BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kapanmayan yara

Kapanmayan yara

Burçin şaşılacak kadar güzel bir yüze, yanakları gamzeleyen sıpsıcak gülücüklere sahipti. Ayrıca çehresi gibi zengin, renkli, göz aldatıcı bir masumiyeti vardı. Açık mavi kapıp almaca gözleri, insanla içten içe alay eder gibi süzülüyordu. Pırıl pırıl zekâ ışınları saçıyordu bu gözler...



Emel hanım konuşurken, Mete dalmış, kolunu Burçin’in koluna çarpmıştı. Solak olduğu için bazen unutuyor, kaşığı sol eline alıyordu. Burçin’in koluna değince kaşığı hemen sağ eline aldı. Bu arada Burçin’e baktı. Mete bakınca Burçin de bakmıştı. Birbirlerine yine gülümsediler. Burçin şaşılacak kadar güzel bir yüze, yanakları gamzeleyen sıpsıcak gülücüklere sahipti. Ayrıca çehresi gibi zengin, renkli, göz aldatıcı bir masumiyeti vardı. Açık mavi kapıp almaca gözleri, insanla içten içe alay eder gibi süzülüyordu. Pırıl pırıl zekâ ışınları saçıyordu bu gözler. Burçin ile Mete arada bir birbirlerine gözlerinin kuyruğu ile bakar, sofrada tatlı bir muhabbet sürerken rüzgâr hafif esiyor, yerdeki yaprak gölgeleri oynuyordu. Ay ve beyaz lâmba ışıkları bahçeyi kar örtülmüş gibi aydınlatmıştı. Gökyüzü koyu lacivert rengiyle parlak bir atlas gibiydi. Zaman zaman Coşkun Bey’in şen kahkahaları bahçeyi çınlatıyordu. Civardaki evlerin ışıkları göz alıcıydı. Deniz kokusu, çiçek kokusuyla karışıyor, sofradakileri kendinden geçiriyordu. -Akşamları buraya doyum olmuyor, dedi Coşkun Bey. Gökyüzünü gösterdi. Mehtap ne güzel değil mi?.. Emel hanım da yıldızlara baktı. Ne çok yıldız vardı bu gece. Binlerce yıldız renk renk yanıp sönüyordu. Coşkun Bey’e güldü. -Zannederim mehtap, senin empresyonabiliteni artırıyor. -Gerçekten, dedi Coşkun Bey. Şu çiçekler, şu deniz kokusu, şu havuzun suyu bana yaşama azmi veriyor. -Dünyaya bu gözle bakmak, güzellikleri keşfetmek çok güzel. Az sonra yemek bitince, masadan kalktılar. Mete bahçenin bir köşesini kaplayan ağaçların arasına doğru gitti. Hizmetçi masayı topluyordu. Coşkun Bey, Sevgi ve Emel hanım sandalyelerini alarak havuzun kenarına oturdular. Şermin annesinin kucağındaydı. Banu ve Burçin eve doğru yürüdüler. Pencerenin altında bulunan sandalyelere oturacaklardı. Mete bir ağaca sırtını dayamış, düşünüyordu. Emel teyzelerin gelmesi onun hayatında bir yenilikti. Mete ilk başlarda Emel hanımla konuşurken, daha sonra kenarda kalmıştı. Babası ve annesi Emel hanımla konuşurlarken Mete daha çok dinlemişti. İnsanlardan çekingenliğini, hayata küser hâlini anlayamıyordu. “Niçin başkaları gibi olamıyorum, niçin sessizliği tercih ediyorum” diye düşünüyordu hep. Artık değişmeli, hayatın anlamını kavramalıydı. İnsanlardan ve hayattan sıkılıyordu. Mete ağacın altında otururken, Banu ile Burçin pencerenin altında konuşuyorlardı. İki genç kız çabuk kaynaşmışlardı. Burçin lise son sınıfı yeni bitirdiğini söylediğinde, Banu, Mete’nin iki sene önce okulu bitirdiğini söyledi. -Üniversite imtihanlarına girmiyor mu?. diye sordu Burçin. -İki yıl girdi ama kazanamadı. Daha sonra ise girmedi. Okumak istemediğini söylüyor. Okullarda anarşik hâdiseler çok olduğu için babam da istemiyor okumasını. -Peki ne yapıyor, hiç canı sıkılmıyor mu?.. -Arasıra babamın fabrikasına gidiyor. Daha çok evde kalıyor, bol bol kitap okuyor. Fazla da arkadaşı yok zaten. -Mete biraz çekingen galiba?.. Çok sessiz bir çocuk. -Evet, maalesef öyle. Şayet arkadaşları olsaydı biraz açılabilirdi belki. Bu durumu beni üzüyor. Burçin biraz düşündü. Sonra Banu’ya döndü. -Banu, benim bu konuda faydam olabilir belki. Banu ilgiyle baktı Burçin’e. -Nasıl?.. diye sordu. -Onunla arkadaş olayım. Belki değiştirebilir, sıkılganlıktan kurtarabilirim onu. Banu duyduklarına inanamadı. -Çok sağol Burçin, çok iyisin. Mete ile arkadaş olur, onu biraz değiştirirsen çok memnun olurum. Değişmese bile yalnızlıktan kurtulmuş olur. Senin gibi çok güzel bir kızla arkadaş olmak Mete için erişilmez bir mutluluk olacaktır. > DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109156
    % 1.14
  • 3.8206
    % -0.38
  • 4.5076
    % 0.05
  • 5.1028
    % -0.67
  • 153.399
    % -0.43
 
 
 
 
 
KAPAT