BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bilsem ki Döneceksin

Bilsem ki Döneceksin

Necip Bey, arabayı normalinden çok hızlı kullanıyordu. Sabiha’nın bilmediği, görmediği cadde ve sokaklardan geçtiler. Bu arada genç kız olup bitenleri anlatırken Necip Bey’i de sakinleştirmeye çalışıyordu.



Çok kötü bir gün yaşamıştı Sabiha Necip Bey, arabayı normalinden çok hızlı kullanıyordu. Sabiha’nın bilmediği, görmediği cadde ve sokaklardan geçtiler. Bu arada genç kız olup bitenleri anlatırken Necip Bey’i de sakinleştirmeye çalışıyordu. - Okul arkadaşlarımdan biri aradı. Lâle’yi okul çıkışında öğrencilerin Sarı Tilki dedikleri bir çocukla görmüş. Çocuk bizim sınıfta değil. Asıl ismini sormayı da unuttum. Şu anda birlikte olup olmadıklarını ya da nereye gittiklerini tam olarak bilmiyorum. O cafeye gidebilecekleri ise sadece tahmin. Belki başka bir arkadaşının yanındadır. Necip Bey, Sabiha’nın temiz kalpliliğinin farkındaydı. Bazı kötülükleri aklından bile geçirmediğini biliyordu. Fakat Lâle öyle değildi. O, İstanbul’un her yerini, her şeyini çok iyi bilir, bir konuda karar vermişse zarar edeceğini de bilse sonuna kadar giderdi. Evde tek çocuk olarak büyümenin sancısını yaşıyor, galiba biraz da Sabiha’yı kıskanıyordu. Şu anda bir hata yapmak üzereyse bunda bu kötü huyunun büyük payı vardı. Kızını bir süredir ihmal ettiğinin farkındaydı. Eğer onu bulabilirse sevgisini belli etmek için ne gerekiyorsa yapacaktı. Yaz tatilinde Fransa’ya gitme isteğini kabul edecekti. İstiyorsa bir başka ülkeye. Ya da gerçekten hoşuna gidecek değişik bir hediye alacaktı. Büyük bir kavşakta, Eminönü Metrosunun önlerinden geçmesini beklediler. İhsan, Necip Bey’e: - Abi beni buralarda bir yerde indir. Onların gidebileceği bir yer daha biliyorum. Size yetişirim. Geç kalırsam beni Bulut’ta bekleyin, dedi. Necip Bey ani bir frenle caddenin kenarında durdu. Onu indirdikten sonra yine son hızla Aksaray-Lâleli yönüne doğru yola devam etti. Sabiha bugün çok kötü bir gün yaşadığını düşünüyordu. En sevdiği iki insandan belki ebediyen ayrıldıktan sonra şimdi de arkadaşını aramak için yollara düşmüştü. - Allahım, ne kötü bir gün! diye mırıldanarak gözlerini kapattı. Bir süre öylece kaldı. Necip Bey, ana caddeden ayrılıp doksan derecelik sert bir dönüşle, arabayı tek yönlü dar bir sokağa çevirince Sabiha düşmemek için ön koltuğa tutundu. Necip Bey öfkeyle bağırmaya başladı: - Az daha bana kaza yaptıracaklardı! Dünyada ne garip insanlar var. - Ne oldu Necip amca? - Biraz önce yaşlı bir adam, bir genç kız, bir de çocuk caddeyi geçerken önüme fırladılar. Onları kurtardım diye sevinirken bu defa da arkamızdan koştular. Ne yapmak istediklerini anlayamadım. - Arkamızdan niye koşsunlar! Belki size öyle gelmiştir. Necip Bey dudak büktü. - Olabilir, dedi. Biraz sonra aradıkları cafenin önüne gelmişlerdi. Necip Bey arabayı uygun bir yere park etti. Çantasından çıkardığı tabancayı beline gizledi. Aşağı indiler. Arabanın kapılarını kilitlediler Sabiha’nın aklı tabancadaydı. Onunla başlanan işler; dönüşü olmayan hata, bazen feci son demekti. Şu anda tehlikeli bir serüven yaşadıklarını düşünüyordu. > DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 110589
    % 1.15
  • 3.834
    % -0.77
  • 4.5217
    % -0.62
  • 5.1257
    % -0.35
  • 155.245
    % -0.42
 
 
 
 
 
KAPAT