BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ümitsizliğin patladığı nokta

Ümitsizliğin patladığı nokta

Filistinli intihar bombacılarının terörist sayılıp sayılamayacağı tartışılıyor. Sivil halka zarar veren teröristtir, tarifi doğrudur. Fakat düşünüyorum... Hitler zulmü altındaki Almanya'da olan biten insanlık dışı muameleler karşısında infial eden, isyan eden Yahudi oldu mu olmadı mı? Her Allah'ın günü taciz edilmek, aşağılanmak, tartaklanmak, işkence görmek, öldürülmek onların ruhlarında yara açtı mı açmadı mı?



Filistinli intihar bombacılarının terörist sayılıp sayılamayacağı tartışılıyor. Sivil halka zarar veren teröristtir, tarifi doğrudur. Fakat düşünüyorum... Hitler zulmü altındaki Almanya'da olan biten insanlık dışı muameleler karşısında infial eden, isyan eden Yahudi oldu mu olmadı mı? Her Allah'ın günü taciz edilmek, aşağılanmak, tartaklanmak, işkence görmek, öldürülmek onların ruhlarında yara açtı mı açmadı mı? Gestaponun anasını, babasını kurşuna dizdiğini gören delikanlı boynunu büküp tevekkül mü etti? Ailesinin toplama kamplarında yakıldığını öğrenen genç, yıllardır birlikte yaşadığı Almanlara karşı yüreğinde neler hissetti? Kucağındaki çocuğu delik deşik edilen baba neler hissetti? Eli kolu bağlı oturdu mu? İçinden kopan çaresizlikle karışık öfke ona çılgınca bir iş yaptırdı mı, yaptırmadı mı? Bırakalım Hitler Almanyasını... Bizler Amerika'da her türlü hürriyeti haiz olarak yaşıyoruz. Böyle olmasa da, farz-ı muhal, ABD makamları tarafından ikide bir sebepsiz yere göz altına alınsak, suçsuz olduğumuz halde karakollarda dayak yesek, kemiklerimiz kırılsa, hakaret görsek, sorgusuz sualsiz infazlara uğrasak, iş yapmamıza, dükkân açmamıza, ev almamıza, seyahat etmemize yasaklar getirilse... Her kapı çalınışında titresek... Bir müddet sabrederiz, üç beş yıl sabrederiz. Ama yirmi yıl, otuz yıl, kırk yıl bu ahval içinde yaşasak ne yaparız? Bir gün canımıza tak ettiğinde bu zulümlerle alâkası olmayan komşunun arabasını havaya uçurur muyuz, uçurmaz mıyız? Devlet kuvvetlerine gücümüz yetmemektedir ve can burnumuzun ucuna gelmiştir. Gücümüzün yettiği en yakınımızdaki sivil vatandaşlardır. Bu insanlık dışı şartlar altında, ezile ezile büyüyen gençler, annesinin, babasının tecavüze uğradığını, sakat bırakıldığını, öldürüldüğünü gören gençler bütün umutlarının kırıldığı bir noktada üzerlerine dinamiti sarınıp çarşı ortasında patlatırlar mı, patlatmazlar mı? Yaşamak arzusu kalmayacak kadar boğazı sıkılan insan herşeyi yapar. Çaresiz bırakılan insan her çılgınlığı yapar. Ne yazık ki, zalim yöneticilerin yaptığı işlerin bedelini masum halklar ödemektedir. Kaldı ki, bu ülkeye bizler "vatan" dememişiz. Kendi isteğimizle geldik ve bize "memnun değilseniz çekip gidersiniz" denebilir. Halbuki Filistin Filistinlilerin vatanıdır. Onlar ata toprakları üzerinde, yarım asırdan fazla bir zamandır, sonradan gelenlerin elinden zulüm görmektedirler. Gazze'deki El Aksa Üniversitesi psikoloji profesörü Fadel Abuhein son 18 ay boyunca 10 ile 17 yaş arası 1000 genç üzerinde yaptığı araştırmada gençlerin yüzde 70'inin intihar bombacılığı dahil her eylemi yapmaya hazır olduğunun ortaya çıktığını, yaşama arzusunun giderek azalmakta olduğunu bildiriyor. Amerikalı "Fundamentalist İslâm" uzmanı Wellesley College'da profesör Roxanne Euben "Filistinli gençlerin kendilerini havaya uçurmalarını, dinî bir idealle açıklamak, öldükten sonraki hayatta mükâfat görecekleri düşüncesiyle olduğunu söylemek yanlıştır" diyor. "Onlar, gelecekleri üzerinde kendileri söz sahibi olmak için kavga veriyor. Kendilerine saldıranlarla aynı imkânlara, aynı silahlara sahip olmayanlar böyle yapar. Bu ümitsizliğin ta kendisidir." Bu derin, koyu, zifiri karanlık, çılgınlığın sınırına dayanmış ümitsizlik halini oturduğumuz yerden anlamamız çok zordur. Devletler başka devletlere karşı kendilerini ordularıyla savunur. Fertler başka fertlerin zulmüne karşı devlete sığınır. Peki, fertler devletten zulüm görüyorsa ne yapabilir? Filistinlilerin bundan önceki silahı sapan ve taştı, şimdi kendi vücutları oldu. Savaş dediğiniz üç aşağı beş yukarı denk kuvvetler arasında olur, ordular arasında olur. Bir tarafın askeri daha çok, silahları daha yeni tekniktir; öteki tarafın askeri daha az, silahları daha eski modeldir. Ama iki taraf da ordudur. Filistin'de bir taraf ordudur, öteki taraf çocukları, kadınları, yaşlıları, hastalarıyla sivil halktır. Filistin'de olup bitenlere "savaş" demek yanlıştır, katliam deyin, işgal deyin, savaş demeyin! Evet, sivil halka zarar veren teröristtir amma "savaş" dediğiniz de sivil halka karşı yapılmaz.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT