BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kapanmayan yara

Kapanmayan yara

Az sonra koltuklara oturmuşlardı. Emel hanım ve kızı duvarları süsleyen meşhur ressamların ünlü tablolarını seyrediyorlardı. Yerdeki halılar da tablolar gibi insanın gözünü alıyordu... Sevgi hanım, Burçin’in mavi gözlerine bakıyordu...



Sevgi hanım tebessüm ederek, Emel hanıma yaklaştı. -Sevgili teyzeciğim hoşgeldin. Yıllar sonra da olsa görüştük çok şükür. -Evet Sevgi, nihayet görüşebildik. Emel hanım arabasından bir demet çiçek alıp Sevgi hanıma verdi. Sevgi hanım Emel hanıma sarılarak teşekkür etti. -Çok ince düşüncelisin teyze, teşekkür ederim. -Ben teşekkür ederim Sevgi. Emel hanımın kızı da arabadan inmişti. Mavi gözlü, sarı saçlı bir kızdı. Sevgi hanımın elini öptü. -Teşekkür ederim Burçin. Hoşgeldin. -Hoşbulduk. Birlikte gülüşerek eve girdiler. Banu salonda koltukları düzeltiyordu. Gelenleri görünce yüzü güldü. -Hoşgeldin teyze, diyerek Emel hanımın elini öptü. Emel hanım Banu’nun yüzüne hayranlıkla baktı. -Muhteşemsin Banu!.. -Teyze senin romanlarını okuyorum. O kadar güzel yazıyorsun ki, kitabı bitirmeden elimden bırakamıyorum. -Kitaplarımı okumana sevindim Banu. Banu, annesinin yanında gözleriyle salonu araştıran Burçin’e baktı. Burçin mavi atlastan bir elbise giymişti. Çok güzel bir kızdı Burçin. Hayranlıkla bakarak ona elini uzattı. -Sen de hoşgeldin Burçin. Burçin, Banu’nun elini sıktı. -Hoşbulduk, dedi gülümseyerek. Az sonra koltuklara oturmuşlardı. Emel hanım ve kızı duvarları süsleyen meşhur ressamların ünlü tablolarını seyrediyorlardı. Yerdeki halılar da tablolar gibi insanın gözünü alıyordu. Sevgi hanım, Burçin’in mavi gözlerine bakarak: -Maşallah Burçin kızımız da büyümüş, çok güzel olmuş, dedi. Onu en son gördüğümüzde beş yaşında mıydı neydi? Ama daha o zamandan belliydi çok güzel olacağı. Burçin utanmış gibi başını eğdi. Emel hanım: -Onyedi yaşında şimdi, dedi. Bu yıl liseyi bitirdi. Çok hızlı yazan bir daktilograftır kendisi. Benim kitaplarımı Burçin daktilo ediyor. Burçin konuşmalarla fazla ilgilenmiyormuş gibi, evin her tarafına çocuksu bir merakla bakıyordu. Hiç gelmediği bir yere ilk kez gelmenin şaşkınlığı vardı üzerinde. O sırada Şermin içeriye girmiş, Emel hanımın yanına gelmişti. -Hoşgeldin teyzeciğim, nasılsın, iyi misin?.. Şermin’in konuşması Emel hanımın çok hoşuna gitmişti. Gülerek Şermin’i kucağına alıp öptü. -Çok iyiyim küçük hanım. Ne kadar şekersin sen böyle. Kırmızı elbiseler de pek yakışmış sana. Sevgi hanım kızına baktı. -Bu pek yamandır teyzesi. Çok zeki ve çok bilmiştir. -Yaa, belli oluyor. Şu zarafete, şu güzelliğe baksana!.. Emel hanım, Şermin’i sevip okşarken içeriye Coşkun Bey girdi. Emel hanımı görünce kollarını iki yana açtı. Gülerek: -Ooo sevgili teyzeciğimiz, hoşgeldin!.. dedi. Ne mutlu bize, ne mutlu bize!.. Büyük bir roman yazarının evimize misafir gelmesi tarihî bir olay benim için. Emel hanım mutluluktan parlayan yeşil gözlerini Coşkun Bey’e dikerek, tatlı bir şekilde baktı. -Çok espritüelsiniz doğrusu, ayrıca kompliman yapmasını iyi biliyorsunuz. Ayağa kalkıp Coşkun Bey’le el sıkıştı. -Gerçekten geldiğiniz için çok mutluyum Emel hanım. Bu akşam havuzun kenarında gökyüzüne baka baka yemek yiyeceğiz. Hep bu anı beklemiştim. -Ooo, sen romantik şeylerden hoşlanıyorsun anlaşılan. -Sizin gibi bir yazarı başka türlü ağırlamama imkân var mı?.. -Aman Coşkun Bey, beni utandırıyorsun!.. Gülüştüler. Emel hanım yerine tekrar oturdu. Az sonra onlar kendi aralarında konuşurlarken hizmetçi içeriye girip, sofranın hazır olduğunu söyledi... > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT