BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hüsnü Doğan

Hüsnü Doğan

Hemen her önüne gelenin siyasi parti kurduğu bu keşmekeş ortamında; bir siyasi parti de, merhum Özal’ın beyin takımından Hüsnü Doğan tarafından kuruluyor.



Hemen her önüne gelenin siyasi parti kurduğu bu keşmekeş ortamında; bir siyasi parti de, merhum Özal’ın beyin takımından Hüsnü Doğan tarafından kuruluyor. Hüsnü Doğan daha partileşme sürecinde, bir iddia ve istekle kamuoyunun önüne çıktı ve tıpkı merhum Özal gibi Türkiye’nin meselelerine iktisatçı-mühendis kafasıyla eğildi. Dikkat ederseniz, şimdiye kadar ülkemiz ne çektiyse; günü birlik politikalar güden, ülkemizin ve insanımızın yarınları ile dertlenmeyen idare-i maslahatçı politikacılar yüzünden çekti. Bunların en iyi becerdikleri iş demagoji yapmaktır. Sağda ve solda bu tiplerin yığınla örneğine şahit olduk. Bu tipler, gerçekte gözbağcı olacaklardı ama, yanlışlıkla politikacı olmuşlardır! Halkı iyi tanırlar ve halkın nabzına göre şerbet vermeyi iyi becerirler. Milletin önüne koyacakları hiçbir projeleri yoktur; işi, hamaset edebiyatı ile götürürler. Bu halin yegane istisnası merhum Özal’dı. Hüsnü Doğan da Özal ekolünden, aynı çizgide hareket ediyor; meselelere bakışı, yaklaşımı, hal ve çözüm çareleri tıpkı Özal gibi. Özal, ‘Yetim Hüsnü’ diye tarif ettiği Hüsnü Doğan’ı aileden saymış; partisinin kuruluşunda ve iktidarı dönemlerinde ona önemli görevler vermiştir. Yine onun döneminde 7 seneyi aşkın müddetle bakanlık görevlerinde bulunmuştur. Türkiye’nin 1983 şartlarından daha zor bir dönemden geçtiğini belirten Hüsnü Doğan; mevcut siyasi partilerin hiç birisinin Türkiye’nin ve Türk insanının ihtiyaçlarına cevap veremediklerini gördüklerini ve bu yüzden, Özal’ın vefatıyla birlikte bırakmış olduğu siyasete yeniden döndüklerinin altını çiziyor. Hüsnü Doğan; Türkiye’nin ihtiyacı kuvvetli partiler ve güçlü kadrolardır diyor ve bunun gerçekleşmesi için de iki turlu seçimi öneriyor. Bu görüşe aynen katılıyoruz. Çünkü; koalisyonların bu ülkeye verebilecekleri bir şey olmadığını yakinen ve yaşayarak biliyoruz. Koalisyon iktidarları; ülke olarak alt yapıları bitmiş, teknolojik olarak dünya ile rekabet edebilecek bir güce erişmiş ve demokrasileri yerleşip oturmuş toplumlarda başarılı olabilir. Bizim gibi; bütün bu hususlarda daha işin ‘alfa-be’sinde bulunan toplumlarda koalisyon; aç-biilaç adama pasta yedirmekten öte bir mana taşımaz! Zira, bu toplumun dönüşüme ihtiyacı var; bunu da ancak güçlü ve tek parti iktidarları sağlayabilir. Koalisyon partileri, bir araya gelerek Meclis’ten güven alıyorlar ama, gerçekte millet onların hiç birisine tam manası ile güvenmemiş ve iktidara getirmemiştir. Nitekim, bugün ve daha evvelki koalisyon dönemlerinde hep güven bunalımı yaşanmıştır. Kendi insanımız ve kendi paramız bu ülke yönetimine (koalisyon idaresine) güvenmiyor ki, yurt dışına kaçıyor! Koalisyon hükümeti istediği kadar yabancı sermayeyi davet etsin; onlara cazip şartlar hazırlasın, netice itibariyle avucunu yalar! Bakınız; bu hususta, rejimini beğenmediğimiz İran’ın bile arkasına düşmüşüz! Hüsnü Doğan; ekonomi, dürüst yönetim ve demokratikleşme diyerek yola çıkıyor. Yolu açık olsun!
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT