BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Washington Zirvesinin ardından; MHP taşeron olamaz!

Washington Zirvesinin ardından; MHP taşeron olamaz!

NATO’nun 50. Yıldönümü münasebetiyle, Washington’da yapılan liderler zirvesi konusundaki yazımda...



NATO’nun 50. Yıldönümü münasebetiyle, Washington’da yapılan liderler zirvesi konusundaki yazımda, Washington’dan gelen gazete ve televizyon haberlerine bakarak, bu şaşaalı toplantının, verilen parlak nutuklara ve kadeh tokuşturmalara rağmen, ne Kosova bunalımını kesin olarak çözmek konusunda; ne de, Sovyetler Birliği ve komünizm çöktükten sonra kendisine yeni bir misyon arayan örgüte, yeni bir kimlik vermek hususunda, pek başarılı olamadığını belirtmiştim... Gerçi Kosova’daki tehlike yüzünden “misyon NATO’yu bulmuş”, daha doğrusu gafil avlamıştı ama, örgüt uzun sonuç bildirgesine rağmen yeni kurumsal ve opernatif kimliğini bulmuş, paradogmalarını tespit etmiş değildir. Olsa olsa, NATO’nun ve Batı Avrupa (savunma) Birliği’nin ve geliştirilmeye çalışılan ESDI’nin (European Security and Defense Initiative) -yani ASGK’nın- (Türkçesi Avrupa Savunma ve Güvenlik İnisiyatifi) bir kimlik bunalımı geçirdikleri ortaya çıkmıştır. Ve Washington’da, bazılarının iddia ettiği gibi, İkinci NATO doğmamıştır. Doğum sancıları devam edecektir; sonra nasıl bir “şeyin” doğacağı da belli değildir. İKİ ÖNEMLİ OLGU Ancak ortaya çıkan iki olgu var. Batı Avrupalılar’ın, ABD ağırlıklı NATO’nun askeri gücüne ve enfrastrüktürüne ihtiyaçları vardır ama paradoksal olarak da, bunların ağırlığından kurtulmak ve Avrupa’yı kapalı bir bölge yapmak istemektedirler. İkinci olgu da, Washington’da, belki de tek somut karar olarak, yeni bir strateji konseptinin kabul edilmesidir. Aslında, Kosova oldu-bittisinin zorladığı bu konsept, sınır ve ayrıntıları belli olmamakla beraber, NATO’nun bundan sonra, klasik iştigal sahası dışındaki misyonları da kabul etmesini öngörüyor. Bu konseptin başlıca gereği de, artık ulusal egemenlik haklarına itibar edilmeden NATO gücünün lüzumu halinde, dünyanın her yerinde kullanılabileceği. Şimdi bizim entel yazarlarımız, başta Cengiz Çandar ve “Yıldızlar, çizgiler ve ötesinden” bize hep “Amerika’nın sesini” ileten Yasemin Çongar, bayram ediyorlar.. Çandar, NATO artık “bölgesi dışında” mesela gerekirse Türkiye’de hareket yapabilecek diye mutlu. Yasemin “İnsan haklarının ihlali herhangi bir ülkenin içişleri sayılmaz” diyor ve açıkça Kürt meselesini, söz konusu ederek “Türkiye, içişlerimize karışmayın feryadını daha ne kadar sürdürecek?” diye soruyor. Akıllarınca bir gün, gerektiğinde, NATO, bizim de milli egemenlik haklarımıza aldırış etmeden Güneydoğumuzdaki “etnik soruna” müdahale edebilecek!.. BAŞARININ BOYUTLARI Geçen yazımda Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel’in, Dışişleri Bakanı İsmail Cem’in ve hariciyemizin başarılı bir savaş verdiklerini, Avrupalılar’ın Türkiye’yi yeni kurum ve konseptlerin karar mekanizmalarının dışında bırakmalarını, yani bizden ağır askeri mükellefiyetler talep etmelerine rağmen, bu kuruluşların kararlarında temsil hakkımızı tanımamak teşebbüslerine engel olduklarını yazmıştım. Şimdi zirve toplantısının direnmemiz neticesinde tadil edilen 30. maddesinin İngilizce tam metnine bakıyorum. Allah, Dışişleri Bakanlığı’nda, bu maddeyi Türkçe’ye çevirecek gençlerimize kuvvet versin. Diplomatlar bazı şeyleri açıkça belirtmekten kaçmak için ekseriya, böylesine dolambaçlı, muğlak bir üslup kullanırlar. Bu 30. madde de öyle. Biraz İngilizce bilirim ama beş altı kerre okuduğum halde, tam manasını doğrusu anlayamadım. Anlaşılan, ESDI ‘de, Avrupa Güvenlik ve Savunma Kimliği’nde, kararların gene NATO çerçevesi içinde alınacağı ifade ediliyor ama bu öylesine muğlak ve dolambaçlı ki, Türkiye’nin her zaman ve herhalde kararlara iştirak edeceği hususunda pek sarahat yok.. Uluslararası toplantılarda komünikler ve bildirgelerin metinleri üzerinde anlaşma mümkün olamayınca, ittifak ve konsensus intibaı vermek yani “hamamın namusunu” kurtarmak için, sonunda böylesine ne şiş yansın ne kebap uzlaşmalar ortaya çıkar, Washington bildirgesinde de öyle olmuş! Demirel ve Cem’in başarılarına asla limon sıkmak istemem; aslında onlar Türkiye’nin her önlerine konulanı öyle kolay, uslu uslu kabul edecek bir devlet olmadığını göstermekte çok başarılı olmuşlar ve Türkiye’nin, askeri gücünü kendisi dışında ateşlenecek “toplara yem yapmayacağını” anlatmışlardır. İKİNCİ NATO NATO’nun yerine ikinci bir NATO’nun doğamayacağı veya şimdi doğmadığı anlaşılmıştır. NATO 1950’nin şartları içinde, aynı tehlike karşısında, aynı şekilde düşünen dirayetli liderler tarafından kurulmuş ve çeşitli ihtimallerin, yani Sovyet ve Varşova Paktı Ordularının çeşitli saldırı ihtimallerine göre belirli planlar ve hazırlıklar, askerler tarafından geliştirilmişti... Şimdi ise, Kosova bunalımına paldır küldür, hazırlıksız girilmesi üzerine, alelacele İkinci NATO diye yeni bir kurumsallaşmaya gidilmek, stratejik bir konsept oluşturulmak isteniyor. Oysa Kosova’daki fiyasko bunun imkansız olmasa bile çok güç olacağını gösteriyor. ASIL KONU Bu konunun üzerinde ilerde daha fazla durmak isterim. Ama şu sırada bu keşmekeşten Türkiye’ye birtakım hisseler ve ev ödevleri çıkarılması için, içeride ve dışarıda yapılan çabalara değinmek istiyorum. İnsan hakları, demokrasi kuralları ve ilkeleri iyi de, bunları dayatan ve uygulayacak olan bugünkü Avrupa’nın, bugünkü Amerika’nın, Batılı “savcı ve yargıçların” sicillerine ve performanslarına bakarak, hangi salahiyet ve bilgelikle Türkiye’ye “ev ödevleri” dayatmaya ve milli egemenlik haklarımızı delmeye hakları olduğunu sorgulamak gerekir. Her vesileyle Avrupalılar’dan önce mazoşist bir zevkle bize bu ödevlerin verileceğini hatırlatan, hatta verilmesini isteyen yazarlarımıza sormak istiyorum: “Ağzınızda gevelemeyin de ev ödevlerimizi bir açıkça sıralayın. Bunlar gerçeklerimize uyuyor mu? Siz de, Türkler olarak, milli egemenlik haklarımızı Avrupalılar’a ve Amerikalılar’a güvenip birtakım peşin hükümlü uzmanların, “düşünce tanklarının” bulgularına feda etmeyi, içlerinize sindirebiliyor musunuz? Mesela Güneydoğu’ya özerklik verilmesine, mesela bunca mücadeleden sonra Clinton rahatsız oluyor diye Kıbrıs’ta kazandıklarımızdan vazgeçmemize razı mısınız? YANLIŞ SENARYO YANLIŞ HESAP En önemlisi son günlerde ortalıkta başka bir senaryo dolaştırılıyor. Bütün bu fedakarlıklar, MHP iktidarda olunca daha kolaylıkla ve kamuoyunun tepkisini çekmeden yapılabilirmiş.. Anlaşılan MHP’yi başka türlü bitiremeyenler Milliyetçi Hareket’i şimdi taşeron olarak kullanıp bitirmeyi istiyorlar. MHP adına konuşmak hakkım yok, ama ben Sayın Bahçeli’nin ve MHP’nin, devletimizin bekasını, birliğini ve bütünlüğünü ilgilendiren konularda temel ilkelerinden asla vazgeçmeyeceğine, MHP’nin böyle bir “görevi” asla üstlenmeyeceğine inanıyorum! GÜNÜN FİKİR KIRINTISI Yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize görecekleri eğitimin sınırları ne olursa olsun, her şeyden önce Türkiye’nin bağımsızlığına, kendi benliğine ve milli geleneklerine düşman olan bütün düşünce ve eylemlerle savaşmak gereği öğretilmelidir. GAZİ MUSTAFA KEMAL (1922)
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT