BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > YÜCE MAKAM

YÜCE MAKAM

Bizim yüce makamın (Cumhurbaşkanlığı) bir sorumluluğu yok.. Yetkileri de 12 Eylül’den sonra artırıldı. 12 Eylül’den önce temsilden öte bir fonksiyonu olmayan bu makam için niye kavgalar gürültüler çıktı, dersiniz.



Bizim yüce makamın (Cumhurbaşkanlığı) bir sorumluluğu yok.. Yetkileri de 12 Eylül’den sonra artırıldı. 12 Eylül’den önce temsilden öte bir fonksiyonu olmayan bu makam için niye kavgalar gürültüler çıktı, dersiniz. Bizde bu makamın cazibesini artıran sebep ne? Hep söylenir ya. Bu güzel ülke parlamenter sistemle idare ediliyor. Bu sistemde sorumluluk parlamentonun içinden çıkacak başbakana yükleniyor.. İşleri de o yürütüyor. Eğer bir mevki için kavga, gürültü kopacaksa başbakanlık için kopması lazım. Oysa yakın tarihimizde bunun kavgası hiç olmamış. Bütün kavgalar cumhurbaşkanlığı için olmuş.. Birisinin bu durumu bizim anlayabileceğimiz şekilde anlatması lazım. ..... Aynı sistemle idare edilen Almanya’da Almanlar cumhurbaşkanlarının adını bile hatırlayamazlar.. Tek bildikleri (o da biliyorlarsa) federal başbakanlarıdır. Acaba bizde cumhurbaşkanı seçimle gelenlerle seçilmeden gelenler arasında bir denge kurmak zorunda olduğu için mi önemli oluyor? ..... Yine bizde tayinle gelenlerin çok sık kullandığı bana göre yanlış olan bir tabir daha var: Devletimin emrindeyim, milletimin emrindeyim.. Tayinle gelen birisinin milletinin veya devletinin emrinde olması ne demek? Farzedin ki siz Sabancı’nın holdinginde çalışıyorsunuz... Ve “holding çalışanlarının emrindeyim, başka da kimseyi takmam” diyorsunuz. Buradan Sakıp Ağa’yı da tanımadığınız anlamı çıkmaz mı? Belediye bürokratı bile seçilmiş başkanımın emrindeyim, demeyi yediremiyor.. Zül sayıyor. Şehir halkının emrine amade olduğunu söylüyor. Halbuki bir belediye görevlisinin milletinin hizmetinde olması demek silsile halinde amirinin, amirinin, amirinin emrinde olması demek. ..... Hadi bizde başkanlık sistemi yok.. Emret başkanım diyemiyorlar.. Bari hepsi, “Emret başbakanım” desinler. Başbakanımın emirlerini almaya geldim, desinler. Başbakanım emretti, desinler.. Ya da aleni emir versinler.. İNFAZ HAKKI Televizyonlarda seyrettiğimiz polisiye haberler içinde mahkeme safahatı olan yok.. Mahkeme safahatından kastım şu: Filanca günlerdir filan konuda yargılanıyordu.. Bugün yargılama bitti, mahkeme şu kararı verdi. Bir müddet sonra, “Yargıtay da onayladı” türünden haber. Sıfatı ne olursa olsun.. Sanatçı, işadamı, esnaf, memur.. vs. Haberdeki görüntü aynı: Gözaltına alınma sahnesi.. Sanki herşey kesinmiş gibi sıralanan ithamlar.. Ailesi, anası, babası, adli tıbba gidiş sahnesi, polis otosundan iniş sahnesi... Bizim aklımızda şu kadarı kalıyor: Vay namussuz, ne haltlar yemiş. İki yıl sonra mahkeme sonuçlanıyor, aynı adam beraat ediyor.. Bizde çıt yok. O da derdini kimseye anlatamıyor. Yırtınsa, didinse.. Elinde mahkeme kararıyla kapı kapı dolaşsa da anlatamaz. Zihinlerde ekran görüntüleri var. Televizyon ve gazeteler mahkemeden önce kararını vermiş: Katil, hırsız, dolandırıcı veya uyuşturucu satıcısı.. ..... Hazırlık soruşturması gizlidir, diyorlar. Oysa polise uğrayan herkesin ifadesini satır satır gazetelerden okuyoruz. Mahkeme kararı olmadan kimse suçlu ilan edilemez, diyorlar.. Biz medya olarak ilan etmekle kalmıyor, infaz etme hakkı da istiyoruz.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 107921
    % 1.38
  • 3.8258
    % -0.25
  • 4.5088
    % 0.08
  • 5.1364
    % -0.01
  • 153.853
    % -0.14
 
 
 
 
 
KAPAT