BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Filistin trajedisi -3-

Filistin trajedisi -3-

ABD Başkanı George W Bush, kamuoyunun ve politikanın baskıları ve Avrupa Birliği’nin inisiyatifi ele alması üzerine, Filistin trajedisine aktif olarak müdahale etmeye karar verdi: Bölgeye Dışişlerı Bakanı Colin Powell’ı gönderiyor...



ABD Başkanı George W Bush, kamuoyunun ve politikanın baskıları ve Avrupa Birliği’nin inisiyatifi ele alması üzerine, Filistin trajedisine aktif olarak müdahale etmeye karar verdi: Bölgeye Dışişlerı Bakanı Colin Powell’ı gönderiyor... Bu oldukça riskli bir hamle; Şaron, Powell’ın Arafat’la görüşmesini önlerse, veya görüşse de bir uzlaşma sağlayamasa, Amerika’nın süper devlet olarak prestiji darbe yiyecek... Hem Powell ancak önümüzdeki hafta temaslarına başlayacağına göre, o zamana kadar olaylar geriye dönememe noktasını geçmiş olabilir. Tepkiler Şimdiye kadar belirli bir şekilde İsrail’e, Şaron’a meyleden Amerikan kamuoyunda -son günlerde- hele Beyt-ül Lahim’de Hz. İsa’nın doğduğu söylenen mahaldeki Katolik kilisesinin kuşatılması üzerine, İsrail Başbakanının sert hareketlerine karşı tepkiler belirmeye başladı; İsrail’i hep tutan New York Times bile, bu sert hareketlerin ancak terörü kamçılayacağını yazdı. Şu sırada bombalı intihar saldırıları durmuş gibi. Bazıları bunu İsrail’in radikal askeri tedbirlerine atfediyorlar. Gerçi, muhtemel yeni saldırıların sıkı kontroller yüzünden önlendiği söylenebilirse de, şiddet atmosferi devam ettikçe intikam saldırılarının devam etmesi muhtemeldir. Gözleri dönmüş örgütler, uzlaşmayı, her ne pahasına olursa olsun, önlemeye çalışacaklardır. Simetri-Asimetri Filistin’deki intihar saldırıları -görünüşte- Amerika’daki uçaklı intihar saldırılarına benziyor. Ama sadece “görünüşte”. Bu ülkedeki gençlerın gencecik Arap delikanlılarının ve kızlarının bellerine bombalar sararak hedefleriyle birlikte “şehit” sayılmak için kendilerini de havaya uçurmalarının ve Hamas, Hizbullah, El Aksa ve İslami Cihat terör örgütlerinin, kolaylıkla habis maksatları uğrunda masum insan malzemesi bulmalarının, Filistin’e özel sebeplerini araştırmak ve doğru algılamak gerekiyor. Bunu yapmak, bütün terör olaylarını olduğu gibi terörün, masum insanları hedef alan bu müthiş türünü de tasvib etmek, mazur görmek demek olmayacaktır.. Hem sırası geldiği için belirtmek lazım; genellikle terör ve hele bu tür terör Türk kültüründe geleneklerinde bağımsızlık mücadelelerimizde asla kullanılmamış... Diğer taraftan da, İsrailliler’in her gün masum insanlarını tehdit eden ve İsrail Devletini ortadan kaldırmayı amaçladığı anlaşılan terör hareketleri karşısındaki ruh haletlerini ve tepkilerini doğru anlamak gerekir. Ama bunu yapmak da, Filistin tarafını “anlarken” olduğu gibi, simetrik olarak, asla Şaron’un hareketlerini ve askerlerinin hoyrat davranışlarını tasvib etmek anlamına gelmez. Zaten taraflar arasındakı konum ve güç “asimetrisine” -dengesizliğine- karşın, haklılık ve haksızlık derecelerindeki bu “simetri”dir çözümü güçleştiren; bir taraftan terör öte taraftan aşırı şiddet, nasıl ortadan kaldırılabilecek? Hazreti Süleyman dirayeti lazım. Filistin’de İsrail’in varoluşunu ve Filistinliler’in de kendi devletlerine kavuşmalarını sağlayacak kalıcı bir çözüm için galiba hem Şaron’u hem de Arafat’ı aşmak gerekecek. Bu sorunda ABD’nin sorumluluğu büyük ve işi güç .Türkiye’nin de durumu çok güç. Önce duygularımızdan arınmak ve ülkemizin asıl stratejik ve diğer çıkarları açısından düşünmek zorundayız. Şaron’un hatalarını belirtmek ve uyarmak başka, onu ve İsrail’i soykırımı yapmakla suçlamak başka. Bence Sayın Başbakan bunu söylemekle, kendisinin de itiraf ettiği gibi, maksadını aşmıştır. Neticede Şaron gidecek ama herhalde İsrail Devleti kalacaktır. Bu devletle stratejık işbirliğimizin devamı Türkiye’nin asıl çıkarları gereğidir. Son olaylar vesilesiyle İsrail’le yapılmış olan tank ihalesinin iptali çabaları, gerçekler karşısında demagojiktir. Bu ihale TSK’nın acil ve başka türlü karşılanamayan ihtiyaçlarının gereğidir. İsrail’e stratejik işbirliği de bir zorunluktur. Nihayet, dünyadaki Musevi Lobisinin Türkiye’ye verdiği destek de yabana atılamaz. Duygusal yönden, Araplarla olan din kardeşliğimiz, bugün Filistin’de maruz kaldıkları durumdan dolayı onlara sempati duymamızı, huzura ve kendi devletlerine kavuşmalarını istememizi gerektiriyor. Ne var ki, Arapların, tarihte, aramızdaki din bağlarına rağmen, bir avuç İngiliz altını uğruna bizi arkadan hançerlemiş olduklarını ve bu uğurda Siyonistlere yardım ettiklerini, ve bugünkü dünyada da, hiçbir davamızda yanımızda olmadıklarını ve çoğunun, -Türklere karşı inanılmaz bir haset- kin beslediklerini, hatta bazılarının bizim Müslümanlığımızı bile kıskandıklarını, hatırlamakta ve hatırlatmakta, yarar var!
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT