bir kaba konur üzerine tereyağı dökülür kısır kadın bunların üzerine çömelirdi. Koca ayakkabısından su içmek Balıkesir’de doğumu kolaylaştırmak için gebe kadınlar kocasının ayakkabısından su içerlerdi. İçel’de ise gebe sallanır, dolaştırılır, kocası üstünden atlar, gebenin kuşağı deve veya mandanın altından geçirilerek tekrar beline bağlanır, karnı zeytinyağı ile oğulur, eteğine ekmek konur ve bu ekmek daha sonra köpeğe yedirilirdi. Bu da işkence... Malatya’da kolay doğum için kadınlara eskiden bir nevi işkenceyle doğumu sağlanırdı; boynundan incir ağacına bağlanıp, ayaklarından ağaca asılıp daha kolay bir doğum yapacağına inanılırdı. Muş’ta da doğumu kolaylaştırmak için kadının saç örgüleri çözülür, başı üstünde iki tuğla parçası kırılırdı. Nevşehir’de de bir nevi işkence yaşatılırdı gebe kadınlara, sancılar başladığında doğumu kolaylaştırmak için gebe hızlı giden at arabasıyla gezdirilirdi.. Kımıldarsa erkek olur Amasya yöresinde doğacak çocuğun cinsiyetini belirlemek için gebe kadın avucuna memesinden süt sağar ve sütün üstüne bir bit koyar. Bit eğer sütün üstünde kımıldarsa çocuk erkek, kımıldamazsa kız olacağına inanılırdı. Yine benzer bir örnek Balıkesir’de yaşanırdı, gebenin sütü bir bardak suya damlatılır, süt dağılmadan dibe inerse erkek, dağılırsa kız çocuğu olacı zannedilir. Cinsiyeti ne olacak? Eskiden ultrason diye bir alet yoktu şüphesiz, hoş olsa bizimkilerde “garnın içindekini Allah’tan başka kim bile” deyip pek de rağbet etmezlerdi ya!.. “Kız mı olacak, yoksa erkek mi?” tartışmaları aslında köydeki sosyal yaşayışın bir uzantısıydı, zira erkek çocuk, iş gücü demekti, baba kahvede daha rahat yatabilecek, tarla için ırgata gerek kalmayacaktı. İşte bütün bu tuhaf adetler ki adet demek ne kadar yerinde olur, uzun yıllar kırsal kesimde insanlar tarafından büyük rağbet gördü, neyse ki şimdileri bunlara pek inanan da kalmadı ama ne yazık ki hâlâ bazı yörelerde bunların bazılarıda uygulanmaya devam ediyor. Özellikle “Kız mı olacak, yoksa erkek mi?” tatışmaları hemen her ilin boş inanışları arasında önemli bir yere sahip, işte ilginç örnekler: Çenesi düşenler erkek doğurur! İçel’de gebelerin çok konuşması, zayıflaması ve yılan görmesi erkek, şişmanlaması ve ağır başlı olması kız doğuracağına yorumlanır. Kırklarelinde çocuğun zıbınından bir parça kesilir ve dışarı atılır. Sokaktan ilk geçen kadınsa çocuğu kız, erkekse erkek olacağına inanılır. Tamamıyle bilimsel... Tunceli’de ise pişmiş kellelerden medet umulurdu. Kelleyi yerde yuvarlıyorlar, ağzına bakıp, eğer etli ise kız, kemikli ise erkek olacağına inanırlardı. Tekirdağ’daki de bir hayli komik ve ilginç, onlarda ateşe tavuk ödü atıp, patlarsa erkek, patlamazsa kız olacağına yoruyorlardı. Tokat’ta Gebenin burnu kaşınırsa kız olacağı, Nevşehir’de sancılar kasıktan başlar, memesi kararırsa kız, yüzü çillenir, kahverengi bir renk alırsa erkek doğuracağına yorulurdu. Uşak’ta Gebenin yüzü açık renk olur ve kaşı ve kirpikleri dökülürse erkek, yüzü kızarırsa kız olacağına inanılırdı. Kolay doğumun sırları Jinekoloji denilen bilim dalı pek eskide bizim buralara uğramamışken ebeler hem cerrah, hem doktor hem de hemşirelik görevini üstlenirdi. Garip köy kadınları, cehaletinde verdiği bir saflıkla kaynağını nereden aldığı belli olmayan bazı boş inançlara sıkı sıkı sarılırdı. Doğum sırasında ölümlerinin çok sık rastlandığı dönemlerde bu boş adetlerde halk rasında çok rağbet görürdü.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT