BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bu yanlış uygulama bir an önce düzeltilsin!

Bu yanlış uygulama bir an önce düzeltilsin!

Maliye Bakanlığı’nın dikkatine; Bizler 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabi olarak çalışan memurlarız. Belirttiğim kanunda yapılan değişiklikle, yüksek öğrenimini tamamlayan devlet memurlarının tamamı 01.01.2002 tarihinden geçerli olmak üzere, 1. derecenin 4. kademesine kadar ilerleyebileceği hükmü getirilmiştir.



Maliye Bakanlığı’nın dikkatine; Bizler 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabi olarak çalışan memurlarız. Belirttiğim kanunda yapılan değişiklikle, yüksek öğrenimini tamamlayan devlet memurlarının tamamı 01.01.2002 tarihinden geçerli olmak üzere, 1. derecenin 4. kademesine kadar ilerleyebileceği hükmü getirilmiştir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na eklenen geçici 33. Maddede “67. madde uyarınca diğer şartları taşımakla birlikte üst derecelerde kadro olmadığı için derece yükselmesi yapamamış olan memurlardan öğrenim durumları ve bulundukları derece ve kademelerdeki çalışma süreleri itibariyle, birden fazla üst derecelere yükselebilecek durumda olanların kazanılmış hak aylıkları 01.01.2002 tarihinden itibaren kademe ilerlemelerine müstahak oldukları tarih itibariyle ve her yıl azami 1 derece uygulamak sureti ile yükseltilebilir” denilmektedir. Maliye Bakanlığı, kurumlara gönderdiği tebliğle, yapılan değişikliğin nasıl uygulanacağını izah etmiş, ancak uygulamada ciddi yanlışlıklar ortaya çıkmaktadır. Mesela; yüksek öğrenimini tamamlamış 2. derecenin 3. kademesinde 1 yıllık hizmetini tamamlayan ve normal terfi ayı 1. ay olan bir memur 01.01.2002 tarihinden itibaren 1. dereceye yükseltilmekte iken, diğer yandan yine yüksek öğrenimini tamamlamış 2. derecenin 6. kademesinde birkaç yıl beklemekte ve normal terfi ayı 12. ay olan memura “senin terfi ayın 12 aydır, 12. aydan itibaren bu dereceye yükseleceksin” denilmektedir. Yani, aynı kurumda çalışan ve kıdem ve derece itibariyle 3-5 yıl önde olan bir memur, kendisinden 3-5 yıl geride olan bir memurun, yaklaşık 1 yıl gerisine düşmektedir. Bu durumda, memurlar arasında bir ikilik ortaya çıkmaktadır.Bu yanlış uygulamanın bir an önce düzeltilmesini ve kıdemli memurlar açısından ortaya çıkan mağduriyetin giderilmesini istiyoruz. > (Mağdur Memurlar adına) Halil Yıldırım Orada bir köy var uzakta Her sabah kuzu sesleriyle uyanırım Horoz ötüşleri, buzağı çanlarıyla kalkarım. Çocuk cıvıltıları, ağaç hışırtılarını duyarım, Altın sarısı güneşe, derin derin dalarım... O tertemiz havayı doya doya koklarım Mis kokulu ağaçlara umut dolu bakarım. Rengarenk çiçekleri tek tek tutar öperim Canlı balıkları elime alır severim... ..... Tazecik ayranın tadını unutamazsın Buhar çıkan sütten ayrılamazsın Meyve-sebzeden hiç vazgeçemezsin Bunlar var iken et bile istemezsin ..... Çayırlarda otlayarak oynar kuzular Hoplar zıplar, atlar buzağılar Sevinç kaynağıdır onlar, oyuna çağırırlar “Üzülme öyle” der gibi, sana da bağırırlar... > Gülderen Lülü Babadağ / DENİZLİ Fedakârane çalışmaları da görmek lâzım Demirköy Merkez Sağlık Ocağı ile ilgili şikayet mektubunu okudum. Ben Demirköy’de yaşayan bir esnafım. Sağlık ocağına sık giden, personel çalışmalarını yakından tanıyan, sağlık ocağının görevinin sadece tedavi hizmeti olmadığını bilen, ocağın imkanlarını ve problemlerini anlayan bir bireyim. Sağlık ocağımız yaklaşık 1 aydır sadece bir hekim ve yetersiz sayıdaki yardımcı sağlık personeli ile Demirköy İlçe Mekrezi ve 16 köyüne 24 saat hizmet vermektedir. Bunca kısıtlı imkanlara rağmen böyle fedakarca çalışan bu insanlarımızın o eleştirileri haketmedikleri kanaatindeyim. > Sinan Arın - DEMİRKÖY Daha sıkı bir takip yapılamaz mı? Piyalepaşa Camii’nin bahçesindeki aşevinde ihtiyacı olanlara yemek verilmektedir. Ama durumu iyi olan bazı uyanık kişilerin de haksız olarak bundan istifade ettiklerini görmekteyiz. Daha sıkı bir takip yapılamaz mı? > Hüseyin Kara - İSTANBUL Orman için yeni bir düzenleme yapın! Orman Bakanlığı’na; Ben, Bartın ili Ulus ilçesine bağlı Kumluca beldesindenim, halen Zonguldak’ta ikamet etmekteyim. Beldemiz heyelan mıntıkasıdır. Göç vermemiz ve arazilerimizin tarıma elverişsiz olması sebebiyle, yıllar önce ekilen tarlalar şimdi boş vaziyettedir. Son zamanlarda yaptığım gözlemlerde, buralarda kendiliğinden çok sayıda çam, köknar fidanının yetiştiğini gördüm. Fakat vatandaşlar “tarlam ormana kalacak” endişesiyle bu fidanları sökerek veya keserek tahrip etmektedir. Sanırım Karadeniz’in birçok yerinde durum aynıdır. Yetkililerden istirhamımız; yeni bir düzenleme yapılsa, vatandaş da tarlasında yetişen veya dikip yetiştirdiği her türlü ağaçtan yararlanabilseler; (kavakta olduğu gibi). Hem vatandaş yeni bir gelir kaynağı bulur, hem de kaçak kesim önlenmiş olur. Ağaç sanayii de gelişir. Fazla kesimi önlemek için de, kesimlerin orman memuru gözetiminde yapılması, yılda bir tarladan %10’dan fazla kesim yapılmaması gibi başka düzenlemeler de yapılabilir. Bunun yanında bazı dağ köylerimizde 5-6 hanelik yerler var. Buralarda halen orman yağmalanıp arazi kazanılmaktadır. Devletimiz bu gibi köyleri merkezi yerlere alıp, konut ve yer gösterse, birlik ve dayanışma içerisinde yepyeni orman alanları oluşur. Devletimiz masraflı olan ağaç dikimi ve bakımı külfetinden bir nebze de olsa kurtulmuş olur. > Mustafa Aydoğan ZONGULDAK Öğrenci bürosu böyle mi çalışır? Marmara Üniversitesi Rektörlüğü’ne; Ben Marmara Üniversitesi’nde okuyan bir öğrenciyim. Üniversitemizin 30 bin öğrencisi bulunmaktadır. Çoğu işler de merkezdeki Öğrenci Bürosu’nda yapılmaktadır.Bu büroda bizim işimizle sadece 1 memur ilgilenmekte, sabah 10-12, öğleden sonra da 14-15 saatleri arasında olmak üzere günde 3 saat bize ayrılmaktadır. Bu yüzden, öğrenci belgesi bile 3 günden sonra ancak verilebilmektedir. Böyle bir durum üniversitemize yakışır mı? > İsmi mahfuz - İSTANBUL
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT