BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kapanmayan yara

Kapanmayan yara

Burçin, Mete’yi fazla sıkmamak için ağaçlara, havuzun başında oturanlara bakıyordu. Mete’nin rahatlamasına yetiyordu bu davranışları. Mete, karşısındakinin bu ince düşüncesini anlıyor ve minnet duyuyordu. Kendisine hiç bu şekilde yaklaşan, birisi olmamıştı hayatında...



Burçin ayağa kalktı. -Deneyelim bakalım. Belki bir faydam olur. -Şimdi Mete’nin yanına mı gidiyorsun?.. -Evet, sıcağı sıcağına bu işe hemen başlamalıyım. -Harika bir kızsın Burçin! Sana nasıl teşekkür edeceğimi bilemiyorum. Burçin gülümseyerek elini salladı. -Daha ortada bir şey yok. Bana şans dile. Mete’nin olduğu tarafa yürüdü... Mete az daha oturup kalkmak istiyordu... Misafirlerin olduğu bu akşam, yüreğindeki sıkıntıları unutmalıydı. Emel teyzesiyle, babasının sohbetine katılmalıydı. Tatlı sohbetleri ta buradan duyuluyordu. Kalkmak üzereyken arkasında kuru otların çıtırdadığını duydu. Şermin’in geldiğini düşünerek arkasına bakmadı. Az sonra karşısına Burçin gelince gözlerine inanamadı. Mavi gözler karanlıkta bile insanı etkiliyordu. Mete bir mutluluk hissediyordu. İç dünyasının soğuk iklimini birden ısıtan bir güneş doğmuştu yüreğine...Kalbindeki golftstrimler bölgesinde esrarlı bir çözülme olmuştu. Yine de garip bir korkuya kapılmıştı. -Merhaba Mete... Yutkunarak cevap verdi. -Merhaba Burçin. -Umarım rahatsız etmiyorumdur seni. -Rica ederim Burçin. -Öyle bir dalmışsınız ki... Neler düşünüyorsunuz öyle?.. Burçin’in sesi o kadar ahenkli ve sarsıcıydı ki, Mete sanki kendinden geçiyordu. -Pek bir şey düşündüğüm yok. Mehtap çok güzel, onu seyrediyordum. Burçin ağaçların arasında görünen gökyüzüne baktı. -Evet, mehtap gerçekten çok etkileyici. Sakıncası yoksa beraber seyredebilir miyiz?.. Mete bir an rüya gördüğünü sandı. Bu gördüğü, duyduğu gerçek olamazdı. Kolunu çimdikledi, hayır rüya değildi. -Tabiî Burçin, dedi. Sen nasıl istersen. -Teşekkür ederim. Burçin, Mete’nin karşısına oturdu. Mete parmaklarının ucundan, saçlarının tellerine varıncaya kadar bütün varlığında dolaşan, acayip hazlı bir akımın etkisi altındaydı. Burçin: -Hava pek nefis bugün, diye konuştu. -Evet, dedi Mete. Yazın güzel günleri bu günler. Burçin, Mete’yi fazla sıkmamak için ağaçlara, havuzun başında oturanlara bakıyordu. Mete’nin rahatlamasına yetiyordu bu davranışları. Mete, karşısındakinin bu ince düşüncesini anlıyor ve minnet duyuyordu. Kendisine hiç bu şekilde yaklaşan, rahatlatan birisi olmamıştı hayatında. -Bahçeniz de bir harika. Çiçekleriniz akşam karanlığında bile insanın gözünü alıyor. -Babam çiçekler konusunda çok hassastır. İnsanlardan daha çok sever çiçekleri. -Ne güzel. Mete’nin aklına birden bir soru takıldı. Bu kız durup dururken niçin kendisiyle bu kadar alâkadar oluyordu. Acaba kendisine acıyor muydu, acaba gizliden gizliye kendisiyle alay mı ediyordu?.. Yoksa gerçekten samimî bir yakınlık mı gösteriyordu?.. -Burçin... Bahçeye bakan kız toparlandı. Gözlerinin önüne düşen saçlarını iki eliyle yana topladı. -Evet Mete, dedi. Mete tereddütle ve sıkılarak konuştu. -Bir şey sormak istiyorum. Burçin merakla baktı Mete’ye. -Ne soracaksın, merak ettim. -Sen... Benimle niçin bu kadar ilgileniyorsun?.. Mavi gözlerdeki ışıklar daha da parladı. -Peki sen niçin bu soruyu soruyorsun?.. Mete bocaladı. -Çok şaşırdım da... Burçin araştırıcı ve inceleyici bir şekilde bakıyordu Mete’ye. Yalancıktan kırgınlaşan sesiyle konuştu. -Seninle akrabayız Mete. Ama ilgilenmemi istemiyorsan, bundan rahatsız olacaksan seninle arkadaş olmam. -Hayır, beni yanlış anlama!.. diye atıldı Mete telâşla. Benimle ilgilenmenden memnun olurum. Fakat bugüne kadar benimle ablamdan başka hiç kimse senin gibi ilgilenmemişti. Alışkın değilim yani, bu yüzden şaşkınım. > DevamI yarIn
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT