BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kemal Abi’nin haftalığı

Kemal Abi’nin haftalığı

İşte Reha Muhtar ve onun anlayışının açık kanıtı... Show Ana Haber Bülteni, pardon Ana Tulûat bülteni Magazin Gazetecileri Derneği’nden ödül alamadığı için, başka iki dalda kazanılan ödülleri protesto ediyor. Ne yani, siz kanun musunuz? Bu derneğe de iyi oldu... Haber bülteni diye İsmail Dümbüllü’yü bile aratan biçimde tulûat yapanlara düne kadar verdikleriniz zaten mesleğe ihanetti. Şimdi inşallah akıllanmışsınızdır.



MGD’ne oh oldu! İşte Reha Muhtar ve onun anlayışının açık kanıtı... Show Ana Haber Bülteni, pardon Ana Tulûat bülteni Magazin Gazetecileri Derneği’nden ödül alamadığı için, başka iki dalda kazanılan ödülleri protesto ediyor. Ne yani, siz kanun musunuz? Bu derneğe de iyi oldu... Haber bülteni diye İsmail Dümbüllü’yü bile aratan biçimde tulûat yapanlara düne kadar verdikleriniz zaten mesleğe ihanetti. Şimdi inşallah akıllanmışsınızdır. Bu olay, bu ülkedeki başta eğitim kurumları olmak üzere Show Ana Haber, pardon Ana Tulûat bültenine ödül verenlere de bir ders olur umut ederim... İşte UEFA gerçeği Geçtiğimiz hafta içinde UEFA’da seçim genel kurulu vardı. Şenes Erzik yeniden başkan vekilliğine seçildi. Güzel... Ama önemli olanı spordan sorumlu Devlet Bakanı Fikret Ünlü dostumun kongre salonuna alınmayışı idi. Ünlü’nün çalışmalarını, hizmetlerini inkâr edemeyiz. Ama bu olay, bir zamanlar, Türkiye - Azerbaycan milli maçındaki protokol tribünü meselesinde federasyona bindirenlerin bu işlerden hiç anlamadıklarının ortaya çıkmasına da yardımcı olmuştur. Yani, UEFA ve FIFA ne bakan dinler, ne de başbakan... Bu, artık doğuluda bile olmayan anlayış sadece bize aittir. Bir başka açıdan bakarsak, futbol maçlarımızda protokol tribününe kimlerin girmesi, kimlerin girmemesi de sanırım şu UEFA kongresi ışığında yeniden belirlenebilir. Geçmiş olsun sayın Ünlü! Geçmiş olsun bu ülkenin devletçi kafası! İşte TSYD’nin TSYD olma zamanı Tam zamanı geldi... Benim derneğim, artık spor yazarlığını terk edip, gece alemlerinden para kazanan üyelerini hâlâ gerçek spor yazarı ile bir tutup, içinde barındırmaya devam ederse, Asuman Krause’ler kritik yazmaya devam ederse, kayınpederden yazarlar olmadık ahkâmlar keserse, koca Hürriyet Gazetesi’nde kanatlılar, kanatsızlar spor yazmayı sürdürürse, Akşam’ın bankacıları futbol dersi vermeye devam ederse, bir gün bakarsınız, TSYD Kupası’nın gittiği ile değil, derneğin toptan gittiğiyle karşı karşıya kalırız. Arkadaşlar, ben şahsen 11 sene yöneticilik yaptım. O süreç içinde 250’den fazla spor yazarlığıyla ilgisi şüpheli olanları ihraç ettik. Yürekli olun! Olamazsanız da işin içine girmeyin! Ali Şen’e 15 imzalı protestoyu ulaştırmak yerine çaktırmadan çöpe atmayın! En azından isminizin, imzanızın haysiyetini koruyun! Kuruculardan sonraki kuşağız... Yaptıklarımız ortada... Ama sizinkileri pek göremiyorum. İçim sızlıyor... Yanlış görmediysem, vah, vah, vah! Geçen haftaki köşemde basketbolun geleceğinden kuşku duyduğumu dile getirmiştim. Çok geçmedi, ne yazık ki, yanılmadığımı gördüm. Sabah Gazetesi’nde F.Bahçe - G.Saray basketbol play-off maçının kritiğini kim yazmış, biliyor musunuz? Manken Asuman Krause... Koca F.Bahçe - G.Saray basketbol maçı... Düşünebiliyor musunuz? İsim ve yüz benzerliği var deyin de, bir nefes alayım... Vallahi bekliyorum... Aman Allahım, Toshack! Medyada geçen hafta dolaşan bir haber tüylerimi diken diken etti. Beşiktaş’ın başkanı Bilgili’nin yeniden Toshack’a dönebileceği yer aldı... Aman Allahım! Yahu adam Türkiye’den üç oyuncuyu İspanya’ya transfer ettirip, köşeyi döndü... Haa bizim kulüplere de kıyağı oldu. Tamam. Ama bu adam resmen komisyoncu yahu! Sonra kovulmadığı kulüp mü kaldı? Beşiktaş şunu anlamadı mı? Eskiye rağbet olsa, bit pazarına nur yağardı... Aman ha! Can Dündar’ın armut bahçesi! Armutun bahçesi olur mu? Bilemem ama, Fenerbahçe Belgeseli diye sunulan tam bir yutturmaca... General Hamington Kupası deniliyor, ortada kupa yok. Oysa kulüpte var... F.Bahçe’nin kuruluşunda büyük rol almış Saint Joseph Lisesi’nden tek görüntü yok. Oysa okul orada, yerinde duruyor... Kuruculardan Necip Okaner’in evinden tek kare yok. Oysa ev hâlâ Moda’da ayakta... Varsa yoksa, ordunun arşivlerinden görüntüler... Bu, işgal kuvvetleriyle yapılan mücadele mi, yoksa F.Bahçe mi? 1907 Derneği, böyle bir yapımı babasının tarlası gibi birilerine ihale edip, adını F.Bahçe Belgeseli diye koymaya hak sahibi değil... Bunu önce kenara koyalım... Zaten başkan Yıldırım da protesto anlamında geceye katılmadı. Devam edelim... Bahçenin Fener’i, ne demek? Domates mi satıyorsun? Böyle saçma bir yaklaşım olabilir mi? Bir kere F.Bahçe’nin kuruluşunda, burundaki fenerin ne alâkası var? Herkes kendi başına “Ben Fenerbahçeliyim” diye bir şeyler yumurtlamaya kalkarsa, bu büyük değer zarar görür... Yönetimin bu anlamda hemen harekete geçip, “Benden habersiz, F.Bahçe’yle ilgili bir santim bile adım atamazsınız” biçiminde olaya el koyması gerekmektedir. Neden Rüştü? Futbolumuzun belki de en önemli kalecilerinden biri olan Rüştü, Bursaspor’a karşı neden oynadı? Şaştım kaldım. Rüştü, yaklaşık 3 haftadır idman yapmıyor. Üstelik, Oğuz en kritik dönemde çıktı; harika oynadı... Sordum, öğrendim. Lorant, sen oynayacaksın, ben öyle istiyorum demiş... Lorant ister. O yolcu, F.Bahçe hancı... Şimdi sen gel Oğuz’da moral ara...Bunun yanı sıra, lig bitmiş be Lorant efendi, ama Milli Takımımız’ın hayati oyunları var önümüzde... Tabii senin umurunda mı olur? Ve Rüştü ağrılar içinde çıkıp, bu formalite maçında oynadı. Ve de Allah korudu... Şimdi D.Bakırspor maçında bari Rüştü oynamasın... F.Bahçe yönetiminin bu meseleye el koyması ülke futbolu için önemlidir. Federasyon bu olmalı! Geçen hafta Fanatik’te, Aziz Yıldırım’ın beş daldan bindirişine cevap vermeyip işi genel kurula bırakan Futbol Federasyonu’nun bu tutumu “kaçamak cevap” başlığı ile nitelendirilmiş... Eee, tabii sizler tiraj peşindesiniz... Ama federasyonun böyle bir kaygısı olmamalı. Bana göre son federasyon açıklaması bugüne kadar yapılanın en doğrusu idi. İşte o zaman her zemindeki çekişme ve kaos da ortadan kalkar. İnsanlar konuşurlar, yazarlar, tepinirler, sonra yorulup kenara çekilirler... İşte o kadar! Beş milyon dolar bahane mi? G.Saray’ın yeni başkanı Özhan Canaydın, giden yönetimin bir beş milyon dolarlık hesabı netleştiremediğini dile getirmiş. Bu, acaba beklenilen, umut edilen gibi yapılamayacak transferin kılıfı mı? Seçildikleri gün de belirtmiştim, yönetim çok saygın ama o denli de gölgesinden bile ürken kişilerden kuruldu. Bakalım, göreceğiz.yağardı... Aman ha! Bunlar nasıl şampiyon oldu? F.Bahçeli dostlarım, Kocaelispor maçının sabahında sorup durdular; “bu takımla G.Saray nasıl şampiyon oldu?” Bırakın şampiyonluğu dedim, bu takım Şampiyonlar Ligi’nin çeyrek finalinden bir golle döndü. Siz aslında oraya bakın... Para, günümüz için çok önemlidir. Ama parayı akıllı kullanırsan büyük güçtür. G.Saray’da para yoktu ama akıl vardı. O aklı da Terim hoca sistemle yerleştirdi. Lucescu da çok akıllı çıktı. O da sisteme dokunmadan, bugün kapının önüne bıraksanız alıcısı çıkmayacak yabancılarla büyük başarı elde etti. Onu dedim arkadaşlara; G.Saray’ın yabancılarını, kaleci hariç, bedava verseler alır mısınız? Hayıııır! Peki, nasıl oldu? Sistem, onun prensipleri, ilkesi ve felsefesi... Masan dört sağlam bacaklı oldu mu korkma... Ne devrilir, ne kırılır... Sadece bazen fazla yükten gıcırdar, biraz bakarsın, o da geçer... Bu arada size bir not düşeyim; G.Saray’ın bu sezonki başarılarına düne kadar dünyanın hiç bir takımında rastlanmamıştır. Yani, Avrupa Şampiyonu olan kadrodan 13 kişi gidecek, yerine mahallelerinde bile tanınmayan yabancıları alacaksın ve bu işleri yapacaksın. Bir tek Ajax 1973 var... O takımdan da sadece 6 kişi gitmişti.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 107921
    % 1.38
  • 3.8353
    % -0.54
  • 4.5054
    % -0.9
  • 5.1351
    % -0.04
  • 153.999
    % -0.04
 
 
 
 
 
KAPAT