BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bizans İstanbul’u semineri ve gerçekler (3)

Bizans İstanbul’u semineri ve gerçekler (3)

20 Nisan 1994’te Avrupa Parlamentosu’nda konuşan Patrik’e, devlet başkanı ve ekümenik muamelesi yapılmıştır.



20 Nisan 1994’te Avrupa Parlamentosu’nda konuşan Patrik’e, devlet başkanı ve ekümenik muamelesi yapılmıştır. ABD Başkanı Clinton, patrikhane ile ilgili isteklerini eski Başbakan Tansu Çiller’e yazdığı mektupta açıkça ifade etmiştir. 1950 başlarında ABD ve Batı, rahmetli Adnan Menderes’e İstanbul’un Hong Kong, Beyrut statüsünde uluslararası şehir ya da otonom yönetim teklif ettiler. Batının niyetlerini anlayan Menderes, İstanbul’a göçü gizlice teşvik etti ve Batının isteklerini reddettiği için bunu hayatıyla (başka maksatlar adı altında) ödedi. CIA raporlarında İstanbul için federasyon teklifi yapılmaktadır. 1960’tan sonra Surlar içinde İstanbul’da, Hıristiyan kültür dokusu ortaya çıkarıldı. Perşembe Pazarı’nda, Bizans öncesi bir duvar, restorasyonu yapılarak ve parası İstanbul Belediyesi’ne ödetilerek ayakta tutulurken, Osmanlı’dan kalma eserler ve bilhassa her biri sanat şaheseri olan mezar taşları ve mezarlar yok edilerek, Osmanlı mührü süratle silinmektedir. Mezar taşları kireç ocaklarında yakılıyor ya da yurt dışına kaçırılıyor. Surlar içinde Sultanahmet ve Süleymaniye’deki tarihi evler, çürümeğe terk edilmiştir. Minik bir levha ile koruma altında olduğu ifade edilen binalar yangın, çökme, yıkım ve bakımsızlıkla kasten imha edilerek, Bizans’a hazırlık yapılıyor. Osmanlı’nın neslinden gelen ama Hıristiyan Batı potasında kimliğinden koparılmış bir kısım mimarlar Bizans’ın Sultanahmet Meydanı’nda olduğu sanılan hipodromunun açığa çıkarılması için Sultanahmet Camii dahil, bütün Osmanlı eserlerinin yıkılmasını teklif edebiliyor! Bu derece mi dejenere olduk? Ayasofya İstanbul’un Fethi’nin sembolüdür. Ayasofya İstanbul’un ilk camii ve ilk cuma namazının kılındığı yerdir. Ayasofya, Yavuz Sultan Selim Han’a Osmanlı ve Mısır ulemasının huzurunda ve eski halife tarafından Hilafet Hırkasının giydirildiği ve hilafetin Osmanlı’ya devredildiği mukaddes mekandır. Batının isteği üzere Ayasofya’ya kilise görünümü vermek için et rengine (sözde gül kurusu) boyanmıştır. Atina Üniversitesi Rektörü Statopulos, patrikhanenin yeniden tamiri sebebiyle açılış merasimine geldiğinde şu sözleri söylemiştir:”Elbette ilk önce Ayasofya’yı ziyaret ederim. Çünkü burası bizce patrikhaneden çok daha önemlidir. Ayasofya sizin için müze olabilir. Ama biz Yunanlılar için daima kilise olarak kalacaktır.” Hayır, Ayasofya bizim için müze değil, camidir. 1071’den bu yana Türklerin “Kızıl Elması”dır. Ey Tanzimattan bu yana Batı Afyonu ile asırlık uykuya dalan Türk Milleti, uyan artık! Sen bu ülkenin sahibisin. Misafir, turist ya da kiracı değilsin. İstanbul, Anadolu elden gidiyor. Sen halen dünyanın, malın, paranın, eğlencenin peşindesin. (İstisnalar bu sözlerimin dışındadır) Balkanlarda ve daha nice yerlerdeki katliamın hedefi sensin. Bu ileri karakollar düştüğü an, sıra İstanbul ve Anadolu’ya gelecektir. İstanbul ve Anadolu’da Batı’nın yaptıracağı katliam yanında, Gorazde, Bosna, Çeçenistan, Dağlık Karadağ ve Kosova (asrın katliamı) çok ehven kalacaktır. Mümkün olsa da gafilleri uyandırsam! Bosnalılar, Kosovalılar ve Çeçenler ancak dehşetli bir felaketle uyandılar. Ama her yer mezarlık oldu. Bu gaflet devam ederse çok büyük felaketler aniden gelebilir. Önce uyan. Sonra tövbe et. Aslına dön. (Milli ve manevi değerlerine sahip ol.) Doğu Roma İmparatorluğu zaman zaman Latince veya eski Yunanca’yı resmi dil olarak kullanmıştır. Ama Bizans dilinden başka hiçbir şeyi Yunanlı (Grek) olmayan Doğu Roma’dır.” 19. Asra kadar Bizans kelimesi geçmezdi. Fanatik Fransız tarihçiler 19. Asrın başından sonra kasten Bizans, Grek diye adlandırarak Yunanlılara tarihi şuur verebilmek için gerçekleri tahrif etmişlerdir. İngiliz tarihçi Steven Runcimun, Doğu Roma’nın Greklerle (Yunanistan’ın) tarihi hiçbir bağı olmadığını belgelerle ispat etmektedir. 15. Asırda Fener Rum Patriki Georges Schololarios Genadios’un tarihe geçen şu sözü meşhurdur:”Her ne kadar dilce Yunan isem de, bu demek değildir ki ben Yunan olayım. Çünkü Helenlerle aynı inançlara sahip değilim. Adımı dinimden almayı tercih ederim. Eğer biri bana ne olduğumu sorarsa, Hıristiyanım, her ne kadar babam Taselya’da oturuyorsa da ben Doğu Romalıyım.” ABD ve Kanada’nın İngilizce, Güney Amerika ülkelerinin İspanyolca, Afrika’da birçok ülkenin de İngilizce ve Fransızca’yı resmi dil olarak kabul etmesi, bu ülkelerin bu milletlerden geldiğini asla ifade etmez. Charles Seignobos, “Medeniyet Tarihi” eserinin 441. sayfasında: “Ortaçağ’da büsbütün yok olan Grek (Yunan) milleti, Osmanlı devrinde Avrupa ülkelerinin teşviki ve Ortodoks kilisesinin devamlı telkini ile Yunanistan’da yaşayan Slav, Arnavutlar ve (Ortodoks olmuş İskit, Avar, Aka, Dor, Hun, Peçenek, Hazer, Tatar, Bulgar ve Türkmen) Türkleri Yunanlaştırdılar ve Osmanlı’ya karşı kullanılmak üzere Grekçe konuşan suni bir millet meydana getirildi...” denmektedir.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT