BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bilsem ki Döneceksin

Bilsem ki Döneceksin

Bugün kurs yoktu. Okuldan döner dönmez telefonun başına oturdu. Okul arkadaşı Aysun’a telefon etti. Karşısındaki ses onundu. Yüz yüze gelmişler gibi sevindi. Ankara’daki son gelişmeleri sordu. Bildiği ne varsa bütün ayrıntılarıyla anlatmasını istedi.



Bugün kurs yoktu. Okuldan döner dönmez telefonun başına oturdu. Okul arkadaşı Aysun’a telefon etti. Karşısındaki ses onundu. Yüz yüze gelmişler gibi sevindi. Ankara’daki son gelişmeleri sordu. Bildiği ne varsa bütün ayrıntılarıyla anlatmasını istedi. Aysun bildiklerini arka arkaya sıraladığında genç kızın yüzü renkten renge girdi. Rahatlamak bir yana, daha beter meçhullere doğru yol aldı. Büyükbabası İstanbul’dan hiç dönmemiş. Bir gece bekçiliği bulmuş; geceleri çalışıyor, gündüzleri de köşe bucak Sabiha’yı arıyormuş. Babaannesi ise çok kötü durumdaymış. Yanlarında kaldığı ve yıllardır hiç görüşmedikleri için akraba olduklarını bile unuttukları o insanların yanında neredeyse son günlerini yaşıyormuş. Belki de şu anda hayatta değilmiş. Aysun, arkadaşını çok özlediğini, birlikte geçirdikleri günleri hiç unutamadığını söyledi. Telefonu kapatmaya hazırlanırken bir başka konuyu hatırladı. Önceki gün Sabiha’nın Ankara’da iken devam ettiği spor salonunun sahibi Uğur Bey ile salonun taekwondo hocası Yüksel Bey okula gelerek onun adresini ya da telefon numarasını öğrenmek istemişler. Bilen çıkmayınca üzüntüyle geri dönmüşler. Aysun ona büyük bir iyilik yapmış, babaannesi ve spor salonunun son telefon numaralarını öğrenmeyi başarmıştı. Sabiha numaraların ikisini de not aldı. “Elbet bir gün görüşeceğiz” temennileriyle gözyaşları içinde vedalaştılar. Ahizedeki sesin karşılıklı olarak susmasından sonra ikisi de iki ayrı mekanda bir an öylece kalakaldılar. Sabiha sakinleşmek için bir süre bekledikten sonra babaannesinin kaldığı yerin telefonunu çevirdi. Parmakları titriyor, içi içine sığmıyordu. Hayatta en sevdiği iki varlıktan birine biraz sonra ulaşacak, o şefkat dolu sesini duyabilecekti. O sesle içindeki özlem ateşi dinecek, biraz olsun rahatlayacaktı. Mümkün olsa ellerini, yüzlerini öpse, bir daha ayrılmamak üzere boynuna sarılsa... Yüreğinde bir sıkıntı, yüreğinde bir korku... Ne yapsa olmuyor, bir türlü sakinleşemiyordu. Sanki damarlarında akan, bildiğinin dışında bir sıvıydı. Korku filmlerindeki gibi kendini dışarı atacakmışçasına sancılı akıyor, bendini zorluyordu. Son numaraya dokunduğunda bu azabın bir an önce bitmesi için dualar ediyordu. Telefondaki, tanımadığı bir sesti. Orta yaşın üzerinde olduğunu tahmin etti. Yaşına göre fazla konuşkan biri olmadığı ses tonundan ve kullandığı cümlelerden anlaşılıyordu. - Kızım, senden çok bahsettiler. Bizleri tanımazsın. Nicedir sizinkileri gördüğüm yoktu. Unutmuştuk birbirimizi. İkisinin de tek düşünceleri sendin. Hayatta olmana sevindim. Bu sevinci babaannen de yaşasaydı! Kızım ona hakkını helal et. Sabiha’nın çığlığı salonda yankılandı. Gözyaşları sel olup aktı. Hıçkırıklara boğuldu. Bayılacak gibi oldu. Kendini zor tuttu. Telefon açıktı. Sustu, dinlemeye devam etti. - Kızım, önce sakin ol! Senin için kolay olmadığını biliyorum. Allah’ın ne sevgili kuluymuş ki mübarek cuma gecesi toprağa verdik onu. Cenazesinde büyükbaban da bulunamadı. Ulaşamadık kendisine. Sonradan duyup geldi. Ağladı. Üzüntüden ne yapacağını şaşırdı. Evi ocağı sattı. Eşyaların kimisini dağıttı. Geriye kalanları da bir kamyona yükleyip İstanbul’daki evine gönderdi. Bir iş hanında gece bekçiliği yapıyormuş. Hiç karşılaşmadın mı onunla? Desene orası İstanbul... Desene mümkün mü?... Adresi yok ki sana bildireyim. İstersen kaldığın adresi, telefonu bırak. Büyükbaban bizi ararsa veririz. Yine de kendin bilirsin. Kapattı telefonu. Kadına veda edip etmediğini hatırlayamadı. Şu anda yaşadığı üzüntüyle perişan olmuştu. Bu acıya, bu ayrılığa nasıl dayanacaktı?.. > DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109182
    % 0.02
  • 3.8295
    % 0.32
  • 4.4967
    % -0.19
  • 5.1066
    % -0.19
  • 152.933
    % -0.23
 
 
 
 
 
KAPAT