BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kıskanç

Kıskanç

Çay bahçesi... Saat 10:00. İşte köşede bir bey oturuyor. Evet bu Avukat Murat. Hem de kendisinden önce gelmiş. Ne kadar iyi bir insan. Verdiği sözü yerine getiren biri... Berrin sağına soluna bakıyor. Etrafta kimsecikler yok...



Berrin sabahın erken saatinde kalktı. Annesiyle birlikte güzel bir kahvaltı hazırladı. Bu arada babası Ahmet bey çoktan üzerini giyinmiş kahvaltı masasına oturmuştu bile. Berrin bir iki lokma atıştırdıktan sonra ayağa kalktı: -Anne bana müsaade. Geç kalmamam lazım, siz kahvaltıya devam edebilirsiniz. -Sen ne zaman geleceksin kızım? -En geç öğleden sonra gelirim anne. -İyi haydi. Allah işini rast getirsin, ne diyeyim. -Görüşürüz baba. -Güle güle.  Çay bahçesi... Saat 10:00. İşte köşede bir bey oturuyor. Evet bu Avukat Murat. Hem de kendisinden önce gelmiş. Ne kadar iyi bir insan. Verdiği sözü yerine getiren biri. Berrin sağına soluna bakıyor. Etrafta kimsecikler yok. “İyi ki Murat beyi yanıma çağırmışım” diyor içinden. Sonra güvercin adımlarla yaklaşıyor. Ürkek ve tedirgin. -Merhaba Murat bey. -Aaa, Merhaba Berrin hanım. -Sizi bekletmedim değil mi? -Hayır. Ben de yeni geldim. Beş dakika ancak oluyor. -Oh şu baş belası adam kimbilir bizi nereden gözetliyordur. -Biri bizi gözetliyor ama kim değil mi? -Evet... Gazetenizi de yanınızda getirmişsiniz. -Onları merak etmeyin. Bir gazeteci teybi bile hazırladım. İç cebimde. -Yaa? -Tabii. Öyle konuşmalar havada kalmamalı. Burada çıkarıp not alacak da değiliz. Mecburen böyle bir yol denemem lazımdı. -Siz çok iyi bir insansınız Murat. Sizi öyle sevdim ki? -Haa, bakın size bir şey söyleyeceğim. Lütfen bir daha böyle maksadını aşan mesajlar göndermeyin. Berrin şaşırdı. Kaşlarını kaldırdı: -Nasıl yani? -Dün akşam üstü eşimle çocuğumla birlikte iken gönderdiğiniz mesaj. -Ne yazıyormuş? -Bilmiyor musunuz ne yazdığınızı? Berrin ardından biraz gülümsedi. -Yoo, okur musunuz ne yazmışım? -Neyse önemli değil. -Rica ederim çok merakta kaldım. Murat utana sıkıla mesaj kutusunu ekrana taşıdı ve gösterdi. Mesajı okuduğunda Berrin de bir tuhaf olmuştu. Yanakları al al olmuştu farkında olmadan. “-Sevgilim, seni çok seviyorum. Beni mutlaka ara!” Sonra gözlerini Murat beye dikti: -Ben dün sizi hiç aramadım Murat bey. Ayrıca evli bir erkeğe böylesi bir mesaj çekecek kadar sorumsuzluk göstereceğimi benden beklemene de çok şaşırdım. Bu kez yüzünün kızarma sırası Murat’a gelmişti. -Siz çekmediniz mi bu mesajı yani? -Hayır ne münasebet. Siz benim sevgilim değil avukatımsınız. Lütfen. -Elbette. Yani, ben de şoke oldum zaten. Hay Allah, çok özür dilerim. -Ama enteresan olan benden nasıl böyle bir şey beklersiniz? Murat renkten renge giriyordu. “Çok özür dilerim” dedi. “Demek ki bir telefon sapığının oyununa geldik. Ya da yanlış bir numara” Bu arada parkın öte başında bir gölge belirdi. Berrin dikkatini o yöne çevirmişti ama Murat’ın kafası allak bullak olmuştu. “Ah Ayşe!” dedi kendi kendine. “O kadın senin peşinde diye diye” beni şartlandırdın. Şimdi de elin kadınına rezil ettin. -Murat bey, bakın biri geliyor. Şimdi ne yapacağız? Gazeteyi sen mi tutacaksın ben mi? > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT