BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İlimlerin sınıflandırılması

İlimlerin sınıflandırılması

Müslümanların öğrenmesi lâzım olan bilgilere “Ülûm-i islâmiyye” denir. İslâm dîninin emrettiği bu bilgileri, Resûlullah ikiye ayırmış, “El-ilmü ilmân, ilmü ebdân ve ilmü edyân” buyurmuştur. Biri “Ülûm-i nakliyye” yâni din bilgileri, diğeri “Ülûm-i akliyye” yâni fen bilgileridir, buyurmuştur.



Müslümanların öğrenmesi lâzım olan bilgilere “Ülûm-i islâmiyye” denir. İslâm dîninin emrettiği bu bilgileri, Resûlullah ikiye ayırmış, “El-ilmü ilmân, ilmü ebdân ve ilmü edyân” buyurmuştur. Biri “Ülûm-i nakliyye” yâni din bilgileri, diğeri “Ülûm-i akliyye” yâni fen bilgileridir, buyurmuştur. Din bilgileri, dünyada ve âhırette huzuru, saadeti kazandıran bilgilerdir. Bunlar da iki kısma ayrılır: “Ülûm-i âliyye” yâni yüksek din bilgileri ve “Ülûm-i ibtidâiyye” yâni âlet ilimleri. Yüksek din bilgileri sekizdir: Tefsîr, Üsûl-i kelâm, Kelâm, Üsûl-i hadis, İlm-i hadis,Üsûl-i fıkh, Fıkh, İlm-i tasavvuf. Tasavvuf ilmi, kalb ile yapılması ve sakınılması lâzım olan şeyleri ve kalbin, ruhun temizlenmesi yollarını öğretir. Bu sekiz ilimden, kelâm, fıkh ve ahlâk bilgilerini lüzûmu kadar öğrenmek ve çoluk çocuğuna öğretmek, her müslümana “Farz-ı ayn”dır. Öğrenmiyenler ve çoluk çocuğuna öğretmiyenler büyük günah işlemiş olur. Cehenneme gider, yanarlar. Öğrenmeye lüzum görmiyen, önem vermiyen ise, kâfir olur, îmanı gider. Bu üç ilmin lüzumundan fazlasını ve öteki beş yüksek din bilgisini ve ulûm-i akliyyeyi öğrenmek “Farz-ı kifâye”dir. İslam âlimleri, herkesin bilmesi ve yapması gereken kelâm (yâni îman) ve ahlâk ve fıkıh bilgilerini kısaca ve açıkça anlatan kitaplar “İlm-i hâl” kitapları hazırlamıştır. Dînini bilen ve seven ve kayıran mübârek insanların ilm-i hâl kitaplarını alıp, çoluğuna ve çocuğuna öğretmek, her müslümanın birinci vazîfesidir. Kendilerine din adamı ismini ve süsünü veren câhil ve sapık bir kimsenin sözlerinden ve yazılarından din öğrenmeye kalkışmak, kendini Cehenneme atmaktır. Kur’an-ı kerimden bir miktâr ezberledikten sonra, fıkıh öğrenmek lâzımdır. Çünkü, Kur’an-ı kerimin hepsini ezberlemek farz-ı kifâyedir. Lâzım olan fıkh bilgilerini öğrenmek ise, farz-ı ayndır. Farzlardan sonra ibâdetlerin en kıymetlisi, ilim ve fıkıh öğrenmektir. Hadîs-i şerîflerde fıkıh ilminin önemi şöyle bildirilmiştir: “Her şeyin dayandığı bir direk vardır. Dînin temel direği, fıkıh bilgisidir.” “ İbâdetlerin efdali, en kıymetlisi, fıkıh öğrenmek ve öğretmektir.” “Allahü teâlâ bir kuluna iyilik etmek isterse, onu dinde fakîh (fıkıh ilmini bilen) yapar.” “Allahü teâlânın en üstün dediği kimse dinde fakîh olan kimsedir.”
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT