BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bilsem ki Döneceksin

Bilsem ki Döneceksin

Aile büyüklerinden birinin himayesi olmadan ve nerede nasıl yaşayacağını bilmeden yarınları bekleyecekti. Ona kim sahip çıkacak, evlenmek ya da bir başka konuda çok önemli bir karar vermesi gerektiğinde kime akıl danışacaktı?



Aile büyüklerinden birinin himayesi olmadan ve nerede nasıl yaşayacağını bilmeden yarınları bekleyecekti. Ona kim sahip çıkacak, evlenmek ya da bir başka konuda çok önemli bir karar vermesi gerektiğinde kime akıl danışacaktı? - Henüz bir karar vermedim, dedi. - Ben de senin bilmediğin babamın bir hatırasını anlatayım. O yıllarda büyükelçilere saldıran bir Ermeni örgütü varmış Pek çok Türk elçi ve elçilik görevlisini katletmişler. Doğduğum gün, babam annemi ziyaret için hastaneye gidince, örgütün bombalı suikastından kurtulduğunu sonradan öğrenmişler. Babam benim doğumuma bir başka sevinmiş. Durdular. Birbirlerine dönünce bir an göz göze geldiler. - Çocukluğum yabancı ülkelerde geçti. Diğer çocuklar gibi sokaklarda gezemedim. Parklarda gönlümce oynayamadım. Bütün dünyam elçiliğin bahçesiydi. Bayramları yıllar sonra tanıdım. Kırlarda dolaşmayı, bir dere kenarında piknik yapmayı sinema filmlerinde gördüm. Atları kovboylarda, çadırları Kızılderililerde bilirdim. Atalarımızın at sırtında üç kıtaya sahip olduklarını Topkapı Sarayı’nı gezdiğimiz gün senden öğrendim. Avrupa, en çapulcu dönemlerini yaşarken, Osmanlı’nın kültür ve sanatta zirveye çıktığını, mührünü vurduğu eserlerin ise paha biçilmez olduğunu sen anlattın. Merak ettiğim daha pek çok konu var, araştırıyorum. Öğrenmek istediğim diğer bir hususun da bugün senden cevabını istiyorum. Sabiha meraklandı: - Dershaneye yetişeceğim. Fazla vaktim yok. Hemen konuya girebilir misin? - Ailemin isteği üzerine üniversiteyi yurt dışında Uluslararası İlişkiler bölümünde okuyacağım. Gidene de kalana da uzun bir süre. Buna hakkım var mı bilemiyorum. Beni... Beni geri dönünceye kadar bekler misin?.. Sabrın yeter mi buna?.. Genç kız acelesi olduğunu unuttu. Adımları ve bakışları, çivilenmiş gibi bir noktada kaldı. Ağzını açıp tek kelime söyleyemedi. Nihat, konuşmasını iki kelimede özetledi: - Sözlüm olur musun? Sabiha susuyordu. Derin bir sessizlikten sonra gözleriyle konuştu. On yedi yaşın coşku ve hareketliliği yerini güngörmüş bir yaşlının olgunluğuna bıraktı. Bakışları gücünü kaybetti. Yüreği, sütliman bir denizin durgunluğuna benzedi. Duyguları ak kanatlı bir posta güvercini gibi sessizce uçtu. Nihat gönülden gönüle iletilen mesajları çözmeye çalışırken yine de duyguların, düşüncelerin olumlu ya da olumsuz dile gelmesini bekledi. Genç kız çabuk topladı kendini. Sessizce beklediği saniyeler için kendini suçlamadan konuşmaya hazırlandı. - Sen benim gönlümde, tanıdığım herkesten farklısın. Olgun ve ağırbaşlısın. Biraz önceki sözlerine rağmen eğer bir yerlerin kırılmadan hâlâ karşımda durabiliyorsan centilmenliğini kabul ettiğim içindir. Bu özelliğinden dolayı sınıftaki diğer kızların seni yalnız bıraktığını da biliyorum. Oynaşmak istiyorlar. Belli ki onlara bu fırsatı vermiyorsun. Benim merak ettiğim; ailen. Onlar senin bu kararını onaylar mı?.. Ben, ne üst düzey bir bürokratın kızıyım ne de bir başka elçilik görevlisinin. Biliyorsun Ankara’ya, baba ocağına dönmek için can atıyorum, fakat neye yarar!.. Beni bekleyen bir ailem yok. Yalnızım. Hayatta sadece çok sevdiğim bir büyükbabam var. Şu an nerede olduğunu bilmesem de onu bulacağıma inanıyorum. Gidecek, belki gelmeyeceksin. Bilsem ki döneceksin, beklerim. Bir ömür boyu olsa, yine beklerim. Tercihin için çok erken karar verdiğini düşünüyorum. Her şeye rağmen vazgeçmeyeceksen ne kadar sabırlı olduğumu göreceksin. > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT