BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Biz söyleyince!

Biz söyleyince!

Hani bir söz vardır “Sakalım yok ki sözüm dinlensin.” Türkiye ekonomisinin geleceğine ilişkin neyi söylediysek her seferinde doğru çıkmasına karşın, bu uyarılara kulak tıkadılar, felaket tellallığı ile suçladılar.



Hani bir söz vardır “Sakalım yok ki sözüm dinlensin.” Türkiye ekonomisinin geleceğine ilişkin neyi söylediysek her seferinde doğru çıkmasına karşın, bu uyarılara kulak tıkadılar, felaket tellallığı ile suçladılar. Onlarca rapor, yüzlerce basın açıklaması ile en radikal biçimde Türkiye’nin gitmekte olduğu “çukur”a işaret ettik. Yapmayın, etmeyin, tuttuğunuz yol yol değil dedik. Daha geçen hafta bu köşeden Türkiye’nin küçülme rakamlarını, halkın içler acısı halini ortaya koyarak “Türkiye çözümsüz değil” diye seslendik. Bugüne kadar ciddiye alınmadık çünkü sakalımız yoktu. Şimdi bir “sakallı” çıktı ve bir rapor yayınladı. Bakın raporda neler diyor: “Türkiye’de şirketler kriz ortamına hızla uyum sağlayabilmelerine karşın (Krizlere alışığız ya!) işletmeler ve çalışanlar için durum içler acısıdır. Yıl sonu itibariyle yaklaşık 2.3 milyon kişi (yani toplam istihdamın yüzde 10.6’sı) işsiz kalmıştır. Türkiye 2001 Şubatı’nda 2. Dünya Savaşı’ndan bugüne kadarki en derin ekonomik ve mali krizi yaşamıştır. Ekonomik büyümenin yeniden tesis edilmesi ve şirketlerin kârlılıklarını artırmalarını teminen Türkiye’nin acilen kapsamlı bir kurumsal yeniden yapılanma programı uygulaması gerekmektedir. Bunun yanısıra şirketlerin içinde bulunduğu zor şartların finans kuruluşlarını etkilediği durumlarda, eş zamanlı çözümlerin üretilmeye çalışılması gereklidir.” Bu raporun başında “Gizli” ibaresi var. Belli ki, “önemli” yerlere verilecek. Bu raporu yazan sakallı kim mi diyeceksiniz: “Dünya Bankası”. Hadi gelin Dünya Bankası’na da inanmayın bakalım! Biz söyleyince nanay, el söyleyince vay! Değerli okurlar. Raporda da altı çizildiği gibi “Türkiye’nin acilen kapsamlı bir kurumsal yeniden yapılanma programı uygulaması gerekmektedir.” Türkiye’nin en önemli sorunu fakirliktir. Türkiye 2001 yılında 9.4 şiddetinde yere çakılmıştır. Bu sorunu çözecek kaynağı nereden bulacağımız ise gelecek 20 yılın en önemli ve cevap verilmesi gereken sorusu olarak karşımızda durmaktadır. IMF politikaları fakirlikle uğraşmaz. Fakirlikle mücadele hükümetlerin görevidir. İstikrar programının öngörmediği insani alanlarda hep birlikte bir şeyler yapmanın hâlâ imkânı vardır. Türkiye’nin en önemli sıkıntısı toplumun hedeflerini yitirmiş olmasıdır. Bunun için, çoktandır vizyonunu kaybetmiş bu toplumun önüne yeni hedefler konulması gerekmektedir. Cumhuriyetin ilk yıllarında başarıyla uygulanan planlı kalkınma modeli bir kenara bırakılmıştır. TBMM’de bir gecede kabul edilen ve sonra tozlu raflara kaldırılan 8. Beş Yıllık Kalkınma Planı’nın yerini IMF’nin üç yıllık programı almıştır. 8. Beş Yıllık Kalkınma Planı tartışmaya açılmalı ve yeniden düzenlenerek “Ulusal Heyecan ve Moral Projesi” olarak uygulamaya konmalıdır. Türkiye’nin önünde başka bir seçenek yoktur.” Bunu ben demiyorsam, “sakallı” diyor.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109877
    % 0.19
  • 3.8589
    % -0.82
  • 4.5524
    % -0.67
  • 5.1623
    % -1.1
  • 156.204
    % -0.26
 
 
 
 
 
KAPAT