BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Deli Dumrul köprüsü

Deli Dumrul köprüsü

Boğaza tünel inşaatının konuşulduğu günümüzden 30 sene evvel boğazda köprü yapılsın yapılmasın tartışmaları devam ediyordu. İşte o dönem gazete sütunlarında sağ-sol kavgaları devam ederken köprüye yeni isimler yakıştırıldı. Bunların içerisinde en çok rağbet göreni ise “Deli Dumrul Köprüsü” oldu...



Ben, Hasan oglu Ahmed, 39 yaşındayam. Sivasliyam. Estenbole Hüseyin galfanin yaninda baston işçisi olarak çalışirem. Tam on üç apartımanın inşatında çalışmışam şimdiye kader. Hep inşat yapilmasini isterem, yol yapılsin korpü yapılsın isterem. Ben bir kere deniz üstünde yürümüşem. 1953 yılında, goca goca buz parçalari bogazi doldırmiş, vapurlara geçecek yol bırakmamişti. Bir balıkçı, bunlarin arasinda sıkışıp galınca gayığıni bırakmiş, buzların üzerinden yürüyerek garaya çıkmışti. Sonra ben de atlamışem denize. Buzların üstüne çıktım, taa içerilere gadar gittim. Ve demiştim ki gendi gendime, “Ortakoy’den Üsküdar’a”, ya da Beglerbegi’ne dubalarin üzerinden yürünerek geçilmez mi? Geçilir elbet!.. İşte ben bele düşünmüştüm Bogaz korpüsünü. Bu düşünce kafama gelinceye gadar kimseden bele bi şey işitmemişem. Onun için diyom ki, ben, Hasan oglu Ahmed, gendi neslim içinde, Bogaz’a korpü yapilmasını ilk düşünen insanam...” diyordu vatandaş Ahmet devlet büyüklerine gönderdiği mektubunda... 2500 yıllık hayal Öyle ya koskoca köprünün akıl hocalığını başkalarına kaptırmıştı vatandaş Ahmet. Ama vatandaş Ahmet’in bilmediği bir şey vardı, boğaza bir köprü kondurma fikri bundan binlence yıl öncesine dayanıyordu. Pers hükümdarı Daryus bunu tam 2500 sene evvel akıl etmiş.. Sultan 2. Bayezid de aynı köprünün yapılması için girişimlerde bulundu. Boğazda bir köprü yapımı konusunda en ciddi girişim 2. Abdülhamit döneminde oldu. Köprünün ismi de “Hamidiye Köprüsü” olacaktı. 1931 yılına gelindiğinde o günlerin tanınmış işadamı Nuri Demirbağ’ın hazırladığı köprü projesi, Atatürk’ün tasvibine rağmen devrin Nafia Vekili Ali Çetinkaya’nın muhalefeti üzerine rafa kaldırıldı... Ve 1960’ların sonuna gelindiğinde dönemin Başbakanı Süleyman Demirel her demecinde köprü ile ilgili hararetli konuşmalarla iktidarında bir köprü inşa ettirmenin hesaplarını yapıyordu. Zaten sonraları Boğaziçi Köprüsü’nün diğer adı “Demirel Köprüsü”ne çıkacaktı. Kavgalar başlıyor... O dönemler köprü tartışmaları tamamıyla siyasi zeminlerde gerçekleşiyordu, en hararetli tartışmalar 1967 yılında başlamıştı. Dönemin muhalefet partisi CHP ve Türkiye İşçi Partisi, köprü inşası konusundaki karşı tutumuna rağmen Adalet Partisi bu projeyi her ne pahasına olursa olsun hayata geçirme taraftarıydı. Demirel’in sonuçta zaferle noktalayacağı bu proje sayesinde Uluslararası Yol Federasyonu 1973 yılında Demirel’i yılın adamı seçecekti. Şimdiki Başbakanımız Bülent Ecevit de köprü karşıtı olanlardandı. İşte o dönem gazete sütunlarında sağ-sol kavgaları devam ederken köprüye yeni isimler yakıştırıldı. Bunlardan en çok rağbet göreni ise “Deli Dumrul Köprüsü” oldu. 1969 yılına gelindiğinde tartışmalar daha da hararetlendi, Ecevit yaptığı açıklamalarda, “Suyu ve kanalizasyonu olmayan şehre, asma köprü ile milyarlar harcamak, İstanbul olmasa bile insanlık düşmanlığıdır. CHP iktidara geldiğinde, kendi gücüyle yapabilir konuma gelinceye kadar bu inşaatı erteleyecektir.” diyordu. Ve nihayet temel atıldı Onca kavganın ve polemiğin ardında “Deli Dumrul Köprüsü”nün inşası için önemli bir adım atıldı ve nihayet mukavele 26 Ocak 1970 yılında Başbakan Süleyman Demirel ve kalabalık bir heyetin katılımıyla imzalandı. Büyük gün, yani temel atma töreni 20 Şubat 1970’te yapılacaktı. Ve nihayet beklenen an yaklaşmıştı, Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay makinanın kolunu çevirirken “Hayırlı olsun” derken, Başbakan Demirel ise bunun yanına bir de besmele eklemişti. Top sesleri ve vapur sirenleri eşliğinde köprünün ilk temelleri atıldı. Cumhurbaşkanı, Başbakan ve paşalar ve envai çeşit bakan ve muhtelif devlet büyüğümüz saatlerce süren sıkıcı konuşmalar yaptı. “Feza asrına geldik. Ay fethedilmiştir. Biz de bu küprü ile inşallah muasır medeniyetler seviyesine yükseleceğiz...”, “Bu hizmetler şehrin tarihine altın harflerle yazılacaktır...” şeklinde malum konuşmalardı bunlar. İşte şimdileri bütün ihtişamı ile duran Boğaziçi Köprüsü, namı diğer “Deli Dumrul Köprüsü” yapılmaya başlamıştı, ama engeller hâlâ bitmiş değildi. 1.5 milyara mal edilmesi planlanan köprü 1973 yılında açılacaktı. Proje için İngiltere ve Japonya’dan alınan 80 milyon dolar kredinin, 20 senede geri ödemesi planlanıyordu. Eğer her şey yolunda giderse köprü kendini 10 sene içinde geri ödeyecekti. Çatlak sesler hiç dinmedi Köprünün ruhsatı yok Köprü temelinin atılmasından hemen sonra yapılan açıklamalardan biri de CHP Genel Sekreteri Besim Üstünel’indi. Üstünel, “2000 yıl önceki hayalperestlerin ham hayallerini gerçekleştirme çabaları bu hükümete nasip olmuştur.”açıklamasının ardından köprü için ruhsat alınmadığı gerekçesiyle meclise bir önerge verilmişti ama bundan da bir sonuç elde edemedi. Temellerde çatlak var İnşaat aşamasında köprü karşıtlarının karşı atakları devam ediyordu. Bir ara “Köprü temelleri çatlak” dedikoduları yayıldı. Dönemin cumhurbaşkanına bir telgrafla ulaşan ihbar üzerine Karayolları Genel Müdürlüğü bir basın toplantısı düzenleyerek gazete muhabirlerini temellere kadar indirip fotoğraf almalarına izin verdi. Muhalifler daha da ileri giderek “Boğazın ayakları iyi oturtulamadı” söylentilerini bile yaydılar. İşte bu çatlak sesler inşaat süresince hep devam etti. Köprüye sabotaj İstanbul Birinci Ordu ve Sıkıyönetim Komutanlığı’nın 23 Kasım 1972 tarihinde düzenlediği brifingde konuşan Kurmay Albay Erhan, hiç de beklenemeyen bir açıklama yapıldı ve, Tersane-İş sendikasının yönlendirdiği anarşistlerin Boğaziçi Köprüsü’nü havaya uçurmayı planladıklarını, hazırlık aşamasındayken suç delilleriyle birlikte yakalandıklarını söyledi. Basında yankı uyandıran bu açıklamanın ardından köprüde güvenlik tedbirleri artırıldı. 70 bin mezar nakledildi Köprü inşaatı için yapılacak yolların güzergahında yer alan 70 bin mezarın nakli o dönem gazetelerde büyük yankı uyandırdı. Kabir sahiplerinin hükümeti protestoları, kararın geri alıması ve güzergahın değiştirilmesi yolundaki tekliflerin hiç biri gerçekleşmedi ve Topkapı’dan başlayarak Ankara asfaltına kadar olan bölümde yer alan 70 bin mezarın nakil işlemleri Kozlu mezarlığını yanında bulunan boş alana yapıldı. Gazetelere yansıyan haberlerden biri de “Peygamber ahfadından 12’sinin kabri nakledildi” başlığını taşıyordu. Haberde çevre yolu inşası için nakledilecek 10 bin mezardan 12’sinin Peygamber Efendimizin soyundan olan kişilere ait olduğu ifade ediliyordu. Yol çalışmaları sırasında 3600 gecekondu da yerle bir edildi. Sultan Fatih’in işareti İstanbul’un fethi planının ilk merhalesi; Rumeli Hisarı’nın inşası idi. Bizans bunu protesto ederken şu cevabı almıştı Fatih’ten: “Rumeli sahili de benimdir. Bu hisar ana yurdum ile Rumeli arasında bir köprü olacaktır. Gidin efendinize söyleyin, bizim iktidarımızın ulaştığı yere onların hayali bile yetişemez...” Fatih Sultan Mehmet belki de bu sözü ile boğazda kurulacak bir köprüyü işaret ediyordu. Zaten Sultan Fatih’in bu sözü o dönemin köşe yazarları tarafından defalarca yorumlandı. Ozanların diline düşmüştü ‘Hökümet Estenbole asma korpi yapıyor’ O dönemler köprü tartışmalarına halk şairleri de katılmıştı, tabii köprü için taşlama türünden şiirler de yazıldı. Muşlu bir halk şairi olan İbrahim ejder Aktuzla bu şairlerden biri idi: Londera Oluyoruz Hele gel müjdemi ver le Ayşe le le Fatma Londera oluyoruz zırt ha dedi mirato Çevalde unumuz yok Hasan dedan yatıyor Hökümet Estenbole asma korpi yapıyor. Tarla boş denimiz yok, giyecek donumuz yok Araba şöyle dursun at işler yolumuz yok Ayağım tiken dolmiş vallahi çarığımız yok Hökümet Estenbole asma korpi yapıyor. Sağlık ocağımızın sacı var bacası yok Ebe merkezden gelmez bekardır kocası yok Gelse bile ocağın camı yok sobası yok Hökümet Estenbole asma korpi yapıyor. Bizim o sarı okiz dabak olmiş gitmiyor Yanisini almeye velleh gücüm yetmiyor Pere vermez bangaci hele bene ne diyor Hökümet Estenbole asma korpi yapıyor. Buğdayımız pas vurdu, bu kış arpe yiyelim Arpe yemek hoş Ayşe fırtı yok ne giyelim Hökümetin işi var biz kime ne diyelim Hökümet Estenbole asma korpi yapıyor. Köprünün türküsü de yapıldı O dillere destan Deli Dumrul Köprüsü için türküler bile bestelendi. Dönemin tanınmış modacılarından Münevver Tolun’un köprü için yazdığı şiir İstanbul radyosu sanatçısı Kenan Şavklı tarafından bestelendi. Köprü için bestelenen türkünün plakları o dönem büyük rağbet gördü, türküyü de okumak Fatma Türkan Yamacı’ya nasip oldu.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT