BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Dünyanın talihsizliği Bush

Dünyanın talihsizliği Bush

Tek kutuplu hale gelen dünyada haliyle bir boşluk doğdu. Eğer iki veya daha fazla süpergüç olsaydı bunlar birbirlerini kontrol eder ve biri diğeri için caydırıcı rol oynardı. Bu mevcut değil. O mevcut olmadığı gibi lider devletin başındaki kişi de yerinin hakkını veremiyor.



Tek kutuplu hale gelen dünyada haliyle bir boşluk doğdu. Eğer iki veya daha fazla süpergüç olsaydı bunlar birbirlerini kontrol eder ve biri diğeri için caydırıcı rol oynardı. Bu mevcut değil. O mevcut olmadığı gibi lider devletin başındaki kişi de yerinin hakkını veremiyor. Öyle birinde aranacak en birinci şart, adil olmasıdır. Oysa G. W. Bush, koyu katolik bir hizip mensubu. Onun için kendisi gibi bir başka inanışın köktendincisi Şaron’un yaptıklarına gülünç değerlendirmelerle dolaylı destek çıkmaktadır. Şu gün olmuş bu kişi, hâlâ Yaser Arafat’ın terörü durdurmasını istemektedir. Şaron’un yaptıkları, dünya utanç suçları listesinde en başlarda yer alacak ve asla unutulmayacaktır. O, suçüstü halinde yakalanmış bir katildir. Suçun bir de aslî mânevî failleri var. Onlar da Amerikan hükûmetiyle, Avrupa Birliği’dir. Amerikan hükûmeti, işgal, katliam ve insan haklarını hiçe sayan aşağılamaya resmen göz yummakla kalmayıp Bush adlı talihsiz adam ağzıyla da hezeyanlarda bulunmaktadır. AB’ye gelince. Onların suçu daha mı az? Hayır!.. Abdullah Öcalan’ın odasında televizyon olup olmadığına kadar çok yakından meşgul olan, güneydoğumuzdan dolayı Türkiye’ye vermediği sıkıntı kalmayan AB, bir devletin işgal edilmesi, kahredici katliamlar yapılması, o devletin başkanının hırsız ve yankesici gibi adi suçlulara bile reva görülmeyecek cinsten muamelelere tabi tutulması karşısında dut yemiş bülbül gibi susmaktadır. Eski Yugoslavya devlet başkanı Slobodan Miloşeviç neden yargı önündedir? Eğer Şaron diye çağrılan yüzkarası başbakan muamelesi görüyor, Miloşeviç tutukluysa bu haksızlıktır. Şaron, Miloşeviç’ten daha az suçlu değil. İşte o Şaron, dün lutfetmiş. Kapısında asker diye besledikleri, Arafat’ın karargâh duvarını kirletmesiyle tatmin olduktan sonra isteyen batılı ülke devlet adamlarının Filistin liderini alıp götürebileceğini açıklamış. Şartı da varmış. Yanına kimseyi almayacak ve bir daha geri dönmeyecek. Hangi zorba devirde yaşıyoruz? Sen kalk bağımsız bir memleketi işgal ve başkanını tecrid et sonra da böylesine hafif tekliflerde bulun. Elbette Arafat tarafından derhal reddolundu. İsrail’in azması, gölgedeki Amerika’nın temsilcisi Dick Cheney’nin bu ülkeyi ziyaretinin hemen akabinde vuku buldu. Buna rağmen ABD Bush’tan ibaret değil, Avrupa da AB’den. Hatta İsrail de Şaron ve taraftarları olarak görülemez. Ortada artık bir savaş vardır. Amerikan, Avrupa ve İsrail kamuoyunun aydınlarıyla birlikte bu savaşı durdurmak ve Şaron’u devirmek için ellerinden geleni yapmaları lazım. Nitekim Avrupalı insan hakları temsilcilerinin gayretleri şükrana layıktır. İntihar komandoları denilen gençlere gelince. Filistinli sivillere yazık olduğu gibi Musevi sivillere de yazık. Markete, çarşıya, pazara, otobüse saldırmak asla doğru değil. Onlar askeri hedef sayılamaz. Peki, üstünde bombayla ölüme koşan o gençlere yazık değil mi? Elbette onlara da yazık. Bütün bunların suçlusu Şaron terörü. Vatanı işgal edilen, anası-babası, kardeşi gözleri önünde en kötü biçimde öldürülen bu gençler o yola zorla itilmekteler. Bu gidişle sayıları da her gün artar. Çaresiz bırakıyorsunuz. Adaleti temin edin ki bu yollara ihtiyaç kalmasın. Şiddet, şiddeti davet etmekte. Onların anası-babası-kardeşi de insan. Onların da insan hakları var. Siz “intihar komandoları” diyorsunuz. Onlarsa kendilerine “şahadet erleri” demekteler. Ortada tek taraflı bir savaş cereyan ediyor. İsrail’in uzun vadede buna dayanması mümkün değil. Şaron, memleketinin de bölgenin de dünyanın da huzuruna kıymıştır. Hâdise, dönüp dolaşıp aynı noktaya geliyor. Bu problemi çözecek olan yine Türkiye’dir. Bir kere şu tankları yenileme ihalesi en azından askıya alınsın. Bu bir baskı unsuru olarak kullanılsın. Savunma Bakanı’nın dünkü demeci, kabul edilemez cinstendi. Ne demek; devleti siyasi irade mi yönetmekte, yoksa bürokrasi mi? Savunma Sanayii İcra Komitesi, isterse bin kere imza atsın. Siyasi irade, “durdurdum” diye karşı tarafa tek taraflı bir tebligatta bulundu mu o sözleşme olduğu yerde kalır ve işlemez. Ya o ‘bu işi İsrailliler biliyor’ mealindeki itirazlara ne demeli? Niye bizimkiler de değil de sadece onlar biliyor? Evet; esrar şimdi çözülüyor. Bush’un ortada şu gün için hiç de haklı bir sebep yokken Irak da Irak diye tutturmasının arkasındaki maksat anlaşıldı. ABD, Irak’a girerken, İsrail de Filistin’i işgal edecekti. Tabiî o zaman Filistin kolay lokma olacaktı. Bush, kendine düşeni kotaramadı ama Şaron’a evet demek zorunda kaldığı için şimdi ona kayıtsız şartsız destek veriyor.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT