BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bizim liboşumuz, dünya liboşlarına bedeldir!..

Bizim liboşumuz, dünya liboşlarına bedeldir!..

Liboşluk, yani liberalliğin dejenere şekli, sadece Türkiye’ye has bir illet değil; Amerıka’da, dünyada her gün sergilenmekte. Her nedense eşcinsellikle de göbek bağları olan liboşlar, ABD’de, ortaokullarda öğrencilerin “ben gey -eşcinsel- değilim” demelerini suç sayıyorlar, İzci Örgütünün eşcinsel Oymak Beylerini atmalarını kınıyorlar. Okullarda Bayrağa yemini kaldırmaya çalışıyorlar. ABD’nin kurucularının reislerinin okul duvarlarına asılmasını, bu kişiler, zamanında köleliğe karşı çıkmadılar diye, siyahlara cemile olsun diye, engel oluyorlar...



Liboşluk, yani liberalliğin dejenere şekli, sadece Türkiye’ye has bir illet değil; Amerıka’da, dünyada her gün sergilenmekte. Her nedense eşcinsellikle de göbek bağları olan liboşlar, ABD’de, ortaokullarda öğrencilerin “ben gey -eşcinsel- değilim” demelerini suç sayıyorlar, İzci Örgütünün eşcinsel Oymak Beylerini atmalarını kınıyorlar. Okullarda Bayrağa yemini kaldırmaya çalışıyorlar. ABD’nin kurucularının reislerinin okul duvarlarına asılmasını, bu kişiler, zamanında köleliğe karşı çıkmadılar diye, siyahlara cemile olsun diye, engel oluyorlar... Askerî Yargıtay, TSK’nın üniformasını taşıyan bir Kürt eri “Ben Kürdüm, PKK’lıyım, bir Kürt yüz Türke bedeldir!” dediği için beraat ettirdi ya, şimdi bütün liboşlarımız, Kışlada Kürtçe türkü söylendiğinde, Hakkari’de polis hoparlörlerinden Kürtçe türküler çalındığında olduğu gibi, bundan ahkam ve kendilerine hisse çıkarıyorlar.. Öyle ya, biz “Bir Türk dünyaya bedeldir” diye övünürsek, bir Kürt de “Bir Kürt yüz Türke bedeldir!” diye övünür, bundan ne çıkar?.. O Kürdün bunları kışlada, üzerindeki Türk ordusunun üniforması olduğu halde söylemesi, Yargıtayın hukuk kıstaslarına göre hukuken suç teşkil etmediği gibi, bilcümle liboşlar için tabii mahzur teşkil etmez kanlarına (!) dokunmaz. Doğrusu, Salt Hukuk’un her hal ve zamanda, adaleti temin ettiğinden şüphe ettiğim kadar-ülke çıkarlarını ve değerlerimizi koruduğundan da şüphe ediyorum. Amerika’da da Yüksek Mahkemenin çocuk pornografisi hakkındaki son ictihat karar şüphemi artırdı. Çoğunluk kararına göre, pornografik film ve fotoğraflarda canlı çocuk kullanılmadıkça, animasyonla yapılanlar suç söz ve ifade özgürlüğü cümlesinden sayılarak serbest olacak... Tüm liboşlar şimdi bu kararı alkışlıyorlar; ya bu filmlerin, örnek olarak, çocuk pornografisini ve sübyancılığı teşvık etmesi ve topluma vereceği zararlar? Liboşlar ve millî hisler Liboşlarda milliyetçilik, millî hisler pek yoktur -kimden kimlerden yana oldukları malumdur- herhalde. Türker Alkan Bey de yazdığı gazetede, bizlerin “Bir Türk dünyaya bedeldir!” inancımıza takılıyor. Bu sözü ters tarafından, lafzî anlamda algılamış: “Bir Türkün dünyaya bedel” olduğuna hiç inanmamışmış!. İnanmış olsaydı şaşardım; liboşluğuna yakışmaz... Alkan’a sormak isterim; hiç mi millî duyguları yoktur? Milletini diğer milletlerden fazla sevmez mi? Ne mutlu Türküm diye övünmez mi? Bir öğretim üyesine semantik ve mantık dersi verecek değilim ama, kendi duygularımı aktarmaya çalışacağım -tabii anlarsa! Tabii ki, kemiyet bakımından bir Türk -herhangi bir Türk- dünyaya bedel değildir. Hem içimizde iyiler de var kötüler de, ancak söylem sembolik. “Bir Türkü dünyaya değişmem” anlamında. Türklerin kendilerine güvenlerini kaybettiği dönemde güven telkin etmek için oluşturulmuş... Okullardaki and içmedeki “Türküm doğruyum çalışkanım.. vs. gibi. Yoksa böyle agnostik ve liboş olursanız ince eler sıkı dokursunuz ve işin, ruhunu, maksadını anlamaz, alaya alırsınız. Evet benim için de öyle: Türkü, bir Türkün kılını dünyalara değişmem... Türkiye’yi neticede Türklüklerine inananlar düzlüğe çıkaracaklar, bütün geleneksel değerlerimizi alaya ve hafife alan Türkler değil... Size Kürt medyasından bir haber aktarayım: Biz Türkçemizi böler ve TRT TV kanallarında Kürtçe yayın yapmanın Kürtçe anadilinde eğitimi üniversitede öğretmenin çarelerini “AB kriterlerinin ve insan haklarının gereği” ararken Kürtçüler tek lehçe kırmançoyu öğretmek kampanyasını Türklere de transfer ettiler: Stockholm’den başlayarak Türkler için özel Kürtçe kurslar açmışlar. Eski tüfek komünist Mihri ve Sevim Belli, Mehmet Yücel ve bazı liboşlar hemen bu kurslara yazılmışlar. Yazılmakla da kalmıyarak Kürtçenin ne kadar engin ve zengin bir dil olduğu methiyesini yapmış, hatta İngilizce ve Fransızca önce, okullarımızda, bütün öğrencilere seçmeli mi olur, zorunlu mu olur, Kürtçe öğretilmesini istiyorlar; çok uluslu çok dilli yeni devletin gereği diye!. Doğrusu benim Kürtçe öğrenmeye niyetim de yok, vaktim de yok... Amma öğrenmemekle büyük bir kültür ve edebiyat hazinesinden mahrum olacağımın da bilinci içindeyim...
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 110383
    % 0.96
  • 3.8526
    % -0.29
  • 4.5413
    % -0.19
  • 5.1468
    % 0.06
  • 155.726
    % -0.11
 
 
 
 
 
KAPAT