BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Türkçe gidiyor!

Türkçe gidiyor!

Anar Resuloğlu, "Bizler uzun yıllar Rusya'nın sömürgesi olmamıza rağmen Rus dilinden en fazla 10-12 kelime aldık, ancak sizde o kadar çok yabancı kelime var ki aynı ruhu, aynı kültürel değerleri paylaşmamıza rağmen birbirimizi anlamamız her geçen gün daha da zorlaşıyor" dedi.



Ülkemizde "Beş Katlı Binanın Altıncı Katı" adlı romanıyla tanınan Azerbaycan Milletvekili ve yazar Anar Resuloğlu, Azerbaycan Türkiye Dostluk Örgütü Başkanı, Azerbaycan Yazarlar Birliği Başkanı ve daha bir çok kimliği bünyesinde barındıran renkli bir sima. Uzun yıllardır Türk-Azeri edebiyatı konusunda çalışmaları olan Resuloğlu'na göre iki ülkenin birbirini daha yakından tanımaları için en iyi araç dil ve edebiyat. Resuloğlu, aileden gelen bu birikimi uzun yıllardır farklı üslubuyla aktarıyor. Eserlerinde, bir insanlık durumunu yansıtırken; adeta, bizlerin de Azeri toplumuna, insanına dönüp nasıl bakmamız gerektiğini hatırlatıyor... Kısa bir süre için ülkemize gelen Anar Resuloğlu ile Azeri edebiyatı üzerine konuştuk. Latin alfabesi - Latin alfabeye geçişiniz iki ülke arasındaki ilişkileri nasıl etkiledi? Anar- Türkiye ile olan edebi ilişkilerimiz bakımında latin alfabeye geçişimiz elbette çok önemli. Ancak uzun yıllar bizlere zorla kabul ettirilen kiril alfabesinden kurtuluşumuzun yanında bir çok sorunu da gündeme geldi. Malum Azeri edebiyatı Kiril harfleriyle yazıldı ve yeni eğitim görecek çocuklarımız bu eserlerimizi okuma imkanı bulamayacak. Dolayısıyla bir kültürel kopukluğun gündeme gelmesi sözkonusu ki bunun da telefisi için Azeri 300 klasik ve çağdaş edebi eserin latin alfabesine çevrilmesi için girişimlerde bulunuyoruz. Aynı ruh, aynı kültür - Türk ve Azeri edebiyatları arasındaki ortak yön nedir sizce? Anar- 20. yüzyılın başına kadar Azeri ve Türk edebiyatı arasında bir fark göremiyorum. Bizlerin aynı ruhu, aynı kültürel değerleri paylaşmamız açısından ortak birçok yönümüz var. Malum Dede Korkut ve Köroğlu bizlerin ortak abidesidir. Yalnız şu son 70 yılda edebiyatlarımız bazı farklar belirmeye başladı. Biz 100 yıl Rusya'sının sömürgesi olduk, sonra da Sovyetler çatısında 70 yıl yaşadık, bütün bunlara rağmen Rus dilinden en fazla 10-12 kelime aldık. Bunun sebebini de dilimize kararlı bir biçimde sahip çıkmamızda yattığını düşünüyorum. Ancak bunu Türkiye'de göremedim ne yazık ki. Dilinizde o kadar yabancı kelime var ki birbirimizi anlamamız her geçen gün daha da zorlaşıyor. Örneğin; mektebe okul, muallime öğretmen demeye hiç ihtiyaç yok, bunlar zaten dile girmişler. Şairin oğlu... - Ailenizin edebiyata çok yakın kimseler olması sizin mesleki hayatınızı ne yönde etkiledi? Anar- Babam Resul Rıza ve Annem Nigar Refibeyli, Azerbaycan'ın çok önemli şairlerindendi, ikisi de devlet sanatçısı idi. Ben edebi bir havada, edebi bir muhitte büyüdüm. Bunun etkisi mesleki kariyerimde önemli bir yer tutar. Zaten yeni başladığım romanda ailem ve Azerbaycan'ın tarihinde önemli kişileri barındıran "20. Yüzyıl ve Ben" isimli yarı belgesel yarı edebi bir eser. Kitap Azerbaycan'da hem ailemin hem de cemiyetin, aydınların, halkın bir tahlili mahiyetinde. Azerbaycan'ın ilk Sağlık Bakanı olan dedem, Azerbaycan'ın ilk Sinema Bakanı olan babam uzun yıllar Azarbaycan'ın siyasi ve ictimai hayatının içinde oldu. Bütün bu siyasi olayların içinde yetiştim, sonraları Soyvet ve Azerbaycan parlementosu üyesi oldum. Bütün bu yaşadıklarını ben yazmasam kimse yazamaz. Ben bir fantazi veya bir aşk romanı da yazabilirdim, hatta daha da popüler olabilirdi, ancak bu benim için bir görev oldu. Çok yönlü yazar Çağdaş Azeri Edebiyatı'nın en tanınmış yazarlarından olan Anar Resuloğlu (d. 1938), Azerbaycan'ın iki büyük şairi Resul Rıza ve Nigar Refibeyli oğludur. Milletvekiliği görevinin yanında Azerbaycan Yazarlar Birliği'nin başkanlığını da yürüten Anar, öykü, piyes ve senaryolarıyla uluslararası bir üne kavuştu. Çok yönlü kişiliğiyle dikkat çeken Anar'ın eserleri Rus, Alman, Macar, Çek, Slavak, Eston, Gürcü dillerine çevrildi. T. Tağızade'nin yönettiği 1975 yapımı "Dede Korkut" filminin senaristi olduğu gibi, 70'li yıllarda ülke sinemasına damgasını vuran genç kuşak arasında yer aldı. Anar, halen "Kobustan" adlı sanat dergisinin baş yazarlığını yürütüyor. Anar'ın Türkçeye çevrilen başlıca eserleri arasında: "Sıraselviler'de Bir Otel Odası", "Adamın Adamı Molla", "Nasreddin 66", "Toprak Deniz Od Sema", "Dante'nin Jübilesi", "Gün Geçti" ve "Beş Katlı Binanın Altıncı Katı" bulunuyor.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT