BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > ARIYORUZ

ARIYORUZ

8. Cumhurbaşkanımız rahmetli Turgut Özal bugün ölümünün 9. yılında anılıyor HALKIN hayatının kuyruklarda geçtiği bir dönemde yönetimi devralan Turgut Özal, Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı dönemlerinde yaptığı icraatların ardından bambaşka bir Türkiye’yi miras bıraktı. Döneminde ona karşı olanlar bile şimdi “Turgut Özal’ı arıyoruz” itirafında bulunmak zorunda kaldılar. İstanbul’da 3 tören var ANAP lideri Mesut Yılmaz’ın da katılacağı ilk tören Özal’ın Anıtmezar’ında yapılacak. Lütfi Kırdar’da bir tören düzenlenecek ve Dolmabahçe Camii’nde mevlid okutulacak.



Ohalkın mesaisini zeytinyağı, ekmek ve benzin kuyruklarında geçirdiği bir Türkiye devraldı. Cebinde yabancı sigara ve döviz bulunduranlar takibata uğradığı, haftalar öncesinden zam beklentisi içine giren karaborsacıların tezgah altlarını doldurduğu bir dönemdi. Ancak, uyguladığı akılcı politikalarla Türkiye çok kısa sürede refaha ulaştı. Dünyayı da çok iyi takip edebilen Özal, o gün yaptığı tesbitlerle Türkiye’nin gelecekteki profilini de çok iyi çizdi. Yurtiçinde dört eğilimi bir çatı altında toplamayı başaran Özal’ın başarıları,”Hanedan” suçlamaları ile gölgelendi. Vefatıyla birlikte bıraktığı fikir mirasının bile oy kazandıracağını düşünen mevcut siyasi partiler, şimdi birer birer “Özalcı” oldular. İşte Özal’ı Özal yapan fikirler. Rüşvetin sebebi bürokrasi Rüşveti önlemenin yolu, memura baskı yapmak, yeni kanunlar, kararnameler çıkartmak değildir. Bu sadece yine rüşvetin miktarını artırır. Rüşvetin miktarını azaltmanın başarılı yolu, kanunları sadeleştirmektir. Eğer bir işi yapmak için 50-100 imza yerine bir, iki imza konabiliyorsa, o işte rüşvet azalır. Rüşveti artıran hususlar gereksiz formalitelerdir. Ekonomiyi tabii kurallarına aykırı yönlendirmek isterseniz, rüşvet artar. Bürokrasiyi azalttıkça, kanunları sadeleştirdikçe, Türkiye’de rüşvetin gittikçe azalacağına inanıyoruz. Laiklik engel değil Herkes, Anayasamızın teminatı altında vicdan, dini inanç ve ibadet hürriyetine sahiptir. Maddi ve manevi gelişmeyi birlikte sağlamanın zaruretine inanıyoruz. Yüksek ahlâk sahibi, dengeli bir nesil yetiştirebilmesini temin için devletin ilk ve orta öğretim kurumlarında dini eğitim ve öğretim yapılması için gerekli tedbirleri almasını zorunlu görürüz. Laikliği manevi değerlerin korunmasında vicdan, dini inanç ve ibadet hürriyetinin uygulanmasında ve dini kültürün gelişmesinde kısıtlayıcı bir unsur olarak anlamıyoruz. Beyin göçü durdurulmalı Beyin göçünü durdurmanın en iyi yolu, Türkiye’de tatmin olmayan insanlara, tatmin olacakları bir imkan sağlamaktır. Bunun başında dikkat ederseniz, doktorların ve mühendislerin beyin gücü yatar. Eğer doktor ve mühendislere Türkiye’de becerilerini, kabiliyetlerini gösterecek bir imkan sağlarsak, beyin göçünü durdurabilir, hatta geriye çevirebiliriz. Sağlıkta reform şart Sağlık hizmeti sosyal güvenliğin başlıca unsurlarından biridir. Sağlık personelinin yıllardır çözümlenemeyen personel politikasını sağlam bir raya oturtmak gerekir. Avrupa’da her sağlık personeline, yaptığı iş, baktığı hasta oranında prim verilir. Hastaya daha güleryüzlü, daha iyi muamele edileceği gibi, sağlık personeli de, fazla çalışmasının mükafatını alacaktır. Bunun Türkiye’de de uygulanmasının zamanı gelmiştir. Böylece, hastaneye giden vatandaşın saatlerce sıra beklemesi, “bugün git yarın gel” denmesi, ameliyat için bir sene sonraya gün verilmesi, ortadan kalkacaktır. Enflasyon zam demektir Enflasyon hayat pahalılığı, zam demektir. Zam olduğu sürece enflasyon var demektir. Alım gücünü artırmanın tek yolu zamları durdurmaktır. Zamlar durduğu zaman, işçinin ve memurunun geliri arttıkça geçimi daha rahat hale gelecektir. Enflasyonu yüzde 10’un altına düşüremezsek, fakir, fukaranın durumu daha da kötüye gider. Enflasyon yüzde 10’un altına düşerse, fakir fukaranın durumu hızla düzelecektir. Paramızın değerinin düşmesi bir ekonomik olaydır. Paranın değeri niye düşer? Bir ülkede hayat pahalılığı, zamlar kısaca enflasyon varsa paranın değeri düşer. ABD önemli güç olacak Kapitalizm-komünizm çekismesinin sona ermesi, dünyada tek bir süper güç bıraktı: ABD. Zaten Körfez harbi bunu çok açık bir surette göstermiştir. Benim kanaatime göre, bu durum 15-20 sene, belki biraz daha fazla devam edebilir. Önümüzdeki dönemde hem teknolojik bakımdan, hem askeri güç bakımından Amerika kendi ağırlığını herkese hissettirecektir. Bunu açık görmemiz lazım. ABD ile dostluk ve ittifak ilişkilerimizi karşılıklı menfaatlere hizmet edecek şekilde geliştirmeliyiz. Dış politikada aktif olmalıyız Türkiye politik yönden çok daha güçlü olması gereken bir ülkedir. Daha aktif bir dış siyaset izlemesi lazım. Maalesef biz yıllarca bu konuda kapalı kaldık. Bir nevi “ Kimse bize, biz de kimseye dokunmayalım”politikası. Yani Anadolu tabiriyle, “ Ne kokar, ne bulaşır” derler ya, işte öyle. Bu esas itibarıyla hudutlarımız içerisinde, “ Kendi halimizde yaşayalım” demektir. Körfez meselesinde bir parça aktif politika izlemeye kalktık, kıyamet koptu. Dikkat edin, kendilerini ilerici sayanların hepsinin kuzu olduğu derhal meydana çıktı. Hiçbir zaman aktif bir politika izleme taraftarı olmadılar. Hatta, ille aksini yapabilmek için tutucu olanların hepsi, bir taraftan da “Saddamcı” oldular. Ekonomik güç artmadıkça ülke dışında sözünüzü geçiremezsiniz, sözünüzü dinletemezsiniz. Uluslararası kuruluşlarda aleyhinize karar alınmasını önleyemezsiniz. Bilgi çağı yakalanmalı Bugünkü teknolojinin yarın ne hale geleceğini bilmiyoruz. Ama birçok belirtileri var. Mesela, sizin çok iyi bileceğiniz, “Kompakt Disk” tabir edilen icat var. Biz müzik olarak da biliyoruz. Ama onları şimdi hafıza ünitesi olarak yaptılar. Bir kompakt disk ünitesine 650 megabyte hafıza koymak mümkün, hatta biraz daha fazla. Bir büyük ansiklopediyi, şu kadarcık bir disk içine alabiliyor. Yani, 100-150 bin sayfalık ansiklopedi, şu kadarcık bir disk içerisine giriyor. Siz o ansiklopediyle ilgili, istediğiniz bilgiyi anında, çok kısa bir zaman içerisinde alabiliyorsunuz. Bunu bir geliştirin, daha baska sahalara götürün, demek ki, birçok bilgiler emrinizde. Tabii onları da kullanabilmek için insanın daha fazla bilgisi olması lazım. Gazeteciler telefon yüzünden kavga ediyordu İktidara geldiğimizde şehirlerarası konuşmalar fevkalade zor yapılıyordu. Ancak yıldırım servis vasıtasıyla konuşulabiliyordu. Yurtdışı konuşmalar için ABD’liler Atina’ya kadar gidiyordu.Türkiye bu halde idi. Bugün ise memleketimizin en ücra köyünden dünyanın her tarafı ile otomatik olarak konuşmak kabildir. Turistik yerlerde gezici telefon posta merkezleri vardır. Şehirlerin birçok yerine dikkat ederseniz telefon kulübeleri, artık Avrupa standartlarına erişmektedir. 1983’te seçim gezileri yaptığım sıralarda yanımdaki gazeteci arkadaşlar telefon kavgası yaparlardı. Haber yazdırabilmek için şimdi her gittiğimiz yerde otomatik telefonlu basın büroları kuruluyor. Herkes rahatlıkla, sadece telefon değil, faks gibi en modern haberleşme cihazlarını kullanıyor. Şu telsizler bütün köylerde var. Köylerden kasabaya “Geliyor musun?” diye haber veriyor. Telsizlerle konuşuyor. Eskiden ‘casus’ diye adamı yakalarlardı. Bakanlar Kurulunda renkli televizyonu tartıştık Birçok kimse unutmuştur, biz geldiğimiz zaman televizyon nadiren renkli yayın yapardı. Sadece Evren Paşa çıktığı zaman renkleniyordu. Arasıra başbakanın basın toplantısı yaptığı zamanda renklenirdi. Hatta o tarihte hatırlarım ‘renkli yapalım yapmayalım’ kavgası yapılıyordu. “1982 yılında televizyon renkli olursa döviz zayiatimiz fazla mı olur?” diye uzun uzun Bakanlar Kurulunda münakaşa edildiğini hatırlıyorum. Haftada 39 saat çalışan bir televizyonumuz vardı. Şimdi iki kanalı, haftada 130 saat ve tamamıyla renkli yayın yapıyor. Bunlar da unutulmuştur. Yalnız farkında olmak için 2 gün yayını kesmek lazım. Kıbrıs’ta federal devlet Kıbrıs meselesinin adil ve kalıcı bir çözüme kavuşturulması en içten dileğimizdir. Böyle bir çözümün ancak Kıbrıs Türk Toplumunun siyasi eşitliğini sağlayan, iki toplumun rızasına dayalı, iki kesimli federal, bir devlet olabileceği gerçeğini başta Kıbrıs Rum toplumu olmak üzere herkesin artık anlamasını bekliyoruz. Bu çözüm sağlanıncaya kadar Kıbrıs’taki soydaşlarımızın can ve mal güvenliğini korumaya devam edeceğiz. Filistinliler kardeşimizdir İşgal altındaki topraklarda yaşayan Filistinli kardeşlerimize uygulanan mezalime karşı çıkmayı görev biliyoruz. Aramızda tarihi ve kültürel bağlar bulunan İslâm ülkeleriyle mevcut yakın ilişkilerimizi ve işbirliğini daha da geliştirmek için çaba harcamaya devam edeceğiz. İslam Konferansı Teşkilatı içindeki faal durumumuzu sürdüreceğiz. Her ikisi de dostumuz ve komşumuz olan İran ve Irak’ın karşılıklı menfaatlerini biz temsil ediyoruz. Çünkü güçlü ve kalkınmış Türkiye idealinin gerçekleşmesi içte istikrarı sağlamamızı, dışta sorunlarımızı çözümlemeyi gerektiriyor. AB heveslisi değiliz Avrupa Topluluğu’na tam üyelik müracaatını bizim iktidarımız yaptı. Son yıllarda siyasi, ekonomik ve sosyal alanlarda gerçekleştirdiğimiz hamleler ve bilhassa ekonomideki büyük yapısal değişiklikler Avrupa Topluluğu’na katılmamızı kolaylaştıran bir zemin oluşturmaktadır. Ama her ne pahasına olursa olsun üye olalım diye bir heves içinde değiliz. Avrupa Topluluğu’yla ilişkilerimizi dengeli bir anlayış içinde yürüteceğiz. ARIYORUZ Ölümünün 9. yılında anılan 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’la ilgili değerlendirmelerde bulunan ailesi ve ANAP’ın önde gelen isimleri, Özal’ın boşluğunun doldurulamayacağını belirttiler. İşte Özal’a en yakın isimlerin Özal değerlendirmesi: Mesut Yılmaz, (ANAP Genel Başkanı) “Rahmetli Özal, geçen yüzyılın son çeyreğinin cesur, ileri görüşlü, teknik bilgi ile siyasi vizyonu şahsında en üst düzeyde buluşturan siyaset ve devlet adamlarından biridir. Türkiye açısından ise Cumhuriyet tarihinin Atatürk’ten sonra Menderes’le birlikte en önemli demokrasi ve kalkınma sembolüdür.” Semra Özal (Eşi) “Turgut Bey, her şeyden önce Türk insanına yeni bir ufuk bıraktı. Onu çok arıyoruz. Zaman zaman ‘keşke o olsaydı bu iş böyle olmazdı’ diyenlere rastlıyorum. Nereye baksam onun eserlerini görüyorum. Turgut Özal, Türkiye’yi kuyruk ve yokluklardan alıp ayağa kaldırdı. Ahmet’imin politikaya atılması Turgut Bey’in bizzat vasiyetidir. Babası, Ahmet’i küçüklüğünden beri sık sık çağırır, onunla başta ülke meseleleri olmak üzere her şeyi konuşurdu. Ahmet dinler, o söylerdi. Sabahlara kadar konuştuklarına çok şahidim. Korkut Özal (Kardeşi) Turgut Özal, vizyon sahibi ve öncü bir isimdi. Aradan geçen bu kadar yıla rağmen yerini kimse dolduramıyor. Onun yetiştirdiği kuşak, bıraktıklarını tamamlayacaktır. Bizim amacımız, bundan sonra ülkemize hizmet edecek Özal misyonunu devam ettirecek yeni Özal’lar yetiştirmektir. Özal için tören Bu arada ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz’ın katılımıyla partililer, bugün Özal’ın İstanbul’daki anıtmezarını ziyaret edecek. Daha sonra Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda bir tören gerçekleşti- rilecek. Ayrıca Dolmabahçe Camii’nde mevlit okutulacak. Üç hatıra Çocuklar para istedi > Melih Gökçek - (Ankara Büyükşehir Bld. Başkanı ) “Keçiören Belediye Başkanlığı yaptığım dönemdi. 19 Mayıs stadında büyük bir şölen düzenlemiştik. Stad tıklım tıklım doluydu. Ben önce çıktım vatandaşa bir konuşma yaptım. Özal henüz gelmemişti. Millete “Bakın sayın Başbakan gelince 5 milyar isteriz diye bağıracaksınız” dedim. O zaman 5 milyar iyi paraydı. Ben de çocuklara “Bu 5 milyarı alacağım ve size park yapacağım” dedim. Çocuklar çoğunluktaydı. Daha sonra Özal geldi. Konuşma yapıyor, bu arada da millet bağırıyor: “5 milyar isteriz, isteriz” Rahmetli anlayamadı. “Ne diyor bunlar Melih?” diye sordu. “5 milyar istiyorlar efendim” dedim. O da bana dönüp, “Sen öğrettin değil mi Melih?” dedi. Sonra gülerek, “Ya ben size 5 milyar verirsem, her gittiğim yerde millet bu numarayı yapar. Ben nasıl para yetiştireceğim. Ama siz merak etmeyin bu parayı bulurum, endişeniz olmasın” dedi. Hem parayı vermedi, hem halkın gönlünü aldı... İmam Hatipleri kimse tanımıyor > Cemil Çiçek - (Devlet eski Bakanı): Özal’ın başbakanlığı döneminde İstanbul’da Zekai Baloğlu’nun organizasyonunda imam hatip okulları tartışması vardı. O günlerde de eğitim reformu tartışılıyordu. Özal, Avni Akyol’un Milli Eğitim Bakanlığı döneminde tartışılan ve toplantının gündem maddesi olan taslağın Türkiye’nin eğitim sistemi açısından faydası olmayacağını düşünüyordu. Özal, İstanbul’daki o toplantıda, “Kimse imam hatip okullarını tanımıyor. Bu okullarla ilgili fikir beyan edenlerin bu okulların kapısından girmişliği bile yoktur. Dolayısıyla bu okullar önemli bir boşluğu dolduruyor” dedi. Hatta imam hatip isminin anlamı itibarıyla uygun olmadığını, bu okulların isminin “İslam Enstitüsü Lisesi” olarak değiştirilmesi gerektiğini savunmuştu. Denizer’i tutuklattı > Abdulkadir Aksu- (İçişleri Eski Bakanı): Merhum Özal’ın Cumhurbaşkanlığı döneminde Zonguldak maden işçilerinin Ankara yürüyüşü sürerken dönemin Başbakan’ı Yıldırım Akbulut, geceyarısı işçilerin lideri merhum Şemsi Denizer’le telefon görüşmesi yapmış ve Bolu’da buluşup sorunu çözmek üzere sözleşmiş. Benim İçişleri Bakanı olarak bu görüşmeden haberim yoktu. Özel kalem müdürü aradı ve “Sayın Başbakan sizi bekliyor Bolu’ya gideceksiniz” dedi. Akbulut, Şemsi Denizer ve ben bir salonda oturup konuştuk. Fakat Şemsi Denizer’in ayağı yere basmıyordu. Başbakan Akbulut’un teklifini reddederek salonu terketti. Elimiz boş Ankara’ya döndük. Eve girer girmez eşim, “Cumhurbaşkanı arıyor” diyerek telefonu uzattı. Özal, Bolu’ya gitmekle çok yanlış yaptığımızı söylüyordu. Daha sonra Özal ve Akbulut’un onayı ile yürüyüşçü işçilerin önüne polis ve jandarma ile barikat kurduk, beklemeye başladık. Bu sırada Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı İmren Aykut, Bolu Valisi’ni arayarak, “Şemsi Denizer’i çağır, ona bir helikopter ver Ankara’ya gelsin. Bu meseleyi çözeceğim” demiş. Vali beni arayarak durumdan haberdar etti. Buna çok bozulmuştum. Bu kızgınlıkla Cumhurbaşkanı Özal’ı aradım. Bu arada Ankara mahkemelerinden birisinin Şemsi Denizer’in tutuklanma kararı da vardı. Durumu aktardım. Özal da bunu iyi bir fırsat olarak değerlendirdi. -Sen şimdi bana bak. Vali, İmren Hanım’ın isteğini Şemsi Denizer’e iletsin ve helikopteri hazırlasın. Sen de git Bolu’da Denizer’i tutukla buraya getir.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109156
    % 1.14
  • 3.8206
    % -0.38
  • 4.5076
    % 0.05
  • 5.1028
    % -0.67
  • 153.399
    % -0.43
 
 
 
 
 
KAPAT