BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Başbakanı halkın seçmesi...

Başbakanı halkın seçmesi...

Geçen günlerde şöyle bir teklifimiz olmuştu. Bir tv kanalı Demirel’le anlaşarak kendisine haftada 5 akşam, 5’er dakikalık sohbetler yaptırtmalı. Tek şart, politika konuşulmayacak. Hem Demirel, hem siyasetin olmaması.



Geçen günlerde şöyle bir teklifimiz olmuştu. Bir tv kanalı Demirel’le anlaşarak kendisine haftada 5 akşam, 5’er dakikalık sohbetler yaptırtmalı. Tek şart, politika konuşulmayacak. Hem Demirel, hem siyasetin olmaması. Kastettiğimiz, gündelik siyasettir. Şimdi o teklifimizi zenginleştiriyoruz. Süleyman Demirel, bir üniversitede siyaset bilimi dersi vermelidir. Demirel’in yaptıklarını, yapamadıklarını, hatta niyetlerini artık tarih laboratuvarına bırakalım. Başbakan Demirel ve Cumhurbaşkanı Demirel, gelecek nesiller tarafından icraatlarıyla birlikte sorgulanacak, hata ve sevapları tesbit edilecektir.. Bugün Türkiye’ye düşen Demirel tecrübesini faydaya dönüştürmektir. Türkiye, bundan böyle filozof Demirel’den hakkını almalıdır. Eğer uzaktan da olsa eski Cumhurbaşkanını takip edebiliyorsanız dediklerimizde haklı olduğumuzu göreceksiniz. Demirel, pek tabii olarak müktesabatını nakletme ihtiyacında. O, bu ihtiyacını gazetecilerle ikili sohbetler veya kapalı salon toplantılarında karşılıyor, bu yolla mesajlarını veriyor. Şunu demek istediğimizi mi sanıyorsunuz? - Demirel yalnız kalmıştır. O da söylenebilir. Belki Çankaya’ya çıkmasaydı bugün aktif siyasetin içinde olurdu. Özal gibi Demirel de Çankaya’dan sonra yalnızlığı tanımıştır. Bu da herhalde siyasetimizin vefasız tarafı. Yapayalnızdır demiyoruz. Muhakkak ki haylice dostları vardır. Temas etmek istediğimiz ortada. Nitekim Demirel’in son beyanatları da teklifimizi teyid edici mahiyette. İktisatçılar, çok da iç açıcı konuşmuyorlar. Onlara göre altı yıl sonra ancak 2000 senesindeki Türkiye’nin seviyesini bulacağız. Bu demektir ki Türk milleti, 21. Asrın onda birini kaybetmiştir. Önümüzdeki ciddi mesele kayıp yılları asgariye düşürmektir. Hele uzamasına asla izin vermemek. İşte o noktada Demirel’in dedikleri değer arzetmekte... Son derecede sade bir üslupla sonderecede işe yarar beyanları var. Verdiği mülakatta çareyi 4’e irca etmiş. Siyasi istikrar, ekonomik istikrar, istikrar içinde kalkınma, iyi idare. Bunları gerekçeleriyle anlatıyor. Hedefi de iki. Yönetebilen demokrasi. Doyuran demokrasi. Sözün mefhumu muhalifi aşikâr. Bu ülkenin kıdemli devlet adamı, şunu diyor. Şu günkü demokrasi yönetemiyor ve doyuramıyor. Bu bir ürkütücü tehlikeler zincirinin haber verilmesidir. Demirel, işin başının siyasi istikrar olduğu kanaatinde. İstikrarsızlığa sebep de siyasi parçalanmışlık. Parçalanmışlığın seçimlerde dar bölge ve ekseriyet modeliyle çözüleceğini vurguluyor. Ve o noktada bazı yeni teklifler getiriyor. Halk, hakemdir. Referandum halkın hakemliğinin devreye sokulmasıdır. Daha ilerisiyse yeni bir söz. İktidarlar tabanlarını kaybedince cumhurbaşkanına seçime gitme yetkisinin verilmesine işaret ediyor. Bundan da ötesi var. İstikrarsızlığın önüne geçilememesi durumunda başkanlık sistemine gidilmesini... Başkanı halkın seçmesini söylüyor. Bundan bile bir adım sonrasına gidiyor. Başbakanı da halk seçebilir. O noktada hemen sualler arka arkaya diziliyor. Hem başkan, hem başbakan, halk tarafından seçilebilir mi? Öyleyse ikisinden biri lüzumsuz olmaz mı? Başbakanın halk tarafından seçildiği sistemler var mı? Başkanlık siteminde kabine üyeleri de parlamento dışından olduğuna göre... Başkan ve/veya başbakan da doğrudan halk tarafından seçilecekse.. o zaman parlamento ne işe yarar? Başbakanın halk tarafından seçilmesi... Seçimler olmuş. İktidarı kazanan parti veya partiler kesinleşmiş... Başbakanı cumhurbaşkanı yahut başkan değil, halk tayin ediyor... Şu Filistin-İsrail savaşından sonra Ankara’da infilaklar olacağa benzer. Demirel, her ne kadar M. Ali Bayar, mevzuunda konumunu hatırlatıyorsa da O, şimdi DTP ile bir kaç noktaya birden salvo ateşe hazırlanıyor sanki. Siyaset yoğun tartışmaların gündeme oturmasına hazır olunuz. Ne demişler? insanlar, konuşa konuşa. Şu var ki iktidarın her üç partisi de müthiş kayıplar içinde. Halkı temsil etmek bir yana, çok kere halkla karşı karşıyalar. Onun için yerlerini korumaları imkânsız. Ve bu sebeple de erken seçim en umulmadık zamanda ortaya çıkabilir. Bir taraftan AKP, DYP, CHP zorlaması, bir taraftan Güniz Sokak yönlendirmeli hazırlıklar. Koalisyon, ömrünü tamamlamıştır. Milleti kırarak, küstürerek, canından bezdirerek.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT