BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Siyah ışıklar

Siyah ışıklar

Polonyalı yazar Bruno Schulz’un desenleri ve illüstrasyonlarından oluşan “Siyah Güneş” başlıklı sergisi, gerçekle hayal arasında kalmış insanların trajedisini yansıtıyor.



Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık, ülkemizde yazar olarak tanınmasına önayak olduğu Bruno Schulz’u, şimdi de ressam kimliğiyle sunuyor. Schulz’un eserleri, aralarında Paris, Nancy, Londra, Düsseldorf, Kudüs, Trieste ve Cenova müzesi gibi önemli kültür merkezlerini de dolaştıktan sonra Yapı Kredi Kültür Merkezi Kazım Taşkent Sanat Galerisi’ne konuk oluyor. Varşova Adam Mickiewiccz Edebiyat Müzesi’nde bulunan kolesiyonundan derlenen çalışmaların yer aldığı bu ilginç sergide Schulz’un 71 parça desen ve resminin yanısıra bir de yağlıboya tablosu bulunuyor. Yarım eserler Yirminci yüzyılın ilk yarısında, Polonya, Dünya edebiyat ve sanatına üç büyük modernin imzasıyla mührünü vurdu: Witkiewicz, Gombrowicz ve Bruno Schulz. Avrupa tarihinin trajik sayfaları arasında, Gombrowicz Arjantin’e sürgün gitti, Witkiewicz intihar etti, Bruno Schulz ise, naziler tarafından sokak ortasında vurularak öldürüldü. Bu üçlünün eserleri pek çok dile çevrildi ve yüz binlerce okura kavuştu. Sanatçı, hayatı ve eserleriyle, üçlünün belki de en sıradışı, en şanssız, en dışta kalan, dışta bırakılan figürü. Yazmaya geç başlamış, az yazmış, genç yaşta ölmüş olması eserlerinin yarıda kalmasına, ancak yıllar sonra keşfedilmesine sebep olmuş. Bruno Schulz’un bütün hikâyeleri dilimize aktarılmış ve yayımlanan kitap geniş yankı uyandırmıştı. Tıpkı Witkiewicz gibi, Schulz, yazarlığı kadar ressamlığı ile de ilgi uyandırmış çok yönlü bir sanatçı. Onun güçlü desenlerinde, karmaşık iç dünyasıyla içinde yaşadığı dönemin izlerini bulmak mümkün. (0 212 252 47 00) Farklı bir ‘İlkbahar’ Bu, bütün ilkbaharlardan çok daha gerçek, çok daha başdöndürücü ve parlak olan bir ilkbaharın öyküsüdür; konusunu ciddiye alan bir ilkbaharın öyküsü; heyecan verici bir metindir bu konu; mühür mumunun, takvimlerin parlak kırmızısıyla, boya kalemlerinin ve coşkunun kırmızısıyla, uzaklardan gelen mutlu telgrafların moruyla yazılmıştır... (...) Daha sonra, bu aşırılıklar, doruğa çıkmalar ve kendinden geçişler, çiçek açmaya, serin yaprakların bereketine, geceleri heyecanlı ilkbahar bahçelerine dönüşür ve yaprakların hışırtısında erir. İlkbaharlar böylece verdikleri söze ihanet etmiş olurlar; çiçeklenen parkların soluk soluğa fısıltısına dalan her ilkbahar, verdiği sözleri unutur, ahdinin yapraklarını birer birer döker. Ama sözü edilen o ilkbaharın dayanacak, sözünü ve ilişkisini tutacak cesareti vardı. Birçok başarısız girişimden sonra sürekli bir biçim almayı başardı ve her yeri saran, mutlak ilkbahar olarak dünyayı kapladı. (İlkbahar, Tarçın Dükkânları, s. 134) Kavşak noktası Çizimlerimin kökleri, bir mitolojik sisin içinde gözden yitiyorlar. Çevrenin ilgisini uyandıran eciş bücüş karalamalarımla bütün o kâğıtları ve de gazete kenarlarını keşfettiğimde, henüz konuşamıyordum bile. Bu çizdiklerim en baştan beri yalnızca atlı arabalardı. At arabasıyla yolculuk, saygınlık ve saklı gizli sembollerle dolu bir işmiş gibi görünüyordu gözüme. 6-7 yaşlarımdaki çizimlerimde açık tentesi, ışıl ışıl fenerleriyle bir gece ormanından dışarıya çıkmakta olan o at arabasının resmi sürekli tekrar edip dururdu. Bu resim, hayal dünyamın ana sermayesidir; derinlere uzayıp giden birçok (...) dizilerinin kavşak noktasıdır. (Schulz’un, Witkiewicz’e yazdığı 1934 tarihli mektuptan)
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109572
    % -0.09
  • 3.8684
    % -0.58
  • 4.562
    % -0.46
  • 5.1465
    % -1.41
  • 156.68
    % 0.05
 
 
 
 
 
KAPAT