BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kapanmayan yara

Kapanmayan yara

Pantolonunu, gömleğini ve kazağını giydi... Saçlarını taramak için aynanın karşısına geldi. Aynada yüzüyle karşılaşınca, her zamanki gibi içine bir acı çöreklendi. Diğer insanlardan kendini eksikli kılan bu husus, onu daima suskun ve çekingen yapmıştı...



Gecenin geç vakitlerinde yatan Mete gözünü açtığında güneş doğalı bir hayli olmuştu. Dışarıdan Banu’nun sesini duydu. -Mete kalk artık, kahvaltı ediyoruz. Mete yerinden doğruldu. -Tamam Banu, hemen giyinip geliyorum. Pantolonunu, gömleğini ve kazağını giydi. Saçlarını taramak için aynanın karşısına geldi. Aynada yüzüyle karşılaşınca, her zamanki gibi içine bir acı çöreklendi. Diğer insanlardan kendini eksikli kılan bu husus, onu daima suskun ve çekingen yapmıştı. Fizikî yönden daha güzel olsaydı, bütün bu eksikliklerinin gideceğini, atak ve konuşkan birisi olacağını sanıyordu. Fakat içinde bulunduğu bu durumun düzelmesi mümkün değildi. Sabretmeliydi, katlanmalıydı Mete. Kendini biraz daha inceledikten sonra aynayı yatağın üzerine attı. Sıkıntıyla pencereye geldi, bahçeye bakarak temiz havayı soludu. -Mete, haydi gel artık... Ardına dönüp kapıya doğru bağırdı. -Tamam, geliyorum!.. Odadan çıkıp salona geldi, oradan yemek odasına geçti. Annesi, babası, ablası ve kardeşi Şermin yemek masasına oturmuşlardı. Babası Coşkun Bey: -Haydi oğlum, dedi. Bizi fazla bekletme, çok acıktık. Mete yerine oturdu. Onlarla birlikte kahvaltı etmeye başladı. Odanın içini çatal ve kaşık sesleri kaplamıştı. Annesi Sevgi hanım, kocasına seslendi. -Az daha unutuyordum Coşkun. Bu akşam Emel’ler bize geliyor. Coşkun Bey başını kaldırdı. -Öyle mi?.. Demek sonunda meşhur yazar evimize teşrif edecek desene!.. -Evet... Onunla geçenlerde tesadüfen Fatih’te karşılaşmasaydık, hiç görüşemeyecektik İstanbul’da olmamıza rağmen. Dün telefonla görüştük, kızıyla bize bu akşam yemeğe gelecekler. -Kocası gelmiyor mu?.. -Bir toplantıya katılacağı için gelemeyecekmiş. Banu söze karıştı. -Emel teyzemin romanları çok güzel. Ben dört beş tanesini okudum. Sen de okudun mu anne?.. -En son “Ölesiye Sevmek” romanını okumuştum. Gerçekten çok hoş romanlar yazıyor. Mete konuşmaları dikkatle dinliyordu. İki gündür Emel teyze bu evin gündemindeydi. Hayal meyal hatırladığı teyzesi ülkenin tanınmış yazarlarındandı. Özellikle gençlik kesimi çok tutuyordu Emel teyzesinin romanlarını. Mete kendi kendine şiir ve hikâye yazdığı için teyzesine özel bir ilgi duymuş ve birkaç kitabını bir gün içinde okumuştu. Bu arada Banu annesine soruyordu. -Anne, teyzem neden hep aşk romanları yazıyor acaba?.. Her kitabında karşılıksız aşkı konu edinmiş. Ölesiye Sevmek romanında içine kapanık bir kızın bir delikanlıyı sevmesini fakat aşkını söyleyemediğini, bu arada o gencin başka bir kızla evlenmesi üzerine intihar edişini anlatmış. Sevgi Hanım dudaklarını büzüp konuştu. -Bilmem ki?.. Teyzen geldiği zaman kendisine sorarsınız. Belki onun da başından böyle bir olay geçmiştir. O gün konu hep Emel hanım üzerindeydi. Sevgi hanım ve kızı, gelecek misafirler için hazırlıklar yaparken, Mete gününü bahçede geçirmişti. Havuzun kenarında bir şezlonga oturmuş, havuzun fıskiyesinden akan suyun şırıltısını dinleyerek, teyzesinin bir kitabını okumuştu.  Akşamüstü kırmızı renkte, üstü açık otomatik vitesli en son model bir otomobil uçarcasına yol aldıktan sonra Mete’lerin bahçesine asfaltı yırtarak girdi. Sevgi hanım evin ikinci katından bahçeye bakıyordu. Bahçeye hızla giren otomobili görünce büyük bir telâşla ve sevinçle aşağıya indi. Hizmetçisine: -Koş Emel hanımı karşıla!.. diye seslendi. Hizmetçi önden koştu. Park etmiş bulunan otomobilden inen Emel hanım ve kızına inmelerinde yardım etti. Emel hanım sarı saçlarını savurarak silkindi ve karşıdan gelmekte olan Sevgi hanıma seslendi. -Merhaba Sevgi!.. Emel hanım siyah bir elbise giymişti. Olgun bir yaşta olmasına rağmen kendisine yakışan güzellikler içinde, yeşil gözleri ile bir genç kızı andırıyordu. > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT