BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bilsem ki Döneceksin

Bilsem ki Döneceksin

Büyükbabasını bulabilse bu hüzün paylaşılır, bundan sonrasında birbirlerine destek olarak yaşayabilirlerdi, fakat şu anda o kim bilir ne durumdaydı... Aç mı, açıkta mı?.. Dahası hayatta mı?.. Eşinin ve torununun yanında olmadığı bir dünyada gönlünü ve sofrasını kimlerle paylaşıyordu? O yaşlı halinde bir de yardıma muhtaçsa, yanında bir bardak su verecek birileri yoksa?..



Büyükbabasını bulabilse bu hüzün paylaşılır, bundan sonrasında birbirlerine destek olarak yaşayabilirlerdi, fakat şu anda o kim bilir ne durumdaydı... Aç mı, açıkta mı?.. Dahası hayatta mı?.. Eşinin ve torununun yanında olmadığı bir dünyada gönlünü ve sofrasını kimlerle paylaşıyordu? O yaşlı halinde bir de yardıma muhtaçsa, yanında bir bardak su verecek birileri yoksa?.. İstanbul, bir büyük şehir... Kim bilir nerede, hangi sokakta?.. Bir gün, bir otobüs durağında beklerken ya da bir parkta güneşlenirken rastlar mıydı ona? “Büyükbabacığım!” diyerek kollarına atılıp boynuna sarılacağı o mutlu gün ne zamandı? İstanbul’un her gün bir başka sokağını dolaşsa karşılaşma ihtimalleri var mıydı?.. Hangi yılın hangi haftasında, saat kaçta?.. Bilinmeyen bir zaman, bilinmeyen bir mekan... Aysun “Elbet bir gün görüşeceğiz” demişti. Sabiha şimdi bu sözleri büyükbabası için mırıldanıyordu.  Akşam yemeğini Lâle ile geç saatlerde yedikleri için öğleden sonraları çay demliyor, yanında bir şeyler atıştırarak o saatlere kadar açlıklarını yatıştırıyorlardı. Bugün hiçbir şey yemek istemiyordu. Bir bardak bile olsa demli bir çayın özlemini duydu. Onunla acısını paylaşacaktı. Babaannesinin vefatı, büyükbabasının da İstanbul’un dar sokaklarında kaybolup gitmesiyle yapayalnız kalmıştı. Bu yalnızlığı, belki bir ömür boyu devam edecekti. İçki ve sigaraya aşina olsa onların arkasına saklanarak beynini uyuşturmaya, kalbini duygulardan arındırmaya başlaması için bundan daha uygun bir zaman bulunabilir miydi? İkisiyle de asla dost olmamakla, hayatın ve sporun en önemli şartlarından birini yerine getirmişti. Düne kadar o bir sporcuydu. Spor salonunda diğerlerine göre gelecek vaat eden en başarılı öğrenciydi. Ailesinin ve öğretmenlerinin de onunla ilgili büyük umutları vardı. Onlara bir de film yönetmeni ilave olmuştu. Büyük bir yatırımı söz konusuydu. Senaryonun tamamlanmasıyla kim bilir kimlerin dikkatini çekecek, daha fazla başarı isteyenlerin sayısı çoğalacaktı. Çayı demleyip masaya getirdi. Dalgın bakışlarla ilk bardağı doldurdu. Neyle oyalanırsa oyalansın babaannesinin hayali gitmiyordu gözlerinden. Evin içinde öteye beriye gidiş gelişi, mutfakta yemek hazırlaması, akşam sohbetleri, pencerenin kenarına dizili saksılardaki çiçeklere onlarla konuşarak itina ile su vermesi ve zaman zaman akıl danışmaya gelen komşu kadınlarla konuşmalarına kadar daha neler neler... Onun, bir sabah uyandıklarında akşamdan açık unutulan çeşmenin evdeki bütün eşyaları ıslattığını görünce mahalledeki bütün kadınların elbirliği yaparak yardımcı olduklarını görünce gözyaşlarını tutamadığını hatırladı. Bir gün evde unutulan kapı anahtarına ulaşabilmek için iki buçuk saat ter döktükleri, bir başka gün yapılan bir şaka yanlış anlaşılınca gece bütün mahalleyi kapı kapı dolaşarak aslı olmayan misafirler için ekmek aradıkları aklına gelince gülümsemekten kendini alamadı. İkinci çay bardağını doldurmak üzereyken telefon çaldı. İsteksizce kalktı yerinden. Gidip telefonu açtı. Nihat arıyordu. - Aman Allahım, bu kadar kötü bir zamanlama olamaz, diye mırıldandı acısını belli etmeden. > DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109156
    % 1.14
  • 3.8206
    % -0.38
  • 4.5076
    % 0.05
  • 5.1028
    % -0.67
  • 153.399
    % -0.43
 
 
 
 
 
KAPAT