BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bilsem ki Döneceksin

Bilsem ki Döneceksin

Necip Bey sağ elini beline atarak tabancasını çekince içeride soğuk bir hava esti. Masanın etrafındaki diğer gençler bir anda ayağa fırladılar. Böyle bir tepki beklemiyorlardı. Birkaç adım geriye doğru çekildiler. Önündeki yol açılınca yaşlı yönetmen sehpanın yanına gitti. Oradaki genç kızın başını tutarak kendine doğru çevirdi.



Necip Bey sağ elini beline atarak tabancasını çekince içeride soğuk bir hava esti. Masanın etrafındaki diğer gençler bir anda ayağa fırladılar. Böyle bir tepki beklemiyorlardı. Birkaç adım geriye doğru çekildiler. Önündeki yol açılınca yaşlı yönetmen sehpanın yanına gitti. Oradaki genç kızın başını tutarak kendine doğru çevirdi. Bu Lâle’den başkası değildi. Uyumuyordu fakat uyuşturucu kullanmış gibi kendinde değildi. Necip Bey yere çömelip kızına sarıldı. - Lâle, ne bu halin! Neden yaptın? Genç kız, ona cevap verecek durumda değildi. Baygın gözlerle babasına baktı. Yüzünü tekrar sehpaya koymak istedi. Babası müsaade etmedi. Kucağına almaya niyetlendi fakat elindeki tabancayı ve karşısındaki gençleri hatırladı. Onlar, hışımla bekliyorlardı. Kızının sehpaya yaslanmasına itiraz etmedi. Cep telefonunun yardımıyla en yakın karakolun telefon numarasını öğrendi. Karakolu arayarak durumu anlattı ve acil yardım istedi. Telefonu kapattıktan sonra artık lüzum kalmadığını görerek tabancasını beline koydu. Karşısındaki gençler sanki böyle bir fırsat bekliyormuş gibi üzerine atlamaya hazırlandılar. Sabiha, Necip Bey’in onlara büyük bir fırsat verdiğini ve onların da bunu sonuna kadar değerlendireceklerini anladı. Bir çığlık atarak Necip Bey’in yanına koştu. - Necip amca, Lâle’nin yanında dur! İhsan sen de onların yanına geç. Benim bu çakallarla biraz işim var. İkisi de kendilerine söylenileni yaptılar. İhsan’ın şaşkınlığı görülmeye değerdi. Sabiha kol ve ayaklarını savunma durumuna hazırladı. Karşısındakileri birkaç saniye gözleriyle inceledikten sonra gençlerin arasına girdi. Attığı yumruk ve tekmelerin sayısı belirsizdi. Darbeyi yiyen bir başka tarafa düşüp kalıyor, kimi karnını, kimi çenesini tutarak tekrar doğrulmaya çalışıyordu. Binanın önünde polis otosunun sirenini duyduklarında Sabiha son rauntları oynuyordu...  Lâle, saatler sonra ancak kendine gelebildi. Gece yarısıydı. Necip Bey ve Sabiha sabırla başında bekliyorlardı. - Evladım nasıl oldun? diye sordu babası. Genç kız, süzgün bakışlarla baktı. Cevap vermedi. Birbirlerine sarıldılar. İkisinin de gözleri dolu dolu oldu. - Babacığım, beni affet! - Canım, bir tanem benim. Seni çok seviyorum. Seni her zaman seviyorum. - Ben de seni çok seviyorum baba. - Seviyorsun ama emin olmak istiyorsun. Böyle yanlış testler yapmana lüzum yok ki. Sevgide deneme çekimi olmaz. Görüntü doğal ve bir defada olmalı. Oysa burada ne yönetmen acemi ne de oyuncusu. Gönlümdeki sensin. Hayattaki en sevgili varlığımı, en kötülerle nasıl paylaşırım. - Yaptığım doğru değildi. Bana iyi bir ders oldu. Necip Bey, Sabiha’yı işaret ederek: - İkiniz de benim canlarımsınız. Sabiha senin için hayatını bile tehlikeye attı. Cafedeki o kendini bilmezlere neler yaptığını görmeliydin. - Onun mecbur kalınca neler başardığını biliyorum. Sabiha başını önüne eğdi. Kendisinden uzun uzun bahsedilmesini istemiyordu... > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT