BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > SSK’lının sağlık derdi biter mi?

SSK’lının sağlık derdi biter mi?

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan’ın gayretlerini görüyor, SSK’yı düzeltmek için çırpındığına şahit oluyoruz. Randevu sistemini getirdi, kurumun bütün birimlerine İSO Kalite belgesini aldırıyor. Üstelik bu yılın sonuna kadar düzeltemezse istifa edeceğini belirterek, iddialı bir söz de etti Sayın Bakan...



Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan’ın gayretlerini görüyor, SSK’yı düzeltmek için çırpındığına şahit oluyoruz. Randevu sistemini getirdi, kurumun bütün birimlerine İSO Kalite belgesini aldırıyor. Üstelik bu yılın sonuna kadar düzeltemezse istifa edeceğini belirterek, iddialı bir söz de etti Sayın Bakan... Peki bu kurumun böyle bir mantıkla düzelmesi mümkün mü? Elbette gönlümüz Sayın Bakan’ın istifa etmesinden yana değil, böyle gayretli bir bakanın kolay kolay bulunabileceğine inanmıyoruz. Ama bu çarpıklıkların bu şekilde düzeltilemeyeceği de ortada. İstanbul’da bulunan bir hastanın randevu alabilmesi çok zor. Bazen günlerce telefon başında bulunmanız gerekiyor. Şansınız yaver giderse bir randevu kapmanız mümkün. Ama bedendeki bir rahatsızlığınızı gidermeye çalışırken, bu defa da sinir hastası oluyorsunuz. Aslında mesele ortada; hasta sayısı bin ise hastane kapasitesi yüz cıvarında. Buna göre 900 hastanın beklemesi kaçınılmaz oluyor. Kuyrukları yok edebilirsiniz. Kimseyi hastaneye almazsınız, olur biter. Ama bu, SSK’lı hastaların dertlerine deva olacağınız anlamına gelmez... Aslında Sayın Okuyan da bunu bilir; merak eden bir yetkili İstanbul’da randevu almaya kalkışırsa bu sıkıntıyı kolayca anlar. Zaten Türkiye’deki insanların yarısının SSK Hastanelerinden faydalandığını Yaşar Okuyan açıkladı. SSK Hastanelerinin mevcut sağlık kuruluşlarının kaçta kaçı olduğuna bakarsanız mesele anlaşılır. Hastaları azaltamayacağınıza göre, hastaneleri arttırmanız gerekiyor. Bunun da kısa sürede mümkün olmayacağı ortada. Öyleyse SSK’lı hastalar da diğer hastanelere gidebilmeli. Bundan başka çare yok. Hastaneleri mükemmel hale getirirseniz bile, bunların bir kapasiteleri var ve bu kapasite 36 milyon insan için çok yetersiz... Kaldı ki, sigorta kurumunun hastane işletme mantığını da pek anlamış değilim doğrusu... Vatandaş mustarip İşte bundan mustarip olan birkaç vatandaşın yazdıkları: Üsküdarlı okuyucumun probleminden başlayalım: “Üsküdar SSK Dispanseri’ni randevu için arıyoruz, Çocuk Kliniği için randevu alamıyoruz. Öğlen saat 12’ye kadar meşgul çalıyor. Sonra da randevu sayısı 55 diyor ve günlerce aynı şey; ‘bugün dolu, yarın arayınız!’ 20 günlük çocuk kucağımda muayeneye gittim. 1 tane çocuk doktoru var. İnsanlar çocuklarıyla saatlerce bekliyor. Oradan Göztepe Çocuk Kliniği’ne gönderdiler, cildiye yok. Üsküdar gibi kalabalık bir ilçeye 1 çocuk doktoru vermekle SSK sorunu çözülür mü? Doğum parası veriyorlarmış, 25 milyon. 58 gün oldu, üç defa Beyoğlu SSK’ya gittim, dosyam gelmemiş...” Bu da Bilecik’ten yazan Hakan Yücel’in mektubu: “Bilecik 35 bin nüfuslu küçük bir şehir olmasına rağmen, sıkıntılarımız İstanbul’daki SSK’lılarınkini aratmıyor. Buradaki hastaneler de öyle. Hastasınız, önce SSK polikliniğine gidiyorsunuz. Burada SSK Hastanesi yok. Dispanserde bulunmayan Cildiye, Ortopedi, Diş, Göz gibi bölümler için sevkli olarak devlet hastanesine gitmeniz gerekiyor. Sizi sevk edecek doktor için numara alıp, muayene olacakmışsınız gibi saatlerce beklemeniz gerekiyor. Sevk olup devlet hastanesine gidiyorsunuz, burada da bilgisayar kullanmayı bilmeyen, bir hastayı kaydetmek için 15 dakika harcayan memurun yanında kuyruğa giriyorsunuz. Size gelince, ‘sıra kalmadı’ cevabıyla irkiliyorsunuz. Gidip sonraki gün, bazen de bir hafta sonra gelmeniz gerekiyor. Yine aynı işlemler tekrarlanıyor. Bir tahlil için bile bir sürü yerde kuyruğa girmeniz gerekiyor. Burası küçük bir yer, işlerin daha kolay olması gerekmez mi? Bir vatandaş olarak yetkililere sesleniyorum; SSK Dispanseri hastaları hemen sevk etsin, hastane de, ogün sıra yoksa, olan gün için sıra versin. Vatandaş o kadar zamanını boşu boşuna kuyrukta geçirmesin. Üstelik buralar İSO Kalite Belgesini de almışlar, nasıl almışlarsa...” Bıçak parası neyin nesi? Bu da Zonguldak”tan yazan “Dertli” rumuzlu okuyucumun mektubu: “Bizim de hastanemiz İSO Kalite Belgesini aldı. Ama bu belge ile işler bitmiyor. Burada da doktorların çoğunun özel muayenehanesi var. Olmasına bir diyeceğimiz yok, ama eğer ciddi bir hastalıktan dolayı hastaneye gitmişseniz, tatmin edici bir cevap almanız çok zor. Mutlaka bir şekilde tedirgin edilirsiniz. Yani muayenehaneye uğramanız gerektiği ima edilir. Hele ameliyat olacaksanız, mutlaka doktora para vermeniz gerekir. Parası olan veriyor, olmayan da ahırdaki ineğini, hanımının kolundaki bileziğini satarak mutlaka veriyor. Bu işe bir çare bulan çıkmadığı için bu düzen böyle gidiyor. İsteyen her yetkili gelip, hastası varmış gibi davranırsa, bunu görür. Böyle yapmayan doktorların sayısı da gün geçtikçe azalmaktadır.” İşte böyle, hepimizin bildiği, Sayın Okuyan’ın da bildiği gerçekler. Olmayacak şeylerle vakit geçirmek neden? Yapılacak olan, SSK’lı hastaları bu hastanelere mahkum etmemek. Mademki insanlarımız sağlıkları için prim ödüyor, bırakın istedikleri hastanede tedavi olsunlar. Rekabet ortamı oluşmadan buraların düzeleceğine inanıyor musunuz gerçekten? İnsanlarımıza daha fazla eziyet çektirmenin kimseye faydası yok... Bize kitap gönderir misiniz? Okulumuz 1958 yılında öğretime açılmış olup, 1995-1996 öğretim yılında da İlköğretim Okuluna dönüştürülmüştür. Ancak, bütün çabalara rağmen, bugüne kadar bir kütüphane oluşturulamamıştır. Öğrencilerimizin daha bilinçli, daha bilgili ve topluma yararlı birer insan olarak yetişmelerini istiyoruz. Bu bakımdan kitaplara ihtiyacımız var. Ansiklopedi ve kültürel yayınlar göndererek bize katkıda bulunmak istemez misiniz? > Derinkuyu İlköğretim Okulu Tavas / DENİZLİ Mesleğimizden soğutuyorsunuz! Milli Eğitim Bakanlığı’na; Balıkesir ili Merkez ve ilçelerindeki özellikle Mesleki ve Teknik Okullarda (Çünkü bu okullarda görevli öğretmenlerimizin çalışabileceği 1, 2 ya da 3 okul vardır. Diğer branşlarda bulunanların çalışma alanları daha geniştir.) 2001-2002 eğitim öğretim yılının 2. döneminde biz öğretmenler Norm Kadro içi, ya da dışı diye ayrılmış bulunmaktayız. Derslere de Norm Kadro içindeki meslektaşlarımız girebiliyor. Norm Kadro fazlası olan bizler de 1 ya da 2 gün okula gelip hiç derse girmeyebiliyoruz, bu durum da mesleğimizden soğumamıza yolaçıyor. Ülkemizin başka hiçbir ilinde uygulanmayan; Anayasa’ya, Milli Eğitim Temel Kanunu’na, Eğitim ve Öğretimde Birliğe, eşitlik ilkesine aykırı olan bu yanlış uygulamanın biran önce düzeltilmesi ve oluşan huzursuz, kargaşa dolu ortamın giderilmesi için Milli Eğitim Bakanlığı’nca gereğinin yapılmasını bekliyoruz. > Norm Kadro dışında kalan öğretmenler - BALIKESİR
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT