BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Saçınızı boyarken bir daha düşünün

Saçınızı boyarken bir daha düşünün

Kalıcı saç boyaları ile mesane kanseri riski arasında genetik ilişki bulundu. Araştırmacılar, deri tarafından emilen ve boyada bulunan “arylamines” maddesinin vücuttan yavaş atılabilmesinin riski yükselttiğini, bunun da genetik yapıyla ilgili olduğunu belirtti.



Saç boyalarının bazılarında bulunan “arylamines” maddesinin kansere yol açabilen toksinlere neden olduğu, genetik yapıdan dolayı bu maddeyi bazı kadınların vücutlarından kısa zamanda atamadıkları belirtildi. 159 mesane kanseri hastası kadın ile 164 sağlıklı kadın üzerinde yapılan araştırmalarda, kalıcı saç boyası kullanan ve “NAT2 slow” genine sahip olan kadınlarda mesane kanseri riskinin üçe katlandığı belirlendi. Aynı genin bir başka versiyonu olan “CYP1A2 slow” genine sahip olan ve kalıcı saç boyası kullanan kadınlarda ise riskin 2.5’e katlandığı gözlendi. Kalıcı saç boyası kullanan ve “NAT1 slow” genine sahip olan kadınlarda ise mesane kanseri riskinin 6.8’e katlandığı kaydedildi. Araştırmacılar, deri tarafından emilen “arylamines” maddesinin vücuttan yavaş atılabilmesinin riski yükselttiğini, bunun da genetik yapıyla ilgili olduğunu belirtti. Amerikan Kanser Araştırma Kurumu genel kurulunda açıklanan raporda, saç boyası kullanan kadınlar gibi, berberler ve kuaförlerin de risk altında olduğu bildirildi. Bir yıl boyunca ayda bir kez içinde arylamines maddesi bulunan saç boyası kullanan kadınlarda mesane kanseri riskinin, saç boyası kullanmayanlara göre iki kat arttığı bildirildi. Saç boyasını devamlı ve 15 yıl boyunca kullananlarda ise bu riskin üçe katlandığı kaydedildi. Kanserden değil tabulardan kork Kadınların korkulu rüyası olan, ancak tıptaki son gelişmelerle tedavisinde önemli yol alınan meme kanserinin erken teşhisinin, “tabular” yüzünden geciktiği bildirildi. Bursa Meme Hastalıkları ve Onkoloji Derneği Başkanı Dr. Ceyhun İrgil, yaptığı açıklamada, dünyada kanserle mücadele konusunda çok önemli gelişmeler yaşandığını, özellikle meme kanserinin artık tedavi edilebilir bir hastalık haline geldiğini söyledi. Son yıllarda yapılan araştırmalarda, meme kanserinin kadınlarda en sık görülen kanser türü olduğunun saptandığını belirten İrgil, son 10 yılda birçok yeni görüşün, meme kanserinin teşhis ve tedavisine odaklandığını, bu hastalıktaki artışın korkutucu boyutlara ulaşması nedeniyle birçok ülkede ulusal kampanyalar ve tarama programları başlatıldığını kaydetti. İrgil, “Amerika’da doğacak her 8 kız çocuğundan birinde meme kanseri görüleceği” yönündeki tezin, günümüzdeki araştırmalarla ispatlandığını dile getirerek, sevindirici durumun, meme kanserinden ölümlerin çok düşük oranda kalması olduğunu anlattı. Toplumda meme hastalıklarıyla ilgili birçok tabu bulunduğuna işaret eden İrgil, kadınların “Şikayetim yokken kontrole gerek yok” diyerek genellikle kontrollerini yaptırmadıklarını ya da aksattıklarını, aslında meme kanserinin erken teşhisi açısından en uygun dönemin, hiçbir şikayetin bulunmadığı dönem olduğunu bildirdi. İrgil, birçok kadının da “Ağrıyan meme” veya “Ağrılı kitle”nin önemli olmadığına inandığına işaret ederek, çok tehlikeli olan bu tabunun da mutlaka kaldırılması ve bu tür ağrılar çeken kadınların kontrollerini aksatmamaları gerektiğini söyledi. Emziren kadın... “Birçok tabu yüzünden kadınlar kontrollerini yaptırmıyorlar ve erken teşhis şansını kaybediyorlar” diyen İrgil, tüm araştırmalara ve kitle iletişim araçlarına rağmen, tabuların başında, “mamografi cihazı kanser yapıyor” inanışının geldiğini söyledi ve “Oysa modern mamografi cihazları çok düşük radyasyonla çalışıyor. Mamografi çekiminde kanser olma riski yoktur. Mamografi korkusunun ikinci nedeni de, çekim sırasındaki ağrıdır. Kadınlar, genellikle bu çekim olayını birbirine abartarak aktarmaktadırlar. Gerçekten, bazı kadınlarda mamografi çekilirken ağrı olur, ancak bu meme dokusu duyarlı kadınlarda görülür. Meme dokusunun sıkılmasıyla oluşan bu ağrı, genellikle hafif düzeydedir” dedi. Ceyhun İrgil, kadınlar arasında yaygın bir başka tabunun da, “Emziren kadınlarda meme kanseri görülmeyeceği”ne dair olduğuna işaret ederek, emzirmeyen kadınlar için meme kanseri riskinin daha yüksek olduğunu, ancak emzirmenin de kanser olma olasılığını azaltmadığını bildirdi. Kadınların, “Aman bıçak değmesin” diyerek ameliyat korkusu çektiklerini ve bu nedenle doktora gitmediklerini kaydeden İrgil, meme kanserinin tedavisinde, ameliyat yapılması gerektiğinin herkes tarafından bilinmesinin büyük önem taşıdığına dikkati çekti.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT