BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kıskanc

Kıskanc

“Sen olsan kendi hakkında nasıl düşünürdün Murat? Ne bir işi sonuna erdiriyorsun, ne yaptığın hakkında bilgi veriyorsun. Sabah gidiyorsun o kadınla görüşüyor, akşam geliyorsun o kadını söylüyorsun. Buna hangi kadın tahammül eder söyler misin?”



“Buna hangi kadın tahammül eder?!.” Murat bey, bıkkın bir çehreyle hanımına baktı. Sözlerindeki isabete de hayret ediyordu. Sanki kalbini mi okuyordu bu kadın ne? Ama cevap vermeliydi: -Yahu Ayşe, inan şu birkaç hafta içinde mesleğimden bıktım biliyor musun? -Sen mesleğinden bıktın. Yine iyi. Ben hayattan bıktım hayattan. -Kim sebep oluyor buna? -Kim olacak sen. Bir zengin kadın diye peşine takıldığın o karı olmasaydı sen de huzursuz olmayacaktın ben de. Nedir be! Sabah Berrin akşam Berrin. Bari git de nüfusuna yazdır. -Ayıp ayıp... Benim hakkımda nasıl böyle düşünebiliyorsun anlamıyorum? -Sen olsan kendi hakkında nasıl düşünürdün Murat? Ne bir işi sonuna erdiriyorsun, ne yaptığın hakkında bilgi veriyorsun. Sabah gidiyorsun o kadınla görüşüyor, akşam geliyorsun o kadını söylüyorsun. Buna hangi kadın tahammül eder söyler misin? -Yahu aksilikleri ben mi çıkartıyorum? Elin adamı bir anda sır olup kaybolduysa ben ne yapabilirdim? -Hıh, güldürme beni. O sana bir işaretti. -Ne işaretiymiş? -O adam bir bahane ile gidecekti. Sonra ikiniz başbaşa kalacaktınız. Nitekim öyle de olmadı mı? -Allahım nasıl da senaryo üretiyor. -Ne senaryosu. Senin söylediğini söylüyorum. Adam bir anda gitti demediniz mi? Yer yaralıp da yerin dibine girmedi ya. -Yahu Ayşe, beni boğuyorsun... Benim böyle bir insan olmadığımı nasıl akıl edemiyorsun? -Yoksa sen aptal mısın? -Ne demek o öyle? -Ya o kadının kurlarına gerekli karşılığı veriyor beni idare ediyorsun, ya da ne bileyim, aptalsın!.. -Ah benim zekî karıcığım. Söyler misin zekî biri ne yapardı benim yerimde olsa? -Eğer art niyetli biri değilse, o kadının niyetini anladığı anda, restini çeker ve bir daha da ne adını anar ne de kendisiyle görüşürdü. Ama sen benim bunca ısrarıma rağmen halen yolundan vazgeçmiyorsun. Ağladım olmadı, sızladım olmadı, yalvardım olmadı... Olmadı işte... -Sen beni aptal olarak görebilirsin Ayşe. Eğer bir kadını sadece cinsiyet yönünden bir kadın olarak görmek zekîlikse ben varsın aptal olayım. Ama senin beni bu kadar basit görmene de çok üzüldüm. Çok üzülecek çok pişman olacaksın bu sebeple ama beni üzdüğünle kalacaksın. -Hıh, güleyim bari... Sen beni hiç üzmedin. Siz erkekler hep böylesiniz zaten. Hep biz sizi üzeriz. Siz hiç bizi üzmezsiniz. Ama Murat, bu iş yarın ya bitecek ya bitecek... Ve eğer benden vazgeçeceksen açık söyle. -Sen çıldırdın mı Ayşe? -Vazgeçmiyorsan, o kadınla bir daha görüşmeyeceksin! -Ne yapacağım? -Ben mi öğreteceğim ne yapacağını. Görüşmeyeceksin diyorum. -Dava ne olacak? -Yerin dibine batsın dava. -Ayşe, tamam söz. Yarın herşeyi bitireceğim. -Kovacaksın o kadını tamam mı? -Nasıl yani? -Basbayağı kovacaksın. “Çıkın dışarı” diyeceksin. “Seninle bir daha görüşmüyorum. Davanı da almıyorum” diyeceksin. -Eee? -Eesi bitecek herşey. Yok bunu demezsen beni bir daha göremezsin. -Allahım sen bana sabır ver. -Baak, gördün mü, “Peki” diyemiyorsun gördün mü? -Yahu, bir insanın yüzüne nasıl böyle söylerim ben? -O bir insan değil. -Ya ne? -O bir kadın. Senin karşında, seni avlamak için tuzak kurmuş bir kadın. Ve sen bu kadından hoşlanıyorsun. Öyle olmasa, peki derdin. Haydi ispat et bana... Kovacağını söyle haydi... Söylesene... > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT