BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bundan sonrası...

Bundan sonrası...

Seçim sonuçlarının analizi detaylı olarak yapılmaya başlandı. Herkes, beklenen ve beklenmeyen sonuçları analiz edip duruyor.



Seçim sonuçlarının analizi detaylı olarak yapılmaya başlandı. Herkes, beklenen ve beklenmeyen sonuçları analiz edip duruyor. Bir taraftan da, hükümet modellerini empoze ediyor. Değişik metotlarla beyin yıkama operasyonlarını sürdürüyor. Şüphesiz, seçimler sırasında, fevkalade aktif davranan, açık açık tavır koyan medya, bugünlerde de başrolde rol almaktadır. Özellikle, partileri başarılı olmayan genel başkanlara karşı yoğun bir kampanya yürütmekte, (pek de hoş olmayan) ağır tabirler kullanmaktadırlar. Genel başkanların gidip gitmeyeceğini zaman gösterecektir. Ancak, bunun prosedürü bellidir. Kararı verecek olan parti kongreleridir. Parti delegeleridir. Bu açıdan, dozu fazla kaçan saldırıların hiçbir yararı olmaz. Aksine, tabanı genel başkanın çevresinde kilitler. Tabii bir savunma hattı doğurur. Kaldı ki, tek çare, genel başkanların gidişi midir? Gerçek demokratik ortamın sağlanması mı? Bugünkü merkeziyetçi sistem devam ettikçe, her konuda bürokratik oligarşinin sözü geçtikçe, neyi değiştirebiliriz? Bu açıdan önce seçilenleri etkili ve yetkili konuma getirmemiz şart olmaktadır. Bakınız, Anayasa Mahkemesi Başkanımız bile, mevcut durumu, ne kadar sağlıklı ve net bir şekilde analiz etmektedir. Demokrasinin olması için, önce hukuki çerçevenin sağlanması gerekmektedir. Yine, ekonomide liberalizm olacaksa, hukukta ve siyasette liberal sistem egemen olmalıdır. Bugünkü mevzuat ile, ne özelleştirme yapabilirsiniz, ne de halkı etkili konuma getirebilirsiniz. (CMUK sayesinde hırsız ve uğursuzlara da bir şey yapamazsınız. Devlet açık açık soyulur. Rüşvet, çıkar dağıtımı, olağan hale gelir.) Vergi mevzuatında değişiklik oldu da, ne oldu? En kısa sürede kevgire dönen uygulama ile, yük yine esnafa, küçük ve orta ölçekli işletmelere bindirildi. Bir sürü bürokratik formalite getirildi. Önce, sistemi tartışmamız gerekmektedir. Türkiye’de, gerçek demokrasinin olup olmadığını analiz etmemiz şart olmaktadır. Başkanlık sistemini, seçim mevzuatını, partiler kanununu, iki turlu ve dar bölge sistemini gündeme getirmemiz icap etmektedir. Devlet bankaları, özelleşmeden, KİT kamburu gitmeden, sosyal güvenlik kurumları bataklığı kurutulmadan, neyi değiştirebilirsiniz? Aksine, ilk üç ayın bütçe açığı 2,5 katrilyon olur. Hiçbir yatırım yapılamaz. Bütçeniz, ancak borç faizlerini karşılayabilir duruma düşer. Hangi koalisyon mükemmel icraatlar yapabilir? Anayasa ve gerekli kanunlar değişmeden, özelleştirme tam anlamı ile bitirilmeden ve en önemlisi Türk halkının beyin reformu gerçekleştirilmeden, hiçbir formülün anlamı yoktur. Hepsi başarısızılığa mahkûmdur. Türkiye’de, Atatürk gibi, Özal gibi radikal değişiklikler yapacak bir lidere ihtiyaç vardır. Popülist politikalara yüz vermeyen, halka gerçekleri anlatan, taviz vermeyen, rahat yaşamanın çok çalışmaktan geçtiğini ifade eden, artık Devleti ve KİT’leri soyma ve sömürme döneminin kapandığını söylemeye cesaret eden bir lidere gerek duyulmaktadır. Bu lider, pervasız olmalıdır. Cesur olmalıdır. Rey kaygısı duymamalıdır. Taviz vermemelidir. Herkese, “çalışmayı, çok çalışmayı, hep birlikte çalışmayı” öğretmelidir. Gerçek anlamda demokrat olmalı, “fikir, vicdan, ifade ve teşebbüs hürriyetlerini” temel hedef almalıdır. Elbette, partilerin bir araya gelmesi politik istikrarı doğuracaktır. Özellikle, Ana-Yol bu birleşmeye giden yolun, en önemli köşe taşı olacaktır. Tek yumurta ikizi gibi olan bu iki partinin bir araya gelmesi; güçlenmenin, huzura ve istikrara gidişin başlangıcını teşkil edecektir. Bu arada, halkımıza, özellikle gençlerimize, bir ideal, bir hedef verilmesi gerekmektedir. Geniş ufuk çizilmeli, karamsar hava dağıtılmalı, kendimize olan güven tazelenmeli, mevcut potansiyelimiz gündeme getirilmelidir. İlim adamları, strateji uzmanları, sosyologlar lütfen görev başına.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT