BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Dünyada Fransa farkı!.. (Seçimler)

Dünyada Fransa farkı!.. (Seçimler)

Bir zamanlar dünyanın nesine, neresine baksak bir Fransa farkı göze çarpar gibi olurdu, yahut bize öyle görünürdü. Dilinde, biliminde, özgür ve daima öncü düşüncesinde, resminde, nesrinde, şiirinde, giyiminde, zevkinde, musikisinde, dans ve raksında tiyatrosunda, sinemasında hasılı sanatın ve insan yaşamının hemen her dalında özendirici bir başkalık, bir Fark görülürdü. Bir süredir bu farkı nedense artık göremez yahut sezemez olduk!..



Bir zamanlar dünyanın nesine, neresine baksak bir Fransa farkı göze çarpar gibi olurdu, yahut bize öyle görünürdü. Dilinde, biliminde, özgür ve daima öncü düşüncesinde, resminde, nesrinde, şiirinde, giyiminde, zevkinde, musikisinde, dans ve raksında tiyatrosunda, sinemasında hasılı sanatın ve insan yaşamının hemen her dalında özendirici bir başkalık, bir Fark görülürdü. Bir süredir bu farkı nedense artık göremez yahut sezemez olduk!.. Bu nedenleri sanırım Fransızların kendileri de düşünüyor ama, bulamıyorlar!. “Düşünmek var olmak demektir Je pense donc je suis!..” demiş vakti ile Descartes.. O halde gelin şimdi biz de birlikte düşünelim: 1789 Fransız İhtilalinden bu yana iki yüz yılı aşan bir süre geçti. İnsan Hakları Beyannamesi ile birlikte Özgürlük, Eşitlik, Kardeşlik renkleri dünyaya yayıldı. Mazlum insanların, milletlerin yolunu aydınlattı açtı. Fransa farkını ilk oluşturan bu oldu!. Geçtiğimiz yüz yılda iki dünya savaşı oldu. İkisinde de Fransa önce mağlup, sonra galip sayıldı. Fransa farkının renkleri özellikle, sonlarında bu fark yavaş yavaş silinmeye veya eski parlak renkleri biraz solmaya başladı. Bu bir gerçektir. Ama bize göre asıl başlangıcı İkinci Dünya Savaşı ve asıl savaştan daha da uzun süren bir “Soğuk Savaş sürecidir!.” Fransa İkinci Dünya Savaşına birincisinde olduğu gibi, yine yenik başladı sonunda hayli zorlanarak da olsa galipler arasındaki yerini aldı. Ama yorgundu, solgundu. Daha başlangıçta birden savaş dışı kalmış olmanın ezikliğini taşıyordu. İçinde yaşadığımız için rahatça ifade ediyorum. Fransa bu ezikliği millet olarak bir türlü hazmedememiş, bunu dağınık ve yorucu bir iç direniş “Resistance” hareketini efsaneleştirmek gayreti ile telafiye çalışmıştı. General de Gaulle’ün bütün gayretlerine rağmen Fransa uzun süre bu eziklikten kurtulamadı!..  Savaş sonrasında galip üç Müttefik Devlet: ABD, URSS, İngiltere’nin yanında yer alarak yenik Almanya’da küçük de olsa bir işgal bölgesi kazanması moralini düzeltti. Kaybolan “Fark”ı biraz olsun yakalar gibi oldu.. İşgal altındaki Almanya’da işgal kuvvetleri komutanlarının “İcazeti” ile Federal bir Devlet kurulunca, Avrupa’nın rengi, görüntüsü değişti. Bu sefer de aman Almanya’yı kontrol altında tutalım, Avrupa’yı bir “Alman Avrupası” olmak tehlikesinden koruyup onu bir “Avrupa Almanya’sı olarak kontrol altında tutalım!.” düşüncesi hakim oldu. Marshall yardımlarının da gayreti ile Avrupa’da ekenomiden başlayarak eskilerde çok denenmiş bir bütünleşme (Entegrasyon) hareketine girişildi. 1957’de Roma Andlaşması ile AET böyle kuruldu. Bu konuda en büyük gayret Fransa’dan geldi. Ama bundan en çok faydalanan, semirip bugünkü haline gelen ise yine Almanya oldu!. Fransa eski “Farklı” havasını bulabilmek için yenik komşusunu sanki himayesine almış gibi idi. Her alanda sıkı bir işbirliği ve danışma mekanizması ile hem Almanya’yı kontrol edebilecek, hem de daha çok prestij kazanabilecekti. Bu akıllı politikanın öncüleri Charles de Gaulle ile Conrad Adenauer idi. İkisi de öldü. Yaşasa idiler bugünkü durumdan hangisi daha memnun olurdu? Kesin bir şey söylemek mümkün değildir.  Efendim şimdilerde Fransa’da seçimler var. Gelecek hafta sonunda Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin birinci turu yapılacak.. Mayıs ayında da Parlamento yenileniyor. Olmayacak duaya amin demek gibi olacak ama biz yine “Darısı başımıza!” diyelim. Şimdilerde orada kimsenin farkı markı görecek hali yok!. Herkes seçimleri konuşuyor. Seçim kampanyasını TV’nin Fransız kanallarından izliyorum. Bizde olduğunun tersine seçim kampanyası meydanlarda, yahut seçim otobüslerinin terasından değil TV Kameralarının karşısında ve Medya temsilcilerinin akıllı sorularını cevaplandırmak sureti ile yapılıyor. Şimdiki Başkan Chirac, ve Başbakan Jospin’den hangisi kazanacak? Kestirmek çok zor. Sağ bölünmüş, ama birinci aday denenmiş, durmuş oturmuş bir devlet adamı. İnsana güven veriyor. Solda bölünme yok. Üstelik Komünistler ve Yeşiller de eninde sonunda Başbakanın adaylığını kolayca destekleyecek. Adam daha genç ama yedi sekiz yıllık bir deneyimi var.. Yalnız asabi mizaçlı çabuk sinirlenen bir hali var. İki adayın AB yaklaşımlarında bir ayrılık görülmüyor. Bize yönelik bakışlarına bakıyorum. Hangisi kazanırsa kazansın bizim için “Fark”ı olmayacak!. Birinci turda Chirac biraz önde olabilir, ama ikincisinde sanırım Sosyalist Jospin, iktidar ortaklarının desteği ile öne geçebilir diye düşünüyorum!..
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT